21 Ağustos 2017 Pazartesi
ROTA BURSA

İşte, Ağa Han'ın Hilafet için yazdığı mektup

(Batı’nın sözlerine asla kulak asmayınız.)

Bütün yollar Roma’ya çıkar. Türkiye’nin hayrını ve iyiliğini isteyen hakiki dostların üzerinde hemfikir olduğu şey; “ Babıâli’nin, Tanzimat’a ve Islahata ihtiyacı olduğudur. Lakin Avrupa’yı örnek almadan kendi içinden bunu başarmalıdır. İthal malı ıslahattan kaçınılmalıdır. Bu gibi ıslahat Müslüman memleketlerini ancak felakete sürükler. Onlardan hayır gelmez size. Padişah ile tebaası arasındaki en kuvvetli bağ dindir. Batı’nın sözlerine asla kulak asmayınız. Siz ilerlemeye bakınız…” (Metternich)

Aynı endişeleri dile getiren Ağa Han ve Amir Ali’nin Türkiye Başbakanı Gazi İsmet Paşa’ya yazdıkları mektupta da görüyoruz.

İşte o mektup:

18, Sloane Caddesi/LONDRA S.W.L1

24 Kasım 1923 Ekselans, Gazi İsmet Paşa, Türkiye Başbakanı,

Türkiye'nin daimi dostu sıfatıyla ve Dünya hür milletler topluluğunun bağımsız bir üyesi olarak sahip olduğu özlemlerine tam bir sempati içinde, müsaadelerinizle, Büyük Millet Meclisinin dikkatini, Halife-İmamın halihazırdaki pozisyonunun belirsizliğinin, geniş Sünni Müslüman camia içinde yol açtığı rahatsız edici neticelere çekmek istiyoruz. Büyük bir ahlaki ve birleştirici kudret olarak İslam'ın, Halife'nin itibar ve statüsünün azalmasına bağlı olarak, Sünni nüfusun geniş kesimleri arasında ağırlık ve nüfuzunu kaybetmekte olduğunu büyük bir esefle fark etmekteyiz. Bilinen sebeplerden dolayı, buna yol açan müşahhas gelişmeleri tadad etmek istemiyoruz ancak bunların doğruluğu şüphe götürmemektedir.

Sünni toplumda, manevi riyasetin büyük bir cemaat olarak Müslümanları birbirlerine bağlayan bir rabıta oluşturduğunu ifade etmeyi zaid addediyoruz. Halifelik dış saldırıların tehdidi altında iken, bütün dünyadaki Müslümanların hissiyatı şiddetle galeyana gelmiş ve Hindistan Müslümanları, Türk Milletine, kendi bağımsızlıkları için savaşırken aynı zamanda, Müslümanların dayanışmasını sembolize eden Hilafet kurumunun olduğu gibi muhafazası için de savaşmakta oldukları inancı ile sempati ve desteğini esirgememiştir. Bütün bu kritik zamanlar boyunca Türk Davası için bütün samimiyetimizle dua ettik. Ve bir Britanya-Müslüman teşkilatı, Trablusgarp ve Bingazi'deki Türk-İtalyan savaşından beri, enerjisini, Türk halkı arasındaki dillendirilmeyen ızdırap ve acıların hafifletilmesini sağlama çabalarına vakfetti. Bu yüzden, bütün Müslümanların ortak kaygılarını yansıtan bir meseleye dair müşahade ve tekliflerimizin, Ekselanslarının hükümeti nezdinde azami hassasiyetle karşılık bulacağına inanıyoruz.

Mülahazalarımızdan dolayı, bir an için bile olsa, Milletin Temsilcilerinin (TBMM) yetkilerinin herhangi bir şekilde takyidini önerdiğimiz düşünülmemelidir. Hürmetle arzu ve teşci ettiğimiz husus, Sünni dünyanın dini riyasetinin Şeriata uygun olarak aynen muhafazasıdır. Kanaatimizce, Halifenin itibarindan herhangi bir tenkis ya da hilafetin dini bir unsur olarak Türk siyasi taazzuvu içinden tasfiye edilmesi, İslam'ın parçalanması ve ahlaki bir kuvvet olarak ortadan kalkması anlamına gelecektir. Böyle bir gelişmenin, ne Büyük Millet Meclisi ne de Ekselansları Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafınca sükûnetle karşılanacak bir gelişme olmadığına şüphemiz yoktur.

Kanaatimizce, Halife-İmam Sünni toplumun birliğini temsil eder. Halifenin Türk halkının bir üyesi olması ve Türk Milletinin kurucularının soyundan gelmesi, Türkiye'ye İslam milletleri arasında öncü bir konum vermektedir.

On dört asırdan beri Ehl-i Sünnetin temel bir ilkesi olan ve üzerinde icma-ı ümmet bulunduğuna inandığımız husus şudur ki; Halife, Peygamberin halefi olarak Sünni toplumun lideridir. Müminler topluluğu ile onun arasında Ehl-i Sünneti meydana getiren bir bağ bulunmaktadır. İslam dünyasında huzursuzluğa yol açmadan bu mistik/manevi unsurun Müslüman zihninden sökülüp atılması mümkün değildir.

Kralların ve reislerin, dünyevi otoritenin tabii gerekleri olan yönetme hakkını elde etmek ve namazda imamlık yapabilmek için, dünyevi kudretini kaybettiğinde bile, Halife-İmamın onayını aldıklarını Ekselanslarına hatırlatmaya gerek görmüyoruz. Eğer İslam büyük bir ahlaki kuvvet olarak dünyadaki mevkiini devam ettirecekse, Halife'nin konumu ve asaleti, hiçbir şekilde, Roma Kilisesinin Papa'sından daha az olmamalıdır.

Bu sebeplerden dolayı, her biri kendi başına çok önemli diğer sebepler bir tarafa, , Türkiye'nin gerçek dostları olarak biz, Büyük Millet Meclisi ve onun ileri görüşlü liderlerini, İslam'ın dini ve ahlaki ittihadını/dayanışmasını idame ettirme konusundaki acil zarureti, Hilafet-İmameti Müslüman milletlerin itimad ve hürmetini celb edecek bir konuma yerleştirmek suretiyle Türk Devletine benzersiz bir kuvvet ve itibar kazandırmaya, hürmetle, davet ediyoruz.

Biz Ekselanslarının itaatkar hizmetçileri!

 Ağa Han (imza)Amir Ali (imza)

Not: Acaba bütün bu içten ve dıştan, dört koldan yapılan saldırılar, Batı’nın sözlerine kulak asmadan , Hak bildiği yoldan hedefe doğru giden Türkiye’yi (Recep Tayyip Erdoğan) , Hak yoldan çıkarıp, tekrar uydu (Tanzimat’tan beri) yola sokmak için olmasın mı? Hasta narkozdan çıktı. Her şey aslına rücu eder.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR