Mescid-i Nebi ve Kabe boğuluyor

Allah kabul eylesin, geçen haftayı Kutsal mekânlarda geçirdik. Cenab-ı Hak bütün mümin kardeşlerime de nasip etsin. Aradan tam 20 yıl geçti, ilk ‘Umre’den bugüne. Hakikaten tamamen değişmiş Kâbe’nin ve Mescid-i Nebi’nin çevresi. Artık her iki mekânın da içi Müslümanları alamayacak sınıra gelmiş gördüm. Lakin en sıcak aylarda eğer Umre bu kadar kalabalık oluyorsa, herhalde Hac’da aynı anda tüm Müslümanların toplu halde bir arada bulunmaları ve namaz kılmaları ‘O Mekânların’ içinde pek de mümkün görünmüyor. Fakat samimi söylemek gerekiyorsa Suudileri bu hususta pek de ileriye matuf çare üretir derecede ehil de göremiyorum. Hatta sanki pek de umurlarında değil gibi geldi bana. Onlar varsa yoksa koca koca yıldızlı oteller yapma telaşında. Bilhassa, Kâbe tamamen hapsedilmiş, kuşatılmış bir durumda. ‘Allah u alem” saydım 75-80 adım atar atmaz kendinizi ‘Hilton’da, ‘Tevhid’de, ‘Zemzem Towers’ da…vs otellerde görüyorsunuz.

Hele hele ecdadın hatırası Ecyad Kalesi’nin yerinde, şimdi Kabe’yi kuş bakışı seyreden bir ‘Zemzem Towers’ var. Ki, Kâbe’nin içinde tavaf ederken bile hafif başını kaldırdığınızda, minarelerin iki üç katı yüksekliğinde olan bu otel dev bir ekran gibi insanın gözüne ilişiyor. İbadetin hulusiyetini bozmaması mümkün değil. Bana göre bir hilkat garibesi. Bu şekildeki yapılar bi hayli fazla. Zaten bütün hızıyla inşaatlar, şantiyeler kurulmaya devam ediyor. 

Aman Allahım! Bir an önce birilerinin buna dur demesi lazım. Orada tüm Müslümanların hakkı var sadece Suudilerin değil.

Zannetmeyin bu yapılar sadece burada yükseliyor. Hayır, hayır! kısa bir zaman sonra Hira Dağı’nı, Sevr Dağı’nı ve diğer yerleri de yapılardan dolayı göremeyeceğiz. Emin olunuz ki mümkün olsa o dağları da yıkıp otellere çevireceklerdir. Otelleri inşa etmede müthiş bir yarış, bir koşuşturma var.

Sadece oteller o ‘Lahuti’ havayı bozmuyor. Bir de farklı bir şehir kültürü var buralarda. Biliyorsunuz, Vehhabi’lerde tarihe ve kutsal mekânlara saygı pek farklıdır, hatta saygı hiç de yoktur dersem yeridir. Bu nedenle birçok Kutsi mekân, gece kondu mahallelerin arasında sıkışmış kalmış. Meselâ 7 mescitlere, Uhud’da daha önce gidenler bilirler, oralarda mahalleler oluşmuş. Emin olun insanın motive olması çok zor.

Medine’de şu anda ismini hatırlayamadığım, Konyalı avukat hurma tüccarının söylediğine göre; Mısır’ın ünlü ses sanatçısı Ümmü Gülsüm, Umre’ye geldiğinde bu olumsuz manzaraları görünce şöyle beyanat vermiş; bunlar, yani şehir yöneticileri bizim Mısır eşeklerinden bile 150 yıl geridirler. Bilmem bu sözden başka bir şey söylemek gerekir mi? 

Fazla tasvir edip de hayalinizi bozmak istemem. Zaten iki adım atıp da mahalle arasına girdiğinizde sefil bir görüntü ile karşılaşıyorsunuz. Halının altı, perdenin arkası yüz karası. Herhalde Hanedan ve belli aşiret reisleri hiç mi hiç oralara ayak basmamış, onlar pastadan pay kapmanın derdinde ve telaşındadırlar! Bilmem Melik Gökçek’i mi göndersek acilen oraya.   

Bu kutsal mekânları mengene gibi sıkmaya devam eden bu duruma, Resulullah aşkı ve Allah rızası için derhal Müslüman ülkelerin yöneticileri el koymalı ve bir çare aramalıdırlar. Bunu da özellikle sayın Başbakanımızdan ve cumhurbaşkanımızdan bekliyoruz. Bilhassa Abdullah Gül ve Erdoğan isimleri, dünyanın her yerinden gelen, özellikle Afrika’dan gelen tanıştığım birçok insanın ilk telaffuz ettiği isimlerdir. Türkiye’ye karşı müthiş bir sevgi var Araplarda ve diğer Müslüman ülkelerin vatandaşlarında, bunu görmemek imkânsız.  

Tabii o mekânları ve anlattığım hususları en güzel ifade şekli oraları görmekle ancak olur. Özleyen herkese Rabbim, bu dünya gözüyle görmeyi nasip etsin diyorum. Oradaki yetkililerin ifadesine göre Türkiye’den gelen Umrecilerin sayısında bir patlama var, 500 bine ulaşmış. Hatta bundan biraz endişelenmişler de.

Otellerde, tabelalarda Türkçe yazılarını da artık görüyorsunuz. Yalnız oraya mutlaka Türk mallarının girmesi gerekiyor. Hala Avrupa’nın ve uzak doğunun etkisi ve ablukası var.

Bilhassa Bursa Valimiz Sayın Şehabettin Harput’un başlattığı Arap turizmine yönelik çabalarına, Hükümetin ve iş adamlarının yoğun ilgi göstermesi ve destek vermesi zamanlamasıyla birlikte çok önemli bir gayrettir ve Arapların ayaklarını Avrupa’dan kesmek için çok çok önemli ileriye matuf stratejik bir hamle olarak düşünüyorum. 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR