Limak Elektrik

Yerel medyanın hali pür melâli!

Daha,
Birkaç gün önce, Sakarya’da, Anadolu Gazetesi’nin sahibi, devletten aldığı aylık 25 bin TL’lik kaynağın kesileceği korkusuyla cinnet geçirip, gazeteyi denetlemeye gelen Basın İlan Kurumu yetkililerinin üzerine kurşun yağdırmıştı.

Bu olayın,
Acısı, sancısı, tartışması henüz bitmemişti ki; “Küçük Babıâli” diye bilinen Bursa medyasında da hayli üzücü / düşündürücü bir gelişme yaşandı.

www.yenibursa.com’un
Verdiği habere göre, Bursa Haber Gazetesi çalışanları uzun süredir maaş alamamışlar. Haliyle bıçak kemiğe dayanmış ve “kalem bırakma” eylemi gerçekleştirmişler. (Meslektaşlarımın eylemini alkışlıyor ve sonuna kadar destekliyorum…)

Ne acı değil mi?
Basın emekçileri, alınlarının teriyle çalışıp, hak ettikleri maaşlarını bir boykot sonucunda alabiliyorlar ki; o da ancak devede kulak…

Peki;
Bu neden böyle hiç düşündünüz mü? Muhakkak konuya aşina olanlar cevabını şak diye verecektir fakat diğerleri için bir de ben söyleyeyim.

Bu neden böyle biliyor musunuz?
Gerçek manada yerel gazete bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azken, “basın” adı altında devletin dolandırıldığı yüzlerce yayın var. Bunların derdi gazetecilik falan olmadığı gibi gazeteciler de umurunda değil. Hileli yollarla Basın İlan Kurumu’ndan aldıkları paranın yanında adeta haraca bağladıkları kurumlardan “reklam” kılıfıyla indirdikleri de cabası…

İşin daha da acı yanı,
Bu yayın sahiplerinin eşleri ve çocukları da basın kartı sahibi. Zira devlet bu yayın sahiplerine yedişer adet basın kartı kontenjanı tanımış. Yani, gazeteciler basın kartı sahibi olamazken, gazetecilikte hiçbir alakaları olmayanlar basın kartı taşıyorlar…

Tabii ki;
Böyle bir gazetede neredeyse hiçbir şey yazılamaz olur… Yazanlar / Yazdırılanlar, yazdıkları kadar okumayanlardan oluşur. Adeta gazeteciliğin köküne kibrit suyu dökercesine haberler devşirlir. Yarım ağızla yapılan yorumlar ve suya tirit yazılarla adeta gün kotarılır. Sormak istiyorum, bu yakıcı tabloda, okuyanda okuma, yazarda da yazma iştahı kalır mı?

Peki;
Gazetelerin ve gazetecilerin hali pür melali buyken gazeteci meslek örgütleri ne yapıyordur? Valla ne yaptıklarından pek haberdar değilim fakat kulağımıza gelenlere bakılacak olursa o’nlar da, en az satan bir gazetenin gözlerden uzak bir köşesine ilan verip delegeden habersiz kongre yapmakla meşgullermiş!

SON SÖZ:
Sözümüz layıkıyla gazete çıkartan ve gazetecilik yapanlara değil elbette. Fakat “Küçük Babıâli” denilen bu şehirde, ŞEHİR’den başka fincancı katırlarını ürkütmekten korkmayan kaç gazete var? Son sözün son cümlesi biraz reklam kokacak ama ne yapalım, marifet de iltifata tabidir. Şu halde, “ŞEHİR yazıyor, şehir okuyor” deyip bitirelim…

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR