Haydi Türkiye! Yeniden uçuşa hazır ol!

Bilirsiniz, kartallar için anlatılan bir hikaye vardır: Kartallar 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadırlar. Kartalın yaşı 40′a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır: – Ya ölümü seçecektir, – Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.

Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal, bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda yuvasını kurar. Uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker, çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez de eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir…

 16/17 Kasım 2013 Cumartesi ve Pazar günleri ülkemiz için yeni bir doğuşun ve dönüşün miladı olarak tarihe geçecektir.

Yaklaşık 30 yıldan beri bu ülkenin önünü tıkayan, hamle yapmasını engelleyen, müreffeh ve zengin bir hayat standardına ulaşmasını engelleyen duvarların yıkıldığı bir tarihtir 16 Kasım.

Yeniden kardeşlik ve dayanışmanın, kucaklaşma ve şefkatin, merhamet ve vicdanın tohumlarının atıldığı bir tarihtir.

Kan ve gözyaşının yerine mutluluk ve sevincin, etnik bağ yerine din, iman ve inanç bağının yeniden atıldığı bir gündür 16 Kasım.

Yaklaşık 30 yıldır süren şiddetli bir kıştan sonra yeniden sıcak rüzgârların estiği bir bahar mevsiminin adıdır 16 Kasım.

600 yıldır belki de bin yıldır perçinlenmiş ve Hz. Peygamberin övgüsüyle tavan yapmış, Kur’an’ın senasına mazhar olmuş “Ecdadın” torunlarının gözlerine çekilen perdenin yırtıldığı ve hakikatleri açık ve net görmeye başladıkları yeniden silkinişin adıdır 16 Kasım.

Bu millet tarihte ender görünen “kader ve iman” birlikteliğini engelleyen içten ve dıştan gelen her türlü tuzağı –biraz acı çektikten sonra- inşallah bu tarihte bozarak kendisi ile birlikte diğer Müslüman ülkelere de büyük ağabeylik yolunu açtığının temsili günüdür 16 Kasım.

Sadece teröre harcanan milli gelirin 1 trilyon doları aşkın olduğu devlet ve hükümet yetkililerin basına verdikleri demeçlerinden anlamaktayız. Bugün İstanbul- İzmir Otobanının maliyetinin 3. köprü dâhil 11 milyar dolar olduğu hesaplanırsa bu ülkenin refahı ve geleceğinin nasıl heba olduğu ve fakirliğe nasıl mahkûm edildiği herhalde net anlaşılıyor değil mi?

20 yıl önce Irak’a ilk gittiğimde Nusaybin’deki Nezirhan Tesisleri’nde araç kuyruğuna girdiğimi ve dönüşte de Musul’un içinden geçen Fırat nehrinin üzerindeki köprüde kuyruğa girdiğimi hatırlıyorum. 100- 150 km’lik Türk araçlarının oluşturduğu ticari bir kuyruktu. Arkadaşlarımız sadece gümrük alışverişinden o zaman bir devlet memuru kadar para kazanıyorlardı. Emin olunuz küçük çantamız dolar ve dinar doluydu. Ancak tüm rafineri şirketleri İngiliz ve Amerikan şirketlerine ait idi. Bu durum beni ta o zamanda hayli rahatsız etmiş ve üzmüştü. Sonra daha da kötüsü oldu. Kraldan çok kralcı kesildik. Tüm sınır kapılarımızı “Amerikan ve AB Jandarması” adına kapattık. O kilometrelerce petrol kuyrukları, canlı hayvan ihraçları bıçakla kesilir gibi kesildi. Bölge sakinleri tam anlamıyla şok geçirdi. Sefalet ve fakirlik baş göstermeye başladı. İnsanlar gayr-ı meşru yollardan geçinmeye başladı. Bir kısmı da büyük şehirlere göç etti. Bu defa da şehir kültürü ile imtizaç problemleri başladı. İstenmeyen birçok sosyal problemler doğdu. Bu durumu fırsat bilen illegal guruplar ve çeteler ortaya çıktı. Birçok nedenlerle şer tohumları, etnisite tohumları ekilmeye başladı. Gide gide kardeş kavgasına doğru yol aldı. Hikâyenin gerisini biliyoruz. Büyük dramlar, çekilmez acılar, kan ve gözyaşı.

İnanıyorum ki; artık çekilemez noktaya ulaşmış üstümüzdeki yüklerden, bize vurulan prangalardan, kafalarımıza enjekte edilen  “batılı kriterlerden”, vicdanlarımıza geçirilen “Batı tarzı kıstas ve değerlendirmelerden”, ve yanlış uygulanan “laiklik” yükünden ve bilhassa İslam’ı öteleyip Batı ahlakını referans olarak millete giydirilen gömleklerden, kısacası bizi birbirimize yabani kılan her türlü “ithal fikir ve düşüncelerden” kurtulup yeniden “Osmanlı’nın” çizdiği rotaya doğru uçmanın belirtilerini görüyoruz. Seviniyor ve şükrediyoruz ki, bu millet tekrar hakiki medeniyeti insanlık âlemine sunabilecek yetenek ve kabiliyettedir. 

Bugün gazetelerin verdiği habere göre kardeş Irak ile 12 milyar dolarlık anlaşmaların, sosyal, siyasal ve ekonomik projelerin hayata geçirildiği ifade edilmektedir. Başbakan’ın çantasında, Kuzey Irak’ın kaynaklarını dünya pazarlarına ulaştıracak petrol ve doğalgaz alanında işbirliği içeren dev anlaşmalar olduğu söylenmektedir.

Haydi Türkiye! Yeniden uçuşa hazır ol!

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR