Limak Elektrik

Ölçüsüz batılılaşma!

Cumhurbaşkanı, müteaddit konuşmalarında, eğitimde başarılı olamadıklarını itiraf etmiştir. Esasen bugünkü Hükümet anlayışıyla eğitimde istenilen değişimin yapılması neredeyse imkansız gibi görünüyor. Zira bu yapının mazisi oldukça eski ve dahi bir o kadar da katıdır. Tanzimat’tan bu yana vesayetin en fazla hâkim olduğu kurulumların başında eğitim kurumları gelmektedir.

Bu teşkilat yapısı tamamen Batılı bir zihniyetin tekelindedir. Bu nedenle burada herhangi bir dönüşüm yapılması bugünkü hükümetlerin oluşum biçimi göz önüne alındığında zorluktan da ötedir.

Esasen temeli bilerek yanlış bir anlayış üzerine oturulmuştur. Eğitim meselesinde en büyük hata “Ölçüsüz Batılılaşma” hareketi olmuştur. Maalesef aydınlarımız “Batı Felsefesi ile Batı bilimini” bir birine karıştırmıştır.

"Batılılaşalım" derken tepeden tırnağa Batı'nın değerini, ahlakını, huyunu, ne varsa her şeyini almaya ve uygulamaya geçilmiştir.

Bir millet topyekûn “asimilasyona” tabi tutulmuştur.

Osmanlı’nın son döneminden itibaren (Batılılaşmada diretilen ve dayatılan “küfr-ü inadi”den dolayı) aydın-halk ayrılığı böylece derinleşmiş ve zamanla halktan kopup halkın meselelerine yabancı, mimsiz ve dahi dinsiz bir aydın sınıfı zuhur etmiştir.

 Bu ülkede halkın aydınlara olumsuz bakmasının temel nedeni işte budur.

Bu tavır ve politika CHP zihniyeti ile tavan yapmıştır.

İki binli yıllara kadar laiklik adı altında despotça tatbik edilen bu uygulamalar, halkın “iktidar ve muktediriyetini” elde etmesiyle gevşemeye ve nihayet aslına rücu etmeye başlamıştır.

Unutulmamalıdır ki, “16 Nisan Referandumu”, Tanzimat’tan itibaren halkın kazandığı ilk ve en büyük bir muzafferiyettir.

Halkı hakkıyla temsil edecek olan “16 Nisan sonrası hükümetin” ana hedefi; rotasından, şirazesinden çıkarılan “”eğitim katarını” tekrar eski rotasına sokmak ve bin yıllık kültürü yeniden tesis etmek, o şanlı mazisi ve ecdadı ile yeniden bir bağ oluşturmaktır. 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR