Parçala ve yut!

Evet, “Her kemalin bir zevali vardır”. Bugün AB’de olan ve inşallah büyüyerek devam edecek olan  çöküntü işte bize bu “İlahi Kuralı” bir kez daha hatırlattı.

Bu aynı zamanda bir “şeriat-ı fıtriyedir”. Allah’ın yeryüzüne koyduğu bir kanundur. Adalet-i mahzadır, şaşmaz. Kişilerin rütbesine, gücüne, kuvvetine, zenginliğine ve imtiyazlı olup olmadığına bakmaz.

Allah imhal (ertelemek) eder, amma ihmal etmez. Ayet şöyle diyor: “Kim yücelik ve üstünlük dilerse bilsin ki, yücelik ve üstünlük yalnız Allah'a aittir. Bütün güzel sözler O'na yükselir, bütün doğru ve yararlı işleri O yüceltir. Sinsi şekilde kötü fiiller tasarlayanlara gelince, onları şiddetli bir azap beklemektedir ve onların bütün tertipleri de, yok olup gitmeye mahkûmdur.Fatır 10)

Kurulduğu günden beri yeryüzünün şeytanı olarak beşer âlemini ifsat eden, karıştıran, kan döken bu mel’un millet ektiklerinin karşılığını muhakkak görecektir. Döktüğü kanların hesabını er geç verecektir.

Sanki Meleklerin Hz. Âdem’in yaratılma hadisesinde ifade ettikleri şu; “kan dökecek, fesat çıkaracak birisini mi yaratacaksın?” dedikleri ‘birisi’, işte bunlar, yani İngilizlerdir, onların yönlendirdiği Amerika’dır ve tüm bunları sevk ve idare eden Yahudilerdir. Hatta bunlara “şeytanın çocukları” diyen birçok Batılı bilim adamaları bile vardır.

İNGİLİZLER ŞEYTANIN DÜNYADAKİ AVANELERİDİRLER!

Meşhur bir Kızılderili atasözünde de bunlar şöyle ifade edilmiştir: “bir derenin kenarında iki balık kavga ediyorsa, biliniz ki, oradan az önce bir İngiliz geçmiştir”.

Uzun sözün kısası;İslam’ın kalbine durmadan fitne, fesat tohumlarını eken bu millet de nihayet aynı hastalık kendisine de bulaşmıştır. Bu İlahi kanundan yakasını kurtaramamıştır. Umarım ki, bu fesat millet öyle çabuk bu illetten kurtulamayacaktır. İnsanlığın onuru ile oynayan bu mel’unlar, “zillet ve onursuzluk” damgasını yeryüzünde yiyecek ve kaderin sillesi ile zelil ve rezil bir hayata düçar olacaklardır.

İslam düşmanları içinde en şeditlerinin başında şüphesiz İngilizler özel bir yer tutar. İngilizler tarihler boyunca İslamiyet’e ve Müslümanlara alabildiğine düşmanlık beslemiş ve büyük fitneler çıkarmakla birlikte yüz binlerce Müslüman'ı da katletmişlerdir. Son üç asırda, Türk ve İslâm âlemi, nerede bir ihanete uğramışsa, bunun altında mutlaka İngilizler vardır. İngilizlerin bütün İslâm âleminde takip ettikleri siyasetin temeli şu üç kelimedir.

 “Parçala, hâkim ol ve dinlerini imha et.”

Gerçekten de İngilizlerin İslam’a yönelik fitne hareketlerine baktığımızda nasıl büyük bir düşmanlık sergilediklerini ve bunu yaparken de alabildiğine gizliliğe önem verdiklerini görüyoruz. Osmanlı döneminde yetiştirdikleri casusları Müslümanların içine sızdırarak Müslümanları birbirine düşürmüş ve büyük çalkalanmalara sebep olmuşlardır. İngilizlerin öteden beri takip ettikleri tek siyaset, dünyadaki bilhassa Müslümanların çoğunlukta olduğu Osmanlı, Afrika ve Hindistan'daki yer altı ve yerüstü kaynakları sömürmek, oralardaki insanları İslam’dan uzaklaştırmak, hayvan gibi çalıştırıp bütün kazançları İngiltere’ye nakletmek olmuştur. İngilizlerin İslâmiyet’i yok etme savaşında, vatanına, milletine dinine hizmet etmek isteyen Müslümanları aldatmak için kullandıkları en tesirli silâhları, İslamiyeti asra uydurmak, modernleştirmek, İslâmiyet’in aslını ortaya çıkarmak propagandaları içinde, Protestan bir İslam’ı meydana getirmektir.

 

Ülkemizdeki Fetoş Mezhebi’ni mercek altına yatırdığımızda bunları net görmek mümkündür. İslam’ın temellerini sulandıran ve Hıristiyanlık akidesine benzer bu mezhebin fetva ve icraatlarında “sembolik bir İslam” anlayışının hâkim kılınmaya çalışıldığını görüyoruz. 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR