21 Ağustos 2017 Pazartesi
ROTA BURSA

Neden hep kaybediyoruz?

(Genetik yapımızı bozdular) 

Bizi Tanzimat’la birlikte ruh cephesinden vurdular. Türk düşmanı Patrik Gregoryüs’ün Rus Çarı’na gönderdiği mektupta ifade ettiği gibi;

“...Türkler’de evvelâ, manevi bağlarını kesmek ve dini metanetlerini zaafa uğratmak icap eder. Bunun da en kısa yolu, milli ve manevi değerlerine uymayan harici fikirler ve hareketlere onları alıştırmaktır. Maneviyatları sarsıldığı gün kudretleri sarsılacak ve yıkılmaları mümkün olacaktır. Bunun için yapılacak şey; Türklere bir şey hissettirmeden bünyelerindeki bu tahribi tamamlamaktır.”

İşte Tanzimat ile bünyemize aşılanan mikrop budur. Mikrobu kaptığımızdan beri toplum olarak bir daha da kendimize gelemedik. Ve bu mikrop bünyede olduğu müddetçe de kendimize gelemeyeceğiz.

Aynı can alıcı noktayı bir başka müsteşrik, İngiliz Mr. Potinkers de hatıralarında ifade ettiğini görüyoruz:

“…her millet, yaşadığı muhit, iklim ve ecdadından intikal eden bazı seciyeler, yani; huy, tabiat, meleke ve meşrep dolayısıyla bir takım örf, ahlak ve adetlere sahiptir. Bu seciyeler muhafaza edildikçe, o millet ilerler, beka bulur. Eğer seciyeler güçlü ise ve hiçbir tesir altında bozulmaz ise, o milletin bekasından şüphe edilmemelidir. Çünkü o seciyelerin her biri bir fazilettir. Fazilet ise sosyal bünyenin kuvvetlenmesine, varlığının devamına sebep olur.  Bu sözüme Çinlilerin karışık idareler altında olan mevcudiyetlerini korumaları güzel bir misaldir. İranlılar da hala duruyorlar. Hangi bir millet ecnebi unsurlarla karşı koymaksızın birleşir ve karışır ve araştırmadan onların örf, adet ve kültürlerini alırsa o ırk zevale, yokluğa yüz tutar.

 Biz İngilizler Cihan Kıtalarının her tarafına yayılmış bir milletiz; çeşitli kavimlerle temastayız. Fakat hiçbir vakit onlarla karışmayız ve hiçbir tesirle seciyemizi bozmayız. Bundan beş bin sene, on bin sene evvel bir İngiliz ne idiyse bugün dahi o İngiliz’in torunları kendisinin tıpkısıdır. Bugün bir İngiliz Britanya’da nasıl yaşıyor ise Orta Afrika’da Buse arazisinde o İngiliz yine öyle yaşar. Britanya Adası’ndaki bir İngiliz ne gibi örf ve adetlere sahip ise, ne türlü ananeye tabi ve ne gibi şeylere inanıyorsa; Hindistan’da, Yeni Zelanda’da, Amerika’da ve sair yerlerdeki İngilizler bütün dünyaya dağılmış oldukları halde Milliyetlerini ve inançlarını muhafaza ettiler.

Bir Hıristiyan İngiliz katiyen kendine mahsus mabedden gayrısına gitmez. Bir İngiliz kendi tüccarlarından gayrı bir tüccardan hiçbir şey almaz. “İngilizler kendileri içindir, başkaları için olamazlar ve herkesi İngilizler için hazırlamaya çalışırlar.” Hâlbuki bu hal Türklerde yoktur. Aşırı taklitçisiniz. “Türkler her kes içindir, çünkü kendileri için olamıyorlar”, diyebiliriz. İşte bundan dolayı kaybediyorsunuz.

Eski seciyye ve ahlaklarınızdan acaba kaçı kaldı? Müslüman Türklükten bir eseriniz var mıdır? Macar ovaları ile Bizans surlarının, Balkan yaylalarının, Kafkas dağlarının size takdim eylediği o sırma saçlı, âhu ve elâ gözlü güzel kızlarla şekliniz ıslah olundu amma, bu karışımdan tabii olarak bazı adetler edindiniz. Allah için söyleyiniz, analarınızdan hisseniz yok mudur?...”

Evet, bundan daha güzel bir tespit olabilir mi? Bir Müslüman genci olarak, biz bu sözleri söylersek, bizleri şucu, bucu diye damgalar ve alay ederler. Nitekim alay edilen o günleri de gördük ve yaşadık. Fakat bu defa gördüğünüz gibi, acı da olsa, bir İngiliz tarafından gerçekler ifade ediliyor. 

Neden bir türlü kendimize gelemiyoruz? Neden ayaklara düştük? Neden eski şevket ve haşmetimizi, izzetimizi yitirdik? Niçin tarih sahnesinden çekildik? Bu sefalete ve rezalette nasıl ve niçin düştük?...

Yukarıdaki kahredici ifadeleri ve soruları, isterseniz bir de şu ayet-i Kerimenin çerçevesi noktasından değerlendirelim:

“Bir millet kendilerindeki nimeti (güzel ahlak, seciye ve meziyetlerini) değiştirmedikçe, Allah da o topluma vermiş olduğu nimeti değiştirmez.” (Rad: 13/11)

Başka söze ve bir sürü laf kalabalığına gerek var mı?

 Genetik yapımızı bozdular. An-la-dı-nız- mı?

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR