Limak Elektrik

Demokrasimizi gasp ediyorlar!

Bu milletin yeniden ayağa kalkmaması için takriben 150-200 yıldan (Tanzimat Fermanı 1839) beri dış kaynaklı senaryolar mütemadiyen hazırlanıp vizyona sokulmaktadır. Bu kadar uzun zamandan beri oynanan bu habisane oyunlar kendine göre şu-bu sebeplerle sahiplenen bir zümreyi de oluşturmuştur. Bu zümrelerle birlikte  dışarıdan da  ekonomik, fikri, dini ve kültürel nedenlerle bir cephe oluşturan dış mihraklar,  ülkemizin “demokrasi yürüyüşüne” her daim engel  ve set koymuşlar ve inkıtaya uğratmaya habire gayret gösteriyorlar. Elbette ki Müslüman milletimiz bu hususta dikkatli olmalı ve bu oyunlara gelmemelidir.

Ne diyor hadis-i şerif; “mümin aynı delikten iki defa ısırılmaz, sokulmaz.” Fakat belki de onlarca kez ısırıldık, sokulduk. Demek ki, müminliğimiz de, iman gözlüğümüz de  yara almıştır.

Uzun zamandan beri bu ülke, bilhassa dış kaynaklı “Haçlı” ve “Ateist” muamelelere maruz kaldığından vücutta  meydana gelen Habis tümörler bir çok doku ve organa zarar vermekle kalmamış, yakınlarındaki organ ve dokulara da yani etrafımızdaki diğer “Müslüman devletlere” de sirayet edip  zarar verdiğini bugün “Mısır”daki darbeden de anlamak mümkündür. Eğer hala anlayamayan varsa “Darbelere” karşı, kendilerine medeni diyen ülkelerin verdikleri tepkilerden (darbeyi anlayışla destekleyen)  de anlamak mümkündür. Maalesef Medeni Batının bu tavrı, özellikle “Şark Aleminde”  kanserli hücrelerin sıçraması gibi yayılarak tüm “Ortadoğu ve Afrika” dünyasında metastatik bir hastalıklı yapıya yol açmıştır. İşte tüm Müslüman aleminin genel durumunu böyle değerlendirmek mümkündür.

Bunun yegane sebebi iki yüzlü, riyakâr “Batı Dünyası”ve onun dayanak noktası olan “sakat felsefe”sidir ki, “sen çalış ben yiyeyim, ben tok olduktan sonra başkası açlıktan ölse bana ne” anlayışıdır ki; yeryüzünde beşer aleminde “ihtilalleri, krizleri, kaosu doğurmuş, insanı da rezil bir yaşama teşvik ederek hayvani mertebeye düşürmüştür.

Bu “Batı virüsü” bize bulaştığı andan beri daima krizlerle, kaoslarla, terörle, etnik kavga ile, mezhep kavgası ile ve hatta yetmedi “beyaz ve siyah Türkler”ayırımını ortaya koyacak  tavır ve davranışlarıyla insanlarımız, halkımız karşılaştı , aşağılandı, horlandı, hakir görüldü.

Bütün bu bed muamelelerin ortaya çıkardığı yığınla zihni ve fikri molozların, dikenlerin, beyinlerde oluşmuş hayallerin, evhamların, bilinç altı korkuların temizlenmesi de elbette kolay değildir ve elbetteki zaman alacaktır.

Bugünkü olayları ve ortaya konan agresif tepkileri böyle değerlendirmek mümkündür. Evvelâ;  kendi halkından korkan bir azınlık gurup var.

 Sonra; hakikaten batının yoğun propagandası altında kalıp her hadiseyi o perspektiften değerlendirenler var.

Kendi hayvani duygularının ve nefsinin esiri olmuş olup da bu hayatıma “sofistane, dervişane “ müdahale edileceğine inananlar var

Ve bunların arasında medyada köşe kapmış kişiler de azımsanmayacak ölçüde var.

Hem iyi kötü bir şekilde ranttan beslenenleri de unutmamak lazım.

Tabi ki dış kaynaklı olanları burada saymıyoruz…

Evet bu demokrasi yolunun üzeri hakikaten dikenlerle, engellerle, yılanlarla, habis düşmanlarla, merhamet bilmeyen taş vicdanlılarla doludur. Aşılması elbette pek zordur. Büyük mücadele ve gayret gerektirir.

Bu yolun zorluğuna asrın başında, ta 1911’lerde  Bediüzzaman hazretleri şöyle dikkat çekiyor:

“ O nazik meşrutiyet (bugünkü ifadesiyle demokrasi), İstanbul havalisindeki yılanlardan kurtulsa, şu uzun mesafeden geçmekle, cehalet gibi müthiş bir bataklığı, fakirlik gibi vahşi kıraçları, düşmanlık gibi gayet aşılması çok zor dağları geçmekle beraber, eşkıyaya rast gelecektir.

Bunun gibi bazı hak edilen cezasını hazmetmeyen, bir kısım da başkasının etini yemekten dişi çıkarılan ve bazı meşhur Bektaşi gibi mana verenler, yol üzerine çıkıp, gasp ediyorlar, yağmalıyorlar. Daha da onların ötesinde bir kısım gevezeler vardır; bazı bahane ile , parça parça etmek istiyorlar. Öyle ise ona bir yol veyahut bir balon yapınız. (bu tehlikeli yolu bay-pass ederek aşmak. Belki de doğrudan milletin iradesine başvurunuz diyor hazret. R.A) (münazarat)

 

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR