23 Ağustos 2017 Çarşamba
ROTA BURSA

Müslümanların Geri Kalmasının 3. Nedeni

İlk iki makalemizde Müslümanların ilerleyememesini ve ecnebilere karşı mağlup olmalarının nedenlerini “sıfatlar ve vesileler” yönünden ele almıştık. Bu makalemizde ise “Adetullah Kanunları” yönünden konuyu değerlendireceğiz:

3. Nokta;Kâinatta iki türlü şeriat vardır; Birisi, Allah’ın kelam sıfatından gelen ve vahiy ve peygamberler vasıtası ile insanlığa gönderilen dinlerdir. Bu şeriata uyanlar hem dünya hayatında hem de ahiret hayatında mesut ve bahtiyar olurlar. 

Diğer şeriat ise;Allah’ın irade ve kudret sıfatından gelentekvini şeriattır. Yani kâinata konulmuş ve “âdetullahveya “sünnetullah dediğimiz kanunlardır. Bu kanunlar okullarımızda “Tabiat Kanunları ve Fen Bilimleri diye okutulmaktadır.  Çekirdeğin bir sistem ile çatlayıp büyümesi, yıldızların hassas bir şekilde yörünge içinde hareket etmeleri, bütün canlıların hayat şartlarının ve rızıklarının mükemmelen tanzim ve tedbir edilmesi, fotosentez olayı, yer çekim kanunu… vb. hepsi irade sıfatından gelen şeriatın meseleleri ve hükümleridir.

İşte, nasıl ki, kelam sıfatından (Kur’an-ı Kerim)  gelen dinin hükümlerine uymak, insanların ve cinlerin görev ve vazifesi ise, şu irade sıfatından gelen fıtri ve tekvini şeriata uymak da yine bütün insanların ve cinlerin görev ve vazifesidir.

Dine uymayanların ekserisi ahiret hayatında ceza çekerler; ama fıtri şeriata, yani kâinatın bilimsel yasalarına uymayanlar, peşinen cezasını bu dünyada fakir ve zelil olarak çekerler. Bu mümin olsun kâfir olsun fark etmez. Kâinattaki adet ve kurallara uymayanların peşinen zelil ve hakir olmaları Allah’ın değişmez bir kanunudur.

Kâinatın maddi şeriatına uymak her insan üzerine farzdır. Maalesef Müslüman dünyası Kur’an ve sünnet çizgisinden uzak bir hayat yaşadıkları için, bu nimetlerin keşfinde önceliği ekseri olarak kâfirlere kaptırmışlardır. Bunun tek sebebi de Allah’ın tekvini ve fıtri şeriatına uymamalarıdır.

Hâlbuki İslam insanlara çalışmayı ve dürüstlüğü öğütlüyor. Kâinat kitabını okuyup anlamayı ve ondan istifade etmeyi emrediyor. Demek biz bu emre yetirince gayret gösteremedik, tembellik gösterdik. Bu hususta yeterince çalışan Batılılar bu noktada bizi geçtiler. Bir çok keşif ve icatlara imza attılar.

Yapılacak tek şey var; hem Kur’an’a ve hem de fıtri şeriata uymak yani; bilim ve teknolojiye bir zamanlar sarıldığımız gibi yeniden sarılmak, sımsıkı çalışmak. Allah’ın kainat kitabını bilimsel ve teknik gayretler ile anlayıp istifade etmek en önemli vazifemiz olmalıdır.  Nitekim o devirleri de yaşamıştık değil mi?

 

 

  

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR