21 Ağustos 2017 Pazartesi
ROTA BURSA

Said Halim Paşa'dan kurtuluş reçetesi

Mehmet Akif merhum, Said Halim Paşa’dan rivayetle hem Müslüman dünyası ve hem deBatı âlemininiçine düştüğü felaket ve helaketten kurtuluş reçetesini iki cümle ile ifade ediyor. Hakikaten bu teşhis ve tarif bugün hala geçerliliğini ve tazeliğini koruyor. Bilhassa siyasi mevkide bulunanlara Said Halim Paşa’nın “İslamlaşmak“ eserini okumalarını şiddetle acizane tavsiye ediyorum. Zira Müslüman toplumun yönetimine soyunanların bu toplumun genlerini iyice tanımaları gerekir ki, sundukları ilaç şifa versin. Aksi takdirde hastanın derdinin uzamasından başka bir katkıları olmaz ve olmuyor.

Tanzimat’tan beri aynı hastalık hala devam ediyor. Said Halim Paşa makalesinin bir yerinde şu nefis tespitte bulunuyor:

“…Bütün bu söylediklerimizden iki netice çıkıyor:

Birincisi; cemiyet-i İslami yenin (Müslüman âlemi)  musab olduğu felaket kavanin-i maddiye-i tabiiye (fen, sanat  ve teknolojik bilimler) hakkındaki cehlinden ileri geliyor kibu cehalet tabiatın nimetlerinden istifadesine mani olmak suretiyle kendisini maddi bir sefalete mahkum ve binnetice (netice itibariyle) istiklal-i siyasiden mahrum ediyor.

İkincisi; cemiyet-i garbiyenin (Batı toplumunun) maruz kaldığı musibet, kendisinin kavanin-i ahlakiye-i tabiiyeyi (insanı insan yapan yüksek ahlak) bilmemesinden neşet ediyor ki, bu onun daimi bir buhran-ı ictimai içinde kıvranmasına sebep olur.

 Demek evvelkiler saadet-i maddiyeden, ikinciler de saadet-i ictimaiyeden mahrumdurlar.

Binaenaleyh, cemiyet-i İslamiye musab olduğu hastalığı izale için o hastalığı tevlid eden (doğuran)  cehaleti ortadan kaldırmalı, bunun için de kendisinde eksikliğini gördüğü o nevi fünunu garba müracaatla derhal almalıdır.

Cemiyet-i garbiye de ma’lul (hastalıklı) olduğu maraz-ı ictimaiden (sosyal ve toplumsal sıkıntılar) kurtulmak isterse şeriatın tebliğ ettiği kavanin-i ahlakiye ve ictimaiyeyi öğrenmek için cemiyet-i İslamiyeye teveccüh etmelidir.

Görülüyor ki cemiyet-i İslamiyenin cemiyet-i garbiyeden alacağı şeyler pek kat’i ve mülahhas bir mahiyettedir; hiçbir zaman ictimai ve siyasi tabiatta değildir.

Binaenaleyh nasıl ve ne dereceye kadar olursa olsun cemiyet-i İslamiyenin garblılaşması (sınırsız ve bilinçsiz Batı taklitçiliği) tasavvur edilebilecek hataların en müthişidir.”

Dikkat ederseniz Said Halim Paşa Türk toplumunun 2015’lerde çektiği terör, anarşi, fertlerin birbirlerine besledikleri düşmanlık ve nefret krizlerinin kaynağına dikkatimizi çekiyor. Aynı zamanda sınırsız taklitçiliğin bizde de fert ve toplum hayatında ahlaki bir çöküşe yol açacağını,  ”Müslüman toplumlarda bünyeyi kemiren bir  (Batı tipi hastalığın) “içtimai marazın” ortaya çıkacağını ifade ederek bugün ülke olarak çektiğimiz sancılara işaret ediyor.

Peki, çare nedir?

Çare; Hükümetin hiçbir tepkiye kulak asmadan, derhal Müslüman halkımızı besleyenahlaki ve dini bütün kurutulmuş kanalları yeniden açmak, örf ve adetlerini, din ve inancını, kültür ve harsını eğitim kurumlarında (müfredat olarak) yerleştirerek tedrisini sağlamak ve sağlam ve imanlı nesiller yetiştirmektir.

Neden siyasilerimiz bu kitabı muhakkak okumaları gerekir, dedim. Çünkü konulan teşhisin keskinliği ve doğruluğu o kadar açık ki, görmemek için kör olmak, yahut art niyetli olmak lazım.

Bu cesaret hükümetimiz de var. Bence bu “olmak veya olmamak” meselesidir.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR