Limak Elektrik

Batı uygarlığının son saati yaklaştı?

“At nuncvado ad eum, qui me misit, et nemoexvobisinterrogat me:“Quovadis?”

‹‹Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. Ne var ki, içinizden hiçbiri bana, ‹Nereye gidiyorsun?› diye sormuyor. Ama bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu. Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, yardımcı size gelmez. Ama gidersem, Onu size gönderirim. O gelince günah, doğruluk ve gelecek yargı konusunda dünyayı suçlu olduğuna ikna edecektir.”

Yukarıdaki ifadeler “İncil/Yuhanna 16” bölümlerinde geçmektedir. Hz. İsa, havarilerine dünya ile ilgili gerçekleri bildirdikten sonra nihayet adeta taşı gediğine koyar ve yukarıdaki sözleri ihtar eder; “İnsanların hak ve adalete göz kapadıklarını, bu nedenle hakikatleri söyleyenlerden nefret ettiklerini, ancak kendilerine bu hakikatleri (tebliğ) söylememiş olsaydım, günahları olmazdı; ama şimdi günahları için özürleri yoktur…” dedikten sonra uğrayacakları akıbeti söyler:

Bunları (biliniz ki) size, sendeleyip düşmeyesiniz diye söyledim. Yaptıklarınızın hesabının sorulduğu öyle bir saat gelecektir.”

Bugün beşer İsa (a.s)’nın haber verdiği O saati yaşıyor. Batı alemi kendisiyle beraber insanlık aleminin de “felaket, kaos ve kargaşa” içinde çırpınmasına yol açmıştır. Materyalist Batı, İsa’nın tebliğ ettiği hakikatlere göz yumduğundan, yani “insanî ve manevi değerleri” yok sayarak sırf “hayvani ve cinsi arzularınıntatmini” peşinden koşarak, insanı “ruh ve maneviyat cephesinden öldürmüş ve onu bir ”mekanik araca” döndürmüştür. Bohemi istekleri yüzünden ve küfr-ü inadisinden dolayı “dünyaya kan ve göz yaşını” hediye etmiştir. Hz. İsa’nın da işaret ettiği gibi bu kan ve göz yaşı en nihayet kendisine de bulaşacaktır. Elbette bu akıbetten kurtuluşu yoktur. Er geç İlahi adaletin tecelli edeceğinden hiç şüpheniz olmasın. Sadece zamanının tayininde şüphemiz olabilir. Zannediyorum ki, onun da alametleri başladı.

Bu hususu akl-ı selim bazı Batılı fikir adamlarının da fark ettiğini görüyoruz.

VirgilGheorghiu, 25. Saat adlı eserinde fevkalade açık bir şekilde dikkatimizi bu noktaya çekiyor ve enfes bir şekilde Batı’nın hazin sonunu şöyle tasvir ediyor:

…. Bir girdaba yakalanmışız, uzuvlarımızdaki etleri kopartacak ve vücudumuzdaki her kemiği paramparça edecek. Farelerin batan bir gemiyi terk ederken hissettiği gibi, bunun geldiğini hissetmiştim. Fakat karaya yüzemiyoruz; çünkü bizim için kara yok.”

Bahsettiğin bu ‘şey’ nedir?”

İstersen ihtilal de,” dedi Traian. “Bütün insanlığın kurban edileceği akıl almaz büyüklükte bir ihtilal.” (…)

Peki, hepimizi tehdit eden bu büyük tehlike ne?”

Mekanik Köle…” diye cevapladı.

…Ve böylece yavaş yavaş ve hiç farkına varmadan, insani niteliklerimizden…vazgeçiyoruz. İnsanlıktan uzaklaşmanın ilk belirtisi insanı küçümsemedir. Modern insan, kendi ve hemcinsinin değerini teknik standartlar ile ölçmektedir; bunlar değiştirilebilir (makine) aksam parçalarıdır. …Toplum, insani gereksinimlerden çok teknolojik gereksinimler için yaratılıyor. İşte trajedi burada başlıyor.” (…)

…“Teknolojik uygarlıklar, konforu yaratabilir, fakat ruhu yaratamazlar…. Şu anda batı uygarlığının ayağını kaydıran, nihayetinde tüm dünyayı ele geçirecek bu yeni uygarlık da, sırası geldiğinde can verecektir.” (…)

Teknokrasinin çöküşünü, insani ve manevi değerlerin tekrar doğuşu takip edecektir. Bu muhteşem ışık, büyük ihtimalle doğudan, Asya’dan doğacak.

Uzun vadede, bizim teknokrasimizi fethedecek olan ve barbarlıklarıyla Batı toplumunun bugün yaptığı gibi elektriği, onun için sunaklar yapıp önünde eğilmek yerine yolları, evleri aydınlatmak için kullanacak olan Şark’tır.

Bizim teknolojik barbarların esirleri olmamız neredeyse kesin.

İnsanlığın kurtuluşun çok ötesinde olduğu ve Mesih’in gelmesi için de artık çok geç olan saat. Bu son saat değil, son saati bir saat geçedir. Tam şu andaki Batı uygarlığıdır. ŞU ANDIR.”  

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR