23 Ağustos 2017 Çarşamba
ROTA BURSA

Müslümanlar'ın geri kalmasının 2. nedeni

(İnsandaki Sıfatlar Âlemi Yönünden)

2. Nokta; “Her Müslimin (Müslüman) her vasfı Müslim olmak vâcip iken, haricen her dem vaki, sabit değildir. Öyle de, her kâfirin her vasfı kâfir olmak, küfründen neş’et etmek yine lâzım değildir. Her fâsıkın her vasfı fâsık olmak, fıskındanneş’et etmek, öyle de, her dem sabit değildir.

Demek bir kâfirin Müslim olan bir vasfı, Müslimdekilâmeşru (meşru olmayan) vasfına galip olur. Bilvasıta, o kâfir dahi ona galiptir.”(Sözler-Lemeat)

Bütün güzel sıfatlar Allah kelamında zikredilmiş ve Resulullah (sav) tarafından da en güzel şekilde sergilenmiştir. Şu var ki uygulamada nefsin, şeytanın, bozuk toplum yapısının ve daha nice faktörün tesiriyle, bir Müslüman bu güzel sıfatların tümünü hayatında sergilemeyi başaramayabilir. Yine Müslüman olmayan birisi de, gördüğü eğitimin ve toplum yapısının bir ürünü olarak bazı güzel sıfatlar bulunabilir. Bunlar ondaki müslim sıfatlardır. Bir iş görüleceği zaman, kalplerdeki inançlar değil, bu sıfatlar çarpışırlar. Hak sıfatlar bozuk ve çürük sıfatlara üstün gelirler.

Ticaret hayatını örnek verelim: Bilgi, dürüstlük, çalışkanlık, mesai tanzimi, prensiplilik gibi sıfatlar ticaretin sonucuna doğrudan tesir ederler. Bir gayri müslim bu sıfatlara sahipse ve yine bir Müslüman bu sıfatlardan mahrumsa o gayri Müslim’in, Müslümandan daha zengin olması beklenen bir sonuçtur. Burada kâfir Müslümana değil, müslim sıfatlar, gayri müslim sıfatlara galip gelmişlerdir. Ve sonuç; sıfatlar âleminde, yine hakkın olmuştur.

Bu dünyada Allah’ın umumi rahmet hazinesinden her kes kabiliyet, yetenek ve çalışmasına göre karşılığını alır. Burada Müslim- gayrı Müslim, inanan- inanmayan ayırımı yoktur. Çünkü Allah rızk için genel şartlar koymuştur. Kim daha çok çalışır, çaba gösterirse ve onun şartlarına uygun isterse; elbette “Rahmaniyeti” gereği onu geri çevirmez.

Bu ufukta düşüncelerimizi şöyle sürdürebiliriz:
Allah’ın her isminin tecellisi için farklı aynalar, ayrı zeminler söz konusudur. Bunların çoğu, kişinin inancıyla ilgili değildir.Meselâ, Rezzak isminin tecellisinden daha fazla nasip almak isteyen bir çiftçi bunun için gerekli şartları yerine getirdiğinde tarlasına daha fazla mahsul verilir. Burada kişinin inancına bakılmaz. Yine, Şafiisminin kendisinde tecelli etmesini isteyen birisi, hastalığına faydalı ilacı kullanır. Onun şifa bulmasında da inancına bakılmaz. Çünkü kişi bu ismin tecellisini istemeyi bilmiştir ve bunun karşılığı olarak kendisine şifa ihsan edilmiştir. Bu yola girmeyen bir insan, kâmil bir mümin de olsa, şifaya kavuşmayabilir.
Buna göre bir Müslüman dünya hayatında İlâhî isimlerin feyzinden faydalanmayı diliyorsa, o tecellilere layık bir ayna olma yolunu tutmalıdır. Bunu yapmazsa sonuç alamaz.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR