Kainas sarayında yaratılan dört çeşit varlık

Mülk sahibi olan Allah, “bu büyük şehri ve şu muhteşem dünya sarayını hikmeti gereği yaptığı vakit, dört çeşit ameleyi ve varlığı onun binasında istimal ve istihdam eder. 

Kur’an-ı Hakim bildiriyor ki; gökten yere, yıldızlardan sineklere, meleklerden balıklara, gezegenlerden atomlara kadar yaratılan her şey Cenâb-ı Hakka secde, ibadet, hamd ve tesbih eder. Fakat ibadetleri, mazhar oldukları isimlere ve kabiliyetlerine göre ayrı ayrıdır. Çeşit çeşittir.  

Sadece hayır işlesinler diye  (1)Melekleri, Sırf şer ve kötülük işleyen (2)Şeytanları, hayırdan ve şer’den mahrum olarak (3)Hayvanları, Bitkileri, hem hayır ve hem de şerri, kötülüğü işlemeye kabiliyetli olarak da (4)İnsanları halk etmiştir.” (İşârât-ül İ’câz sh.254) 

Bu yazımızda dört varlıktan biri olan melekler üzerinde duracağız. Bilâhare şeytanların ve hayvanların yaratılış gayeleri ver hikmetine kısaca değindikten sonra, insanın çifte (zıt) tabiatını ele alıp şer yönü olan yeryüzündeki vahşetine, dehşetine dikkat çektikten sonra, hayır yönü olan ve melekleri geçen “halifelik” cihetine projeksiyonlarımızı çevirmeye ve “külli saadetin” nasıl olacağı üzerinde bir şeyler söylemeye gayret göstereceğiz.

“Melek! her ne kadar biz görmesek de bizim öğrendiğimiz vasıfları ile tek tabiatlı varlıktır. Belirli bir hedefi vardır. Kendi tasarrufu ve iradesi dışında doğrudan doğruya ruhuyla yaşayan ve ruhunun direktiflerine boyun eğen bir mahlûktur.

Melekler yaratılışları itibarıyla mutlak itaate mecburdurlar. Programlanmış bir yapıları vardır. “Ve Allah’ın kendilerine emrettiği şeylerde O’na isyan etmezler. Ve emredileni yaparlar.”  

Meleklerin her ne kadar bedensel içgüdüleri yok ise de onların kendi çerçeveleri dâhilinde ruhi içgüdüleri vardır. Bedensel içgüdüleri yoktur. Çünkü maddi cisme sahip varlıklar değildirler. Onlar bu ruhi içgüdülerin direktiflerine göre hareket ederler. Bu konuda düşünme, tasarruf ve seçme yetkileri yoktur. Şu halde melekler tek tabiatlı varlıklar olup ruhlarının verdiği direktifler yani ilhamlar çerçevesinde hareket ederler.” (M.Kutup İslam’a göre İnsan Psikolojisi

Malikü’l mülk olan Allah; mülkünde ve Kâinat şehrinde melekleri hizmetçileri ve köleleri olarak istihdam ve istimal etmektedir. İçgüdü diye ifade edilen bir program ile tavzif edilmişlerdir. Onların görevi sadece programlandırıldıkları istikamette çalışmaktır. Çalışmalarından dolayı yükselmeleri yoktur. Yani makamları sabit ve rütbeleri bellidir. Fakat yaptıkları işin kendisinde özel bir zevk, ibadetlerinin içinde derecelerine göre feyizleri vardır. Mükâfatları hizmetlerinin içindedir. İnsan nasıl su, hava, ışık ve gıda ile gıdalanıp lezzet alırsa, melekler de zikir, tesbih, hamd, ibadet, marifet ve muhabbetin nurlarıyla gıdalanıp lezzet alıyorlar. Çünkü onlar nurdan yaratıldıkları için, gıdalarına nur kâfidir. Hatta nura yakın güzel koku da onların bir çeşit gıdalarıdır ki, ondan hoşlanıyorlar. Evet, temiz ruhlar, güzel kokuları sever.   

Hem melekler, Mâbudlarının emriyle işledikleri işlerde, O’nun hesabıyla işledikleri amellerde, O’nun adına ettikleri hizmette, O’nun nazarıyla yaptıkları nezarette, O’na bağlanmakla kazandıkları şerefte, O’nun görünen ve görünmeyen âlemlerini okumakla aldıkları keyifte ve O’nun Celal ve Cemal isimlerinin varlıklardaki icraatlarının görünmesiyle kazandıkları nimetlenmede, öyle büyük bir mutluluk vardır ki, insan aklı anlamaz, melek olmayan bilemez.

Meleklerin bir kısmı sırf ibadet ederler. Diğer bir kısmının kullukları iş yapmadadır. Yeryüzü meleklerin amele kısmı, bir çeşit insan gibidir, tabir caiz ise bir çeşit çobanlık ederler. Bir çeşidi de çiftçilik ederler. 

Yani küre-i arz umumi bir tarladır. İçindeki bütün hayvanların guruplarına, Hâlık-ı Zülcelâlin emriyle, izniyle, hesabıyla, güç ve kuvvetiyle vekil tayin edilmiş melek idare eder. Ondan daha küçük, her çeşit hayvanlara mahsus, bir çeşit çobanlık edecek vekil kılınmış melekler vardır. 

Hem de yeryüzü bir tarla olup bütün bitkiler onun içinde ekilir. Bütününe, Cenab-ı Hakkın namıyla, kuvvetiyle nezaret edecek vekil kılınmış bir melek vardır. Rızık dünyasına ait bütün bu görevlere nezaret eden bu meleklerin en büyüğü Hazret-i Mikâil’dir (a.s).  

Meleklerin çoban ve çiftçiler konumunda olanlarının insanlara benzerlikleri yoktur. Çünkü onların nezaretleri sırf Cenab-ı Hakkın hesabıyla, O’nun adıyla, kuvvetiyle ve emriyledir. Belki nezaretleri, yalnız Rububiyetin tecelliyatını, memur olduğu çeşit de müşahede etmek, kudret ve rahmetin görüntülerini o çeşitte görüp okumak, ilahî emirleri o cinse bir çeşit ilham etmek, o cinsin iradeleriyle olan fiillerini düzenlemekten ibarettir. Özellikle de yerin tarlasındaki bitkilere nezaretleri, onların manevi tesbihlerini melek lisanıyla temsil etmek ve onların hayatlarıyla celal sahibi olan yoktan var eden Yaratıcıya karşı takdim ettiği manevi hürmet ve övgülerini melek lisanıyla ilan etmek, hem onlara verilen donanımları yerinde güzel kullanmak, bazı gayelere yöneltmek ve bir çeşit düzenlemekten ibarettir. 

Meleklerin bu hizmetleri bir çeşit ibadet ve kulluktur. Gerçek tasarrufları yoktur. Çünkü her şeyde her şeyin Yaratıcısına has bir imza vardır; başkaları parmağını icada karıştıramaz.   Demek meleklerin şu çeşit işleri, amelleri, onların ibadetleridir. İnsan gibi alışkanlıkları değildir. (24.söz 4. Dal)

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR