23 Ağustos 2017 Çarşamba
ROTA BURSA

"Nihayet ulusumuzun şeytanını biliyordum"

Kıymetli Dostlar! Bugünlerde, Adolf Hitler'in KAVGAM adlı kitabını okumanızı tavsiye edeceğim. Zira Hitler, gerçekten yeryüzünün iğrenç mahlûkları olan Siyonistleri, en iyi şekilde tahlil eden ve onlara karşı açıkça hükmünü ortaya koyan bir devlet adamıdır. Dünya kamuoyunda onun hakkında yazılan/çizilenleri ve ona takılan lakaplar, muhakkak ki, Yahudi propagandasıdır. Çünkü dünya kamuoyu Yahudilerin tekelindedir. Tıpkı Sultan Abdülhamid’e taktıkları “Kızıl Sultan” (ruj sultan) lakabı gibi. Zaten; Hitler daha o zaman bu milletin (Siyonizm) dünya medyasını eline geçirdiğini ve karayı ak, akı kara olarak lanse edeceklerini söylemektedir. El hâk bu sözün doğruluğu, Hitler'in dünya kamuoyuna güçlü Alman devletine rağmen olumsuz takdim edilmesiyle ispat edilmiştir.

Hitler şöyle diyor: "Siyonist Yahudilerle Liberal Yahudiler arasındaki uyduruk kavga bana tiksinti verdi. Her şey gerçek dışıydı, yalandı; zaten bu halktan dürüstlük ve temizlik beklemek çok yanlıştı. Bu halkın ahlakî ve diğer temizliği çok özel bir şeydi. Suya karşı pek az ilgileri olduğunu kendilerine bakılınca anlamak mümkündü. Sonra bu kaftan giyen adamların nasıl koktuklarını görünce midem bulandı. Elbiseleri pisti, görünüşleri hiç de kibar değildi. Bütün bu ayrıntılarda hiç cazip bir nokta yoktu. Fakat onların pislikleri altında o "seçkin" kavmin "ahlakî bozukluğu" fark edilince bir tiksinti duyuluyordu."

Hitler devamla: "Dünyada herhangi bir yerde ifsad varsa, gizli ve sosyal hayatta hangi şekil altında olursa olsun, muhakkaktır ki bir Yahudi’nin eli bulaşmıştır. Bu çeşit bir çıbana neşter dokundurulur dokundurulmaz, bir bedende kümelenmiş solucanlar gibi, gözleri aydınlıktan kamaşmış küçük bir Yahudi ortaya çıkardı.
Yahudilerin basında, sanatta, edebiyatta, tiyatroda ortaya koydukları etkinlikleri inceledikçe, bende Yahudiler hakkında ithamlar birikmeye başladı. Artık bu masum sözler bile bende iyi niyet uyandırmıyordu. sadece yazarların isimlerine bakıp Yahudi olmaları yeterliydi."Sadece yazarların isimlerine bakıp Yahudi olmaları bile yeterliydi. Bu, oralarda halkı ürküten bir veba, bir ahlak vebası, eski zamanların kara vebasından daha beter bir felaket idi. Hem bu zehir büyük oranlarda üretilip dağıtılıyordu. Tabi, bu artistik eserleri yapanların ahlak ve fikir seviyeleri ne kadar aşağı ise; üretici yanları da o kadar gelişmişti. Sonunda bu heriflerden biri, bir fışkırtma makinesi gibi, pisliklerini toplumun yüzüne fırlatıyordu.”kleri inceledikçe, bende Yahudiler hakkında ithamlar birikmeye başladı. artık bu masum sözler bile bende herhangi bir iyi niyet uyandırmıyordu. sadece yazarların isimlerine bakıp Yahudi olmaları yeterliydi."
bu oralarda toplumu ürküten bir veba, bir ahlak vebası, eski zamanların kara vebasından daha beter bir felaketti. Hem bu zehir büyük oranlarda üretilip dağıtılıyordu. Tabi, bu artistik eserleri yapanların "ahlak ve fikir seviyeleri" ne kadar aşağı ise, üretici yanları da o kadar gelişmişti.
Sonunda bu heriflerden biri, bir FIŞKIRTMA makinesi gibi, PİSLİKLERİNİ İNSANLIĞIN YÜZÜNE fırlatıyordu." (Hitler/Kavgam,Sh:69
bu oralarda toplumu ürküten bir veba, bir ahlak vebası, eski zamanların kara vebasından daha beter bir felaketti. Hem bu zehir büyük oranlarda üretilip dağıtılıyordu. Tabi, bu artistik eserleri yapanların "ahlak ve fikir seviyeleri" ne kadar aşağı ise, üretici yanları da o kadar gelişmişti.
Sonunda bu heriflerden biri, bir FIŞKIRTMA makinesi gibi, PİSLİKLERİNİ İNSANLIĞIN YÜZÜNE fırlatıyordu." (Hitler/Kavgam,Sh:69bu oralarda toplumu ürküten bir veba, bir ahlak vebası, eski zamanların kara vebasından daha beter bir felaketti. Hem bu zehir büyük oranlarda üretilip dağıtılıyordu. Tabi, bu artistik eserleri yapanların "ahlak ve fikir seviyeleri" ne kadar aşağı ise, üretici yanları da o kadar gelişmişti.
Sonunda bu heriflerden biri, bir FIŞKIRTMA makinesi gibi, PİSLİKLERİNİ İNSANLIĞIN YÜZÜNE fırlatıyordu." (Hitler/Kavgam,Sh:69bu oralarda toplumu ürküten bir veba, bir ahlak vebası, eski zamanların kara vebasından daha beter bir felaketti. Hem bu zehir büyük oranlarda üretilip dağıtılıyordu. Tabi, bu artistik eserleri yapanların "ahlak ve fikir seviyeleri" ne kadar aşağı ise, üretici yanları da o kadar gelişmişti.
Sonunda bu heriflerden biri, bir FIŞKIRTMA makinesi gibi, PİSLİKLERİNİ İNSANLIĞIN YÜZÜNE fırlatıyordu." (Hitler/Kavgam,Sh:69

"...Milletleri perişan eden bu hastalığın (Siyonizm) sorumlularının bir "Şeytan" olduklarını kabul etmek gerekiyordu. Çünkü en sonunda insanlık medeniyetini yıkacak ve dünyamızı bir çöl haline getirecek bir örgütlenmenin planlarını yapabilmek için insanın bir Canavarın ruhuna sahip olması gerekir.”

“Bu durumda tek çare mücadeleydi. İnsan aklının sağlayacağı bütün silahlarla bir mücadele… Talihin terazi kefesini lehlerinde yöneltecek düşmanların silahı ne olursa olsun…“

“Eğer Yahudi, bu dünya ulusları üzerinde Marksçılık teorisi sayesinde zafer kazanırsa başına giyeceği taç insanlığın cenaze tacı olacaktır. O zaman gezegenimiz milyarlarca sene önce yaptığı gibi, tekrar esaret içinde dönmeye başlayacaktır. Üzerinde artık insan kalmayacaktır.”

“Bunun içindir ki, ben Yaratıcımız Yüce Tanrı'nın emirlerine göre hareket ettiğime inanıyorum. Çünkü:

Kendimi Yahudi’ye karşı müdafaa etmekle, Tanrı'nın eserini müdafaa için savaşıyorum."

Hitler devam ediyor:" Yahudilerin tabiat tarafından özellikle bu utanılacak rolü oynamak için yaratılmış gibi göründüğünü düşünmek müthiş bir şeydi.


Seçkin millet dedikleri bu muydu?
“Toplumu ifsad eden eserlerin yazarlarını araştırdım; gerçek şu ki, bütün edebi pisliklerin, güzel sanatlardaki adi şeylerin, tiyatrodaki budalalıkların onda dokuzunun memleket nüfusunun ancak yüzde bir kadarını temsil eden bir topluluğun üzerine kaydedilmesi gerekir. Bu inkâr kabul etmez, böyledir.”

“Benim o “sevgili basın”ımı da aynı gözle incelemeye başladım. Sondayı ne kadar derine atarsam atayım, tarafsızlıkları hep yalandı. Çünkü yazarlar Yahudi idiler. Bunların hepsi müdürlerinden başlamak üzere istinasız Yahudi’ydiler.”

“Adi yayımlar, müstehcen yazılar sürekli yayımlanırdı. Yahudileri fuhuşta ve özellikle beyaz kadın ticaretinde oynadıkları rol, ihtimal ki Fransa’nın güneyindeki limanlar sayılmazsa, Batı Avrupa şehirlerinin tümünden daha çok Viyana’da daha kolaylıkla incelenebilirdi. Akşamları Leapolsdadt’ın sokaklarında dolaşılırsa, her adımda, ister istemez bir takım sahnelere şahit olmamak mümkün değildi…”

“Büyük şehrin batak tabakası içinde erdemlerin böyle nefret ve isyan edecek şekilde sömürülmesini eşsiz bir tecrübe ile, o hayâsız, duygusuz Yahudilerin yönettiğini ilk defa gördüğüm zaman sırtımda hafif bir titreme hissettim. Sonra şiddetli bir öfkeye kapıldım.”

“Şimdi, Yahudi meselesini aydınlatmaktan artık korkmuyordum. Evet, bunu kendime görev edinecektim. Bulabildiğim bütün sosyal demokrat broşürleri ele aldım, imza sahiplerine baktım: Yahudi’ydiler. Hemen hemen bütün şeflerin isimlerini kaydettim: Bunlar da büyük çoğunluk itibarıyla, "Seçkin Ulus" mensuplarındandı; ister Reich'ta milletvekilleri olsun, ister sendikaların sekreterleri yahut parti teşkilatları başkanları olsun tablo değişmiyordu; Susterlitz'lerin, David'lerin, Adler'lerin, Ellenbogen’lerin... adlarını hiç bir zaman unutmayacağım. İnsan en çok neye hayran kalmak gerektiğini kestiremiyordu: boş lafların anlamsızlığına mı yoksa yalan söylemekteki hünerlerine mi? 


Nihayet ulusumuzun ŞEYTANINI biliyordum...” (Hitler/Kavgam)

Evet, inşallah pek yakında diğer dünya liderleri de bu şeytanı bilecek ve insanlığın ortak düşmanına karşı birlikte hareket edeceklerdir.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR