23 Ağustos 2017 Çarşamba
ROTA BURSA

Kür-Şad İhtilali ve bugünkü olaylar!

“Tarih daima tekerrür eder”  derler. Bugünkü Türkiye’de cereyan eden olaylar, bize zamanın kağanı Kür-Şad’ın Çinlilere karşı verdiği mücadeleyi hatırlatıyor.Ve yine Çinlilerin Türk milletine karşı kumpaslarını ve kullanmaya çalıştıkları hain ajanları da ibretle göz önüne getirtiyor. Demek ki, bu “Hak-Batıl” mücadelesi kıyamete kadar devam edecektir.

Bir tarafta hayatı pahasına “Hak davayı savunanlar”, diğer tarafta da dünyalık “mal-mülk, şan-şöhret, makam-mevki ihtirası” için milletini ve ülkesini savunanlar.

Bugün Rusya ile aşikâr ve diğer gayr-ı Müslimler ile zımnen yaşadıklarımızın bir benzerini zamanın büyük devletlerinden Çin ile yaşamıştık. Çinliler Türklerden tamamen kurtulmak için Türk halkını yok etmeyi, Çinlileştirmeyi (bugün için Batılılaştırmak) düşündüler. Onun için Türklerin büyük bir bölümünü Çin Seddi boyuna yerleştiler. Fakat bu baskı Türklerin direncini arttırmaktan başka bir işe yaramadı. Dillerine, örf ve âdetlerine sımsıkı sarıldılar, öç almak için bilendiler. Elli yıl süren esaret hayatında fırsat buldukça başkaldırdılar.

Bu başkaldırmalardan biri Türk tarihinin altın sayfalarını oluşturur ve "Kür-Şad İhtilali" olarak anılır:

Kür-Şad, eski Türk kağanlarından Çuluk'un küçük oğlu idi. Çin İmparatorunun saray muhafız kıtasında görevli bulunuyordu. O sırada Çin İmparatoru Tang sülalesinden Tay-Çung idi.

Kür-Şad, otuz dokuz arkadaşı ile, Türk devletini diriltmek, esaretten kurtarmak için gizli bir ihtilal komitesi kurmuştu. Son derece vatansever, cesur, güçlü ve keskin nişancı olan kırk kişi bir darbe planı hazırladılar. İmparator Tay-Çung, bazen hükümdar kıyafetiyle bahçede, bazen de geceleri kıyafet değiştirerek şehirde tek başına dolaşmaya çıkardı. Onu yakalayıp Türk illerine kaçıracak, Çin sarayında esir bulunan Türk soyluları ve Çin işgalindeki Türk toprakları ile takas edeceklerdi. Sonra da bütün Türkleri ayaklandıracaklardı. 40 Türk genci için Çin imparatorunu kaçırmak zor değildi.

Gizli komite o gece imparatorun saraydan çıkacağını haber almış, birbirlerine harekete geçeceklerini bildirmişlerdi.

Kür-Şad'ın arkadaşları, görevlerini bırakarak kararlaştırılan yere geldiler. Fakat, o gece ansızın büyük bir fırtına patlak verdi ve imparator sarayından çıkmadı. Planı ertelemek tehlikeliydi. Çünkü görevden ayrıldıkları anlaşılacak, ihtilal hazırlığı duyulacaktı. Bu, bütün esir Türklerin kılıçtan geçirilmesine sebep olabilirdi. Onun için 40 Türk yiğidi, imparatorun çıkmasını beklemeden sarayı bastılar. Yüzlerce saray muhafızını öldürdüler. Ancak, kaçıp kurtulanların haber vermesi üzerine Çin ordusu saraya doldu. Bu durumda imparatoru kaçıramazlardı. Kür-Şad, sarayı terk etmek, planın ikinci kısmını uygulamak, yani "saray ahırına hücum" emrini verdi.

40 yiğit ahırdaki muhafızları ve seyisleri de öldürerek atlara binip şehir dışına sürdüler. Fakat bütün bir ordu peşlerindeydi. Şehir yakınındaki Vey Irmağı'na gelince mecburen durdular.Derhal cephe alıp savaş durumuna geçtiler.Burada da yüzlerce Çin askerini öldürdüler. Ordu çok kalabalıktı. Türk yiğitleri kanlarının son damlasına kadar vuruşarak can verdiler.

İhtilal başarılamadı ama esir Türklerin gönlündeki hürriyet ateşi büyüdü büyüdü ve dalga dalga bütün Türk illerine dağıldı.

Bu olay 639 yılında olmuştu. İhtilâl ateşi 41 yıl sönmeyecek ve 41. yılda bağımsızlıklarını kazanacaklardı.”

Eminim ki, bugün hükümetin “dünya beşten büyüktür” diyerek bilhassa ezilen, sömürülen ve horlanan Müslüman dünyası adına “Haçlı Zihniyetine” karşı verdiği bu mücadele, yeniden “ittihad-ı İslam’ın “ fitilini ateşleyecek, gaflet, dalalet uykusuna yatanları uyandıracaktır. Varsın bazı gafiller ve hainler bu kudsi yürüyüşe çomak soksunlar. “Bir şem’a ki Hûda yaka üflemekle sönmez.” 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR