Ruhları batan insanlar!

“Bütün serveti 40 kuruş olan bir adam, bu kuruşlardan her akşam birini denize fırlatır ve şöyle derdi:

“ Ey nefsim, ömründen bir gün, servetinden de bir kuruş azaldı.”

Böylece nefsinin hiç hoşlanmayacağı bir işle onu kontrol altında tutmayı ve ıslah etmeyi düşünürdü.

Bizlerde geçen zamanla birlikte sayılı zamanımızın birbir azaldığını, ömür sermayemizin sürekli tükendiğini daima hatırda tutmalıyız ki, “tul-i emel” (hiç ölmeyecekmiş hissi) sahibi nefsin aldatmalarına kapılmayalım.

Mevlana’nın bu hikâyesine benzer bir hikaye de Sokrates’ten nakledilir:

Zengin bir kimsenin kendisine hediye ettiği bir çuval altını bir kayığa yükleyip denize açılan Sokrates, bu altınları tek tek denize atarken şunları diyormuş:

“Altınlar zamanla ruhumu batırmasın diye şimdi ben onları batırıyorum.”

Hakikaten maddi imkânları artıkça maneviyatı eksilen, ruhları batan insanların sayısı çevremizde ve daha geniş daire olan ülkemizde ibretle ve esefle müşahede ediyoruz. Elbette ki para iyi yönde ve kontrol altında kullanılsa iyidir. Ama o bize hükmederse ve onun için maneviyatımızdan taviz verirsek, bizi batıran bir felaketimiz olur.

Miraç gecesi Hz. Peygamber’in;“cennettekilerin ekseriyetinin fakirler olduğunu gördüm” diyerek verdiği haber ne kadar düşündürücü, değil mi?

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR