Limak Elektrik

Neo Osmanlı

Tanınmış Macar Türkolog’u Prof. Hermann Arminus Vambéry, Reşid Efendi takma adı ile 1862-1865 yılları arasında (Sahte Derviş) Orta –Asya’da maceralı yolculuk yapar. Evvelâ, bu ünlü Macar ilim adamı İstanbul’a gelir. Burada devrin tanınmış şahsiyetlerinden Mehmet Sadık Rıfat Paşa’nın konağına misafir olur. Bumekânda dört yıl konaklar. Burada büyük bir sabır ve irade ile hazırlıklarını tamamalar ve o zaman ki adı TÜRKİSTAN olan Orta Asya’ya doğru yola çıkar.

Prof. Vambéry defalarca ölümle yüz yüze geldiği yolculuğundan dönüşünde neden senelerce İngiltere’de kaldı?  Ve asıl itibarını orada gördü. Ruslar onun anlattıklarının doğruluğu üzerinde şüphe uyandırmak için İNGİLİZ CASUSU olduğunun iddia ettiler birçok vesika neşrettiler. Londra bu iddialara cevap vermedi. Vambéry de sustu. Fakat on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Orta Asya’da olup bitenleri hiç kimseye nasip olmamış ölçüde açıklayarak dünyanın dikkatini Türk Ana Vatanına çevirdi.

Türkler hakkında çok önemli tespitlerde bulunmuş ve kurulan tuzakları daha o tarihlerde fark etmiştir. Meselâ, Türk anavatanındaki eski eser yağmacılığına şahit olmuş ve Rusların bu bölgeden değil maddi değeri olanları, anıtları bile söküp götürdüğünü söylerken şu can alıcı noktaya dünyanın ve bizim dikkatimizi çekmiştir:

“ –Çünkü Ruslar,Türkistan'da insanlığın ilk medeniyetlerinin birbiri üzerinde yattığı hakikatini,evvela Türklerden,sonra da bütün dünyadan saklamak gayretindedirler.Bu hareketlerinin asıl sebebi de Türklere geçmişlerini unutturmaktır.Çünkü bir millet cedlerinin yapabildiklerini kavramış olursaonlara layık olmanın cehdi ve azmi içinde kalır.

Şunu bilmek lazımdır ki,Türkistan’ı baştan nihayete kadar askeri istila altında bulundurmak çok güçtür. Bu kıtayı muhtelif yollardan fethetmek icap eder. Aralarında en ehemmiyetlisi de Türkleri manen ve ruhen çökertmek,  onlarda kendilerine güven duygusunu zedelemektir.Söylemek gerekir ki, Ruslar bunu çok güzel başarmışlar.

Ruslar, bu hakikatin, medeniyetin sahibi Türklerce bilinmesinden ürküyorlar ve istemiyorlar. Türkler de yapılanın farkında değiller…”Prof. Vambéry devamla diyor ki; “her geçtiğim Türk obasında Ahmet Yesevi’nin Hikmet ve münacatına rastladım. Türkler bu manevi irşadı coşkunlukla okuyorlardı. Her obada Divan-ı Hazret-i Sultan-ül Arifin Hoca Ahmed Yesevi’nin öğretilerini vecd ile okuyan kadın-erkeklere rast geldim. Öteki İslam ülkelerini de gezdim, gördüm ve tarafsızca karşılaştırdım. Anladım ki, İslam Dinine cihanşümul idrak ve hizmet veren Türk bilginleridir.”(Sahte Derviş, Cemal Kutay)

Acaba dış mihrakların yaptıklarının farkında olmayan sadece esaret altındaki Ana vatan mı? Biz, bugün cumhuriyet Türkleri olarak 2010’lu yıllarda bizlere yapılanların ne derece farkındayız?

Bugün çocuklarımızın yüzde kaçı Ahmed Yesevi’yi,İbrahim  Hakkı’yı,İbn-i Haldun’u, İbn-i Hayyan’ı, Harezmi’yi, Biruni’yi, Cabir’i, Farabbi’yi, Bediüzzaman’ı tanıyorlar ve okumuşlar?

Acaba kendi öz ecdadımızı ve tarihimizi ne derece tanıyoruz? Fakat Batılı bir sürü sahtekâr ismi bir çırpıda sayıyoruz ve bunu da bir marifet sanıyoruz, değil mi?Peki suç onlarda mı? Yoksa okullarda ha bire Batılı şahsiyetleri yegâne referans gösteren eğitim müfredatımız da mı? Buna da bir neşter atmanın zamanı gelmedi mi?

Bugün ilgililere ve yetkililere düşen en büyük görev maneviyat âleminde yeniden bir diriliş ve ihyanın temellerini atmak. Bunun için de acilen okullarımızda okutulan derslerin ve müfredatın yeniden gözden geçirilmesi ve bizi ruh cephesinden dumura uğratan Batı felsefesinden derhal arınmak ( Batı felsefesi ile Batı bilim ve teknolojisini ayrı tutuyorum. Zira bilim ve teknoloji tüm insanlığın ortak malıdır. Bunu elbette ki almaya devam etmeliyiz).MEB beş yüzyıl bizi ayakta tutan köklerimize dönmenin startını vakit geçirmeden vermelidir. Salt Batıdan beslenmiş sahte entelektüeller karşı çıkabilir,büyük bir gürültü – belki de sivrisinek vızıltısı- çıkarabilirler. Zaten bu kesim hangi milli hamleye  karşı çıkmıyor ki..! Ancak, “Şark Medeniyetini- NEO OSMANLI’YI ” yeniden diriltmek ve Batı karşısında “mazlumlar, masumlar ve Müslüman dünyası” adına izzet ve şerefle dimdik ayakta durmanın başka bir yolu da yoktur.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR