24 Ağustos 2017 Perşembe
ROTA BURSA

AK PARTİ BURSA İL BAŞKANI AYHAN SALMAN OLDU!

Son Başbakan Yıldırım!

Ahmet Davutoğlu'nun, Başbakanlığı bırakacağı açıklandığında yeni Başbakan'ın "düşük profilli" bir Başbakan olacağı konuşuluyordu. Ve nihayet Binali Yıldırım görevi üstlendi... 

Ancak, hiç de öyle beklendiği/söylendiği gibi "düşük profil" sergilemedi. Aksine, siyasetin teorisinden çok sahadaki pratiğini iyi bilmesi ve bu manada attığı reel adımlarla Başbakanlığı, Davutoğlu'ndan birkaç tık daha yukarıya çıkardı desek asla yanılmış olmayız. 

Üstelik, bu süreçte 15 Temmuz gibi yeryüzünde eşine benzerine rastlanmayacak kadar hain bir darbe teşebbüsüne maruz kaldı ki; krizi Cumhurbaşkanı Erdoğan'la birlikte çok iyi yönetti ve hala yönetiyor. 

Ne var ki; Binali Yıldırım, "düşük profilli" bir Başbakan olmadı ancak son Başbakan olarak tarihe geçeceğe benziyor. Nitekim, bir süreliğine ikinci, üçüncü sıraya gerileyen Başkanlık Sistemi yeniden Türkiye'nin birinci gündemi oldu. Üstelik bu sefer sadece tartışılmakla kalmıyor, ciddi hazırlıklar da yapılıyor. 

Kuşkusuz bu konuda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin günlerdir tartışılan çıkışları da toplumda ciddi bir heyecana neden oldu. Hatırlanacağı gibi Bahçeli, Parlamenter sistemin revize edilerek devamından yana olduğunu söylemiş olsa da, Başkanlık Sistemi konusunda, "milletimize görüşünü sormanın, fiili çelişkiyi sona erdirmeyle ilgili müdahil olmasını istemenin hiçbir mahsurlu ve sakıncalı tarafını da görmemekteyiz..." demişti. 

Bahçeli'nin bu ifadelerinden taraflı tarafsız hemen herkes, "Başkanlık Sistemi'nin referanduma götürülmesinde Ak Parti'ye destek vereceği" anlamını çıkardı. 

Ancak, Devlet Bahçeli'nin, Türkiye'nin şu andaki yönetim şeklinin anayasaya uygun olmadığını ve ileride büyük bir krize gebe olduğuna işaret etmesi ve bu çelişkili düzenin sona erdirilmesi gerektiği hususundaki tespitinin son derece yerinde olduğunun altını özellikle çizmek isterim. 

Evet, gerçekten de Devlet Bahçeli'nin dediği gibi ortada ciddi bir fiili çelişki söz konusu. Parlamenter sistemde Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın kan uyuşmazlığı yaşadığı dönemlerde ülkeye ödetilen faturanın ne denli fazla olduğu bilinen bir gerçekken, halk tarafından seçilmiş bir Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ın olası uyumsuzluğu ülkeyi bir kaosa sürüklemesi işten bile olmaz.

Öyleyse, ortada duran fiili çelişkiyi sonlandırmak ve sisteme anayasal bir kimlik kazandırmak gibi zorunluluk var ve bunun sorumluluğu ise en başta siyasilerin omuzlarında. 

Türkiye'nin siyasi ve hukuki istikrarı için siyasiler üzerine düşeni yapmalılar. Kaldı ki; halkın kahir ekseriyeti de bir sistem değişikliğine gidilmesinde bir beis görmüyor. Nitekim yapılan hemen bütün anketlerde Başkanlık Sistemi'ne destek yüzde 50'nin çok üzerinde ve her geçen gün de bu yüzdelik artıyor. 

Bununla birlikte, Başbakan, "Başkanlık Sistemi, mecliste 367 ile kabul edilse bile biz halka götüreceğiz" diyor. Bahçeli, "halka sormakta bir sakınca görmüyoruz" diyor. Velhasıl zihinler bu denli berrak iken, süreci mecliste tıkamak en başta halka saygısızlık olur ki; bu da kabul edilebilir bir şey asla değildir. 

CHP, yine ayak dayayan bir üslupla süreci engellemeye kalksa da Ak Parti ve MHP'nin konuyu halka sorma isteği Başkanlık Sistemi'nin kapısını açacağa benziyor. Öyle görünüyor ki; bu süreç daha fazla uzatılmayacak ve mümkün olan en kısa sürede konu Meclis'e gelecektir. Meclis'ten de 330 ve üzeri bir oyla konu halka havale edildiğinde çıkacak sonucun yüzde 50'nin çok üzerinde olacağını pekala söyleyebiliriz. Buna sebep son Başbakan'ın Binali Yıldırım olacağı ortada. 

Peki, her şeye rağmen Meclis'te, konuyu halka havale edecek 330 sayısına ulaşılamaz ise ne olacak? Bununla ilgili birçok teori üretiliyor ancak ben size ne olacağını peşin peşin söyleyeyim. İşte o zaman bir erken hatta en erken seçimi bekleyin. 

En erken seçim yerel ve genel birleşik mi yapılır veya sadece genel seçim mi yapılır onu bilemem ancak bildiğim bir şey var ki; bu seçimi de Ak Parti eze eze kazanır. CHP ne uzar ne kısalır. HDP kesin barajın altında kalır, MHP ise bıçak sırtında gelir gider. Ya bir puanla barajı geçer ya da nefesi yetmez ve baraja takılır. Her sonuçta da Ak Parti 330'un üzerinde bir sayıya ulaşır ve biraz gecikmeli de olsa Başkanlık Sistemi'ni halka sorar. Halk ise çoktan kararını vermiş. Recep Tayyip Erdoğan'ı Başkan olarak görmek istiyor...   

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR