23 Ağustos 2017 Çarşamba
ROTA BURSA

AB kriterleri ve "Yahudileri dost edinmeyiniz" ayeti

Önceki makalemizde, Kur’an’daki "Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin"(MâideSûresi, 5/51)ayetini “Umum ve mutlaklık” yönünden açıklamaya çalıştık. Bu noktadan bunu “umuma” yorumlayıp, Batı’ya toptan karşı çıkılamayacağını söylemiştik. Böyle yorumlayanların da olduğunu ancak ayetteki hükmün “genel” olmadığını “has” olduğunu söylemiş ve bu düşüncemizi de Bediüzzaman’ın yorumuna (münazarat) dayandırmıştık.

Konuyu biraz daha açıklamak ihtiyacını duyuyorum. Zira, bir bakımdan gerilememizin bir nedeni de, bazı ayet ve hadislerin böyle “genel” yorumlaması olmuş olabilir diyorum. Yanlış anlaşılmasın şunu kastediyorum; Belki de bu tür anlayıştan dolayı İslam coğrafyası, “Batı”dan alınması gereken fen, sanat, medeniyet, bilim ve teknolojiden mahrum kalarak, tedenniye düşmüş, geri kalmış. İşte ben bu nokta-i nazardan “AB Kriterlerine” bakıyorum, “insan haklarını” değerlendiriyorum. Hatta ve hatta bu kriterleri; gerek “Veda Hutbesi” ve gerekse de “Medine Sözleşmesi” ile kıyaslayarak önemli bir kısmının acilen alınmasının da zorunlu olduğunu düşünüyorum.

Evet, ayet ve hadislerin genel mi /özel mi,” olduğunu inceleyen bir “amm ve has ilmi” teşekkül etmiştir.

Burada da, bu ilme işaret için Üstat hazretleri; ”Zira,nehy-i Kur'ânîâmm değildir, mutlaktır. Mutlak ise, takyid olunabilir.”ifadelerini  kullanıyor.

Bazen ayet ve hadislerin genişliğini ve mutlak yapısını, zamanın ilcaatları ve zorunlulukları kısıtlar ve hükmünü daraltır. Ya da o zamanın hükmüne adapte eder. 

Mesela; “Düşmanlarınıza karşı at besleyin...” ayetinin hükmünü zaman tefsir eder. O zaman için at, savaşın en iyi aracı idi; ama şimdi tank ve top vardır. Öyle ise ayetin mutlak kaydını zaman tefsir eder ve etmiştir. Yani ayet, artık düşmana karşı tank ve top yapın hükmüne dönüşür.

Bir başka örnek; Maide Suresi’nin 3. ayetinde şöyle buyrulmaktadır:

“Leş, kan, domuz eti size haram kılındı” Bu ayette geçen ed-demu (kan) kelimesi mutlaktır. Yani genel olarak “kan”ın haram olduğunu ifade eder. Hâlbuki bu ayetin metin yönünden kat’iyyeti, onun delalet yönüyle de kat’i olduğunu göstermez. Zira bu ayetteki “kan” mutlak ifadesi En’am Suresi’nin 145. ayetinde geçen şu ayetle takyid edilmiştir:

“De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan…” Bu ayette geçen “akıtılmış kan” ifadesiyle bir önceki ayette geçen mutlak manadaki “kan” kelimesi takyid edilmiştir.

Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü üzereÜstad; "Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin." ayetini manası ve hükmü “kati ve muhkem” olanlar sınıfından saymamıştır. Çünkü; bu ayeti sınırlandıran ve hükmünü daraltan hadisler ve fıkhi tatbikler söz konusudur. 

Mesela; ehlikitap bir kadın ile evlenmenin caiz olması, ehlikitabın kestiğinin helal olması, onlar ile ticaret hukukunun olması, İslam mahkemelerinde şahitlik yapabilmeleri, zimmi hukukunun olması, İslam devletinde memuriyetlik yapabilmeleri, bu ayetin mutlak yapısını sınırlandıran diğer hükümlerdir. 

Son Söz; Gayr-ı Müslimlerin; fen, sanat, ticaret, bilim, teknoloji, medeniyetin iyilikleri/ güzelikleri, insanlık alemine faydalı çalışmalarını… islamın esaslarına aykırı olmayan işlerini beğenip iktibas edebiliriz; ancak muharref dinlerini ve buna dayanan örf, adet, kültür, anane ve nefsani yaşam şekillerini beğenemeyiz,sevemeyiz, onlarla bu hususta iç içe ve dost olamayız.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR