24 Ağustos 2017 Perşembe
ROTA BURSA

AK PARTİ BURSA İL BAŞKANI AYHAN SALMAN OLDU!

CHP'de deli cesareti var!

 Sevgili okurlarım,

Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ni de içeren yeni anayasa Meclis'ten geçti. Şimdi söz milletin. Muhtemelen Nisan ayı içerisinde bir referandum yapılacak. Görünen o ki; seçmen "Evet"e daha yakın. Lakin, artık ok yaydan çıktı ve halk "evet" dese de, "hayır" dese de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. 

Kanal 16'da, hazırlayıp sunduğum "Bursa'nın Ana sayfası" programında 2016'nın ilk konusu "Başkanlık Sistemi"ydi. İlk konuğum ise bir Bursa markası olma yolunda hayli mesafe kat eden rotabursa.com'un Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Mustafa Gültekin'di. 

O programda, Mustafa Gültekin, "Başkanlık Sistemi en çok muhalefetin işine yarar" demişti. Derenin altından çok sular aktı ve 2017'nin ilk ayının son günlerindeyiz ve artık adı Cumhurbaşkanlığı da olsa, içeriği Başkanlık olan siteme geçip geçmeme konusunda karar milletin. 

Tam da burada, yine aykırı fikirleri ve çıkışlarıyla dikkat çeken gazeteci dostum Mustafa Gültekin'e 2016'da söylediklerini de hatırlatarak görüşlerini sordum. "Muhalefetten başlayalım" deyip, "CHP'de deli cesareti var" diyerek söze girdi.

"CHP'de deli cesareti var!"

Delilik, Einstein'in dediği gibi, "aynı şeyi yapıp farklı sonuçlar beklemek"se eğer CHP tam da bunu yapıyor. Onun için CHP'de deli cesareti var dedim. Düşünebiliyor musunuz? Sistem değişikliği teklifi Meclis'ten geçti, hatta referandum tarihi bile neredeyse netleşti, adamlar hala "Parlamenter sistemi tartıştırmayacağız" havasındalar. Zaten bildiğimiz bileli, Ak Parti'nin yaptığı hemen her şeyi bir 'ölüm kalım meselesi' gibi görüp, işi 'rejim' tartışmasına sokuyorlar, çıkarılan hemen her yasayı AYM'ye götürüp bir bakıma 'hiçbir şey değişmesin' istiyorlar. Bu akıldışı tutuculuklarıyla toplumun çok gerisinde kaldıklarının farkında değiller. Oysa dünya değişiyor, Türkiye değişiyor, toplum değişiyor ve yeni dünyanın gerekleri olarak bir değişim istiyor. CHP, ne yazık ki; bu tabloyu okumuyor, okuyamıyor... Hal böyle olunca,  kendisini her değişimin önüne set olmakla vazifeli sayıyor. Tabi, sonuç, kendi adına siyasi bir hüsranla sonuçlanıyor her defasında. Bunu görmek için 2002'den bu yana girdikleri her seçimden aldıkları sonuca bakmak yeterli olur sanırım. 

"CHP bu referandumu da bir 'rejim' tartışmasına indirgedi."

Açık söylüyorum, CHP en iyi yaptığı şeyi yine yapıyor ve bu değişimi de bir 'rejim' meselesine dönüştürdü. CHP'deki bu akıl tutulması, toplumun, değişenin aslında ne olup olmadığına dair az da olsa anlama isteğini, gayretini ta baştan öldürüyor. Ben biliyorum ki; binlerce kişi sırf CHP'ye, daha doğrusu CHP'deki bu anlaşılmaz tavra 'hayır' demek için referandumda 'evet' diyecek. Ben, topluma yapılacak bundan daha büyük bir kötülük göremiyorum. 

Başkanlık Sistemi muhalefete yarar!

2016'nın başında sizin programınızda söylediğim sözün hala arkasındayım. Evet, Başkanlık Sistemi muhalefetin işine yarar. Şöyle ki; bugün CHP'nin 'rejim' meselesine dönüştürmek istediği sistem değişikliği içeriğinden, ne getirip ne götüreceğinden çok tek kişi üzerinden, yani Recep Tayyip Erdoğan üzerinden tartışılıyor. Hatırlayın, Başkanlık Sistemi tartışması başladığında CHP'nin ilk sözü, "seni başkan yaptırmayacağız" olmamış mıydı? Bu söz de aslında kendi içinde çelişkili bir söz, zira 'seni başkan yaptırmayacağız' demek 'senden başkası başkan olabilir" anlamı taşımıyor mu? Öyleyse CHP çok çalışsın, halkı ikna etsin ve kendi içinden birisini başkan yaptırsın. Buna mani bir durum var mı?

Yeniden başa dönecek olursak, bugün uyguladığımız ve her tarafı dökülen, değişmesi elzem olan parlamenter sistemde, bölünmüş ve sürekli istikrarsızlık üreten yapıda CHP'nin demokratik yollarla iktidara gelmesi neredeyse imkansız. Oysa içeriği iyi işlenmiş, dolu, donanımlı bir başkanlık sisteminde, CHP'den de ve hatta diğer bütün partilerden de başkan seçilme ihtimali, imkanı neredeyse eşittir. Tartışma, kişiler üzerinden değil de sistem üzerinden yürütülebilse sonuç daha şeffaf olacak, verimli olacak ve bu ince ayrıntı daha net ortaya çıkacak. 

Sisteme 'tek adam rejimi' demek, kolaycılıktır!

CHP, karşı çıktığı bir değişimi eleştirirken bile işin kolayına kaçıyor. Ak Parti'nin önerdiği sisteme 'tek adam rejimi' diyerek başkaca söylenecek her söze kulağını tıkıyor. Oysa getirilmek istenen sistemde bir kişinin 'tek adam' olabilmesi için yüzde 51 oy alması gerekiyor. Tayyip Erdoğan'ı ayrı tutarsak elimizdeki siyasetçi profilleriyle hangi parti yüzde 51 oy alacak bir lider çıkartabilir? Açık konuşalım, hiçbirisi. Şu halde, bir kişinin 'tek adam' olmak için yüzde 51 oy alması, yüzde 51 oy almak için de diğer siyasi partilerle işbirliği yapması zorun hale geliyor. Ben, 'tek adam' şöyle dursun, kurumsallaşacak koalisyonlar dönemi hayırlı olsun diyorum. 

"Neye hayır, neden hayır?"

Bu soruyu tersten, "neye evet, neden evet" olarak da okuyabiliriz. Başta da ifade ettiğim gibi elimizde her tarafı dökülen ve değiştirilmesi elzem olan bir sistem var. Değiştirilmesi noktasında bir irade de oluştuğuna göre, gündelik siyasetle, içi boş sözler, ufuksuz tartışmalarla zamanı ve imkanı öldürmek, kişiler üzerinden, düşmanca yaklaşımlarla süreci anlamsız noktalara sürüklemek yerine. "Hayır" diyenler, neye ve neden hayır sorusuna, "Evet" diyenler de neye ve neden evet sorusuna doğru, dokunaklı cevaplar bulup bir ortak nokta oluşturma gayretine girilebilseydi, dosta güven veren, düşmana korku salan bir iklim oluşabilirdi.    

Keşke CHP de MHP gibi sürece katkı koysaydı!

Aslında, 15 Temmuz gibi, değil Türkiye'de, dünyada eşine az rastlanacak bir ihanet kalkışmasının ardından, tanklara adeta kafa atan milletin eşsiz direnişi ve sonrasındaki verilen 'birlik' mesajları CHP'nin de tıpkı MHP gibi sürece katkı koymasını kolaylaştıracak, haklı kılacak bir dönemdi. Tam da böyle bir dönemde yeni açılan sayfaya CHP'nin de imza atması halkın kahir ekseriyeti tarafından beklenen, istenen bir sonuçtu. Lakin olmadı. Şayet olabilseydi, ve bir kez daha söylüyorum, CHP halkın gerisinde kalmayıp büyük fotoğrafı okuyabilseydi, süreç daha hızlı, sağlıklı ve anlamlı olacaktı. Bununla da kalmayacak, Artık adına Cumhurbaşkanlığı Sistemi dediğimiz yeni sistem daha farklı ve içi daha dolu olabilirdi. Hatırlayın lütfen, Ak Parti'nin ilk hazırladığı metin ile MHP'nin katkı koymasıyla Meclis'in onayına sunulan metin arasında ne büyük farklar var. İşte bir bu kadar fark da CHP'den gelseydi, konu daha derinlikli tartışılıp, ortaya daha sağlıklı ve daha çok kişinin içine sinen bir sistem değişikliği çıkmaz mıydı? Çıkardı. Fakat ne yazık ki; CHP bu sonuçtan kendini de milleti de mahrum bıraktı... 

"Son olarak, sonuç ne olur?"

En kestirmeden söyleyeyim. CHP ve HDP 'hayır' diyor. Başka kimler hayır çıkmasını istiyor. FETÖ ve PKK başta olmak üzere bütün düşman unsurlar... Şu halde, bu "hayır"lardan bir hayır beklemek hayırlı bir iş midir Allah aşkına? Elbette ki; değil. Bu tabloda, "evet" diyecekler için, neye "evet" diyeceklerini bilmenin bir anlamı kalıyor mu sizce? Kimlerin "hayır" dediğine bakınca, eksiğe gediğe bakmadan "yüz bin kere evet" diyesi geliyor insanın... Böylece ben de oyumun rengini açıklamış oldum. Hani, "sonuç ne olur?"a yüzdelik bir cevap vermek istemem ancak geçmişte, "birlikte iyi salladık" diyen CHP ve HDP'nin iyi sallanacağı, hatta fena hırpalanacağı bir sonucun çıkacağı da aşikar...  

Zaman ayırdığınız, fikirlerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim.

Asıl bu imkanı verdiğiniz için ben size teşekkür ederim. İnşaAllah sonuç güzel olur. 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR