23 Ağustos 2017 Çarşamba
ROTA BURSA

Değişmeyen ABD zihniyeti- Ene ene, ente ente

Başlıkta ifade edildiği gibi, ABD’nin dünya üzerinde takip ettiği siyaset; Şeytanın Hz. Allah ile olan muamelesindeki muannid tavrına benziyor:

Hz. İsa (a.s) ;

‘Rabb’im Şeytan’ın ne şerlere neden olduğunu ve onun iğvasıyla pek çoklarının helake sürüklendiğini bilirsin: O, senin yarattığın bir yaratığındır. Bu nedenle Rabbim ona merhamet et.’

Cenab-ı Allah(c.c) hikmet lisanıyla Hz. İsa’ya;

 “- Git o kuluma 'Rabbim Allah, ben günah işledim, bana merhamet et’ dedirt, o zaman onu bağışlayacak ve ilk durumuna sokacağım,”dedi. Kıssanın gerisinde ise; Şeytan günah işlediğini, hata ettiğini kabullenmiyor, haşa, hatayı Cenab-ı Hakk’a isnad ediyor ve bu nedenle tevbeye yaklaşmıyor. Bunun üzerineHz. İsa (a.s) ;

Şimdi defol buradan ey Mel’un!, sen bütün zulüm ve günahların habis yazarısın –kaynağısın- diyerek onu kovuyor. Binaenaleyh, şeytanın niçin avf ve merhamete kabil olmadığı da böylece  anlaşılmış oluyor. (Barnabas İncili/51 Bölüm)

Benzer  bir  kıssa, “nefis” için de anlatılmaktadır: Nefis Allah’ tanımıyor ve Allah’a hitaben;  “ ben benim, sen sen’sin, (ene ene, ente ente )deme cüretini gösteriyor ve böylelikle “adüv” yani düşman olduğunu ilan ediyor. (Mektubat-29.mektub)

 

Neden ABD’nin dünyanın kalbi mesabesinde olan ORTADOĞU’da vehusussan İSLAM ÂLEMİ’nde, ısrarla kan, zulüm kaos ve gözyaşı pahasına sürdürdüğü vetakip ettiği politikanın yukarıdaki fıkra ile uyuştuğunu; yine kendilerinden biri olan ve Halen Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) Dilbilim ve Felsefe Bölümü'nde profesör olarak akademik çalışmalarını yürüten Noam Chomsky'nin ağzından dinleyelim ki, iddiamız ispat edilmiş olsun:

Chomosky ile yapılan bir mülakatta Amerika’nın politik zihniyeti şöyle zikrediliyor; ABD’nin emellerine kavuşabilmek için, dünyanın her yerinde güç ve şiddet kullanmayı bir hak olarak görüyor. Emirlerine itaat etmeyen her kim olursa “komünist” (şimdi ise, radikal İslamcı) olarak adlandırılıyor ve kendini koruma adına bu “komünistleri-İslamcıları” yok etme hakkını kendinde bulur. Chomosky devamla bu tavrın sadece orduda değil bilakis neredeyse herkes tarafından paylaşıldığını fakat kabaca “politik sınıflar“ dediğimiz, düşüncelerini rahatça ifade edebilen entelijensiya (ki çoğu Yahudi kuruluşudur) , ülkeyi idare eden elitler ve ulusal güvenlik sisteminin askeri- bürokrat bileşenleri tarafından kesinlikle paylaşılıyor. Onlara göre ABD yargılayıcı ve infaz edicidir. Her nerede olursa olsun isteklerimizi elde etmek için şiddet kullanmak gibi ahlaki bir görevimiz var. İkinci Dünya savaşından beri zihniyette bir değişiklik olup olmadığı sorusuna da Chomoskyşu cevabı veriyor: Evet, olmadı olmazda. Birkaç bireyde bazı küçük değişimler olabilir; fakat temel hâkim felsefe hep budur. Sadece; Biz nasıl uzak dururuz? Taktik olarak uygun mu? Ya da, çok pahalı olmasın gibi sorular soruluyor. Bazen de çok kanlı olup olmadığını soruyorlar. Birileri napalm saldırılarının çok fazla çocuk öldürdüğünü söylüyor. Bu biraz fazla deniyor. Fakat az sayıda çocuk ölürse bu normaldir deniyor…

Maalesef düşüncenin çok etkili bir şekilde kontrol edildiği toplumlarda, insanlar bu gibi saçmalıklara gerçekten de inanabiliyor. İşte ABD toplumu da dünyanın en doktrine edilmiş toplumlardan biri ve bu saçmalıklara da kolayca inanıyor.

Chomosky’nin sözlerinden şunu anlıyoruz: kendi menfaati (yani Yahudi menfaati) dışında başka bir şey düşünmeyen ABD yönetim zihniyeti, dünyaya dayattığı kavramların ipini hep elinde tutmuştur. Emperyalist zihniyetler, kendi çıkarları doğrultusunda gerçekleştirdikleri tüm ahlaksızlıkları, zulümleri, soykırımları elindeki medya aracılığıyla haklı çıkarmak gibi küstahça bir tavır sergilemektedirler. İnsanlığı bağlı bulundukları anlam sistemlerinden, ahlak sistemlerinden soyutlayarak bir boşluğa terk etmek demektir bu.

İnsanlık dünyası, insanlık değerleri ve tarihi ABD dünyası ve görüşü açısından yorumlanamaz. Çünkü Amerikan dünyası görüşünün kendi ve bir de (örtüşen) Yahudi çıkarları dışında hiçbir mukaddesi yoktur. ABD öncülüğündeki küresel sistem tarafından daha düne kadar kutsanan, çoğulculuk, insan hakları, özgürlük, farklılığa saygı gibi tanımların geçici bir modadan, bir propağanda malzemesi olmaktan başka bir şey olmadığı anlaşılmıştır.(Ortadoğudaki ABD. Değişim Yayınları)    

Dünyadaki kargaşanın ve özellikle Ortadoğu’daki kan, zulüm ve vahşetin sebebi; ABD’nin takip ettiği siyasetin bir sonucudur. Bu vahşet ve zulüm virüsü bugünlerde başta ABD olmak üzere Batı dünyasına da bulaşacağı ihtimali ve riski ortaya çıkmıştır.

Burada Türkiye’ye büyük bir görev düşmüştür. Terörle uzun yıllar mücadele etmenin verdiği tecrübe ile BM zemininde, terörün sebeplerini açık ve net bir şekilde ifade etmelidir. Birlikte yaşadığımız Dünya evinde adil ve hakça bir muamelenin mutlaka kriterlerini ortaya koyarak, sulh-u umuminin tesisi için gayret göstermelidir. Bunun da ancak İlahi fermanda açıklandığı üzere; ‘Adalet, Müsavat ve Hürriyet’in’ kamil manada (Kur’an’da ifade edildiği gibi) tatbik edilmesi ile mümkün olacağını, aksi takdirde; ufukta üçüncü bir dünya savaşının kaçınılmaz olduğu ve bunun da büyük bir felakete yol açacağını, gelişmiş Batı ülkelerinin de aynı akibete düçar olacağını yüksek sesle ilan etmelidir. 

 

 

 

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR