Limak Elektrik

Yılbaşı ve biz Müslümanlar

Ülkemizde halk tarafından yakın zamana kadar çok fazla itibar görmeyen yılbaşı kutlamaları, televizyonların zorlama programları ve halktan kopuk bir yaşam içinde olan entel grupların gayretleri ile “Yıl Başı”nda gündem kaplamaktadır. Özellikle kendilerine sosyete denilen bir kesim, televizyonun oluşturduğu bu şaşalı havaya uyarak ihdas edilen yılbaşı haftasını, 25 Aralık'ta kutlamaya başlamaktadırlar. Nefsine hoş gelen her şeyin peşinden koşmaya alışmış olan şuursuz veya kendilerini şuurlu zannettikleri halde nefislerinin esaretinden kurtulamayan gafletteki bazı Müslümanlar da; karnavala dönüştürülmek istenen bu kutlamalara bilmeden çanak tuttuğunu görüyoruz. Esasen birinci grup, bu diyarlarda yaklaşık yüz yıldan beri ısrarla batı orijinli bir kültürü empoze etmenin azmi ve gayreti içinde, adeta bir ölüm-kalım mücadelesini yürüttükleri acı bir gerçek olarak önümüzde duruyor. Bence bilim insanları ve sosyologlar tarafından, ülkemizin geleceği acısından üzerinde durulması gereken önemli bir konudur bu.  

Sesleri oldukça gür çıkan ve kamuoyunu velveleye veren bu grubun bastırmasıyla 31 Aralık'ta doruk noktasına ulaşan hazırlıklar resmî ve özel televizyon kanallarının sunduğu ucube programlarda şehvet ve arzularının esirleri olan insanlarda hayâ duygusunun nasılda yok olduğunu görebilmek mümkündür. Bu kesim, tüm bu rezaletlerini sanat icra etmek adına sergilerken, maalesef cahil ve bilgisiz Müslümanların da onları izlediklerini ve taklit ettiklerini ve peşlerine takıldıklarını görmek bizlere ıstırap ve üzüntü vermektedir.

En basitinden; bu şarlatanların peşine takılan insanlarımız; o akşam için hazırladığı kuruyemiş, meyve ve en önemlisi belki sene içerisinde hiç aklına gelmediği halde o gün satın aldığı hindi ve yaş pastasıyla kendilerince masumane hazırlıklar yaparlar. Kimileri bu hazırlıklara çam ağacını da ekler.

Ayrıca içki müptelası olmuş kimseler için 31 Aralık tarihi eşi bulunmaz bir gecedir. Çünkü yılbaşı geceleri içki satışının ve kullanımının had safhaya yükseldiği bu gecede devlet sarhoş vatandaşlarına yardımcı olmak için seferber olmaktadır. Sabaha kadar devam eden televizyon yayınları ve eğlenceler günün ilk ışıkları ile yerini derin bir sessizlik ve yorgunluğa bırakır ve Türkiye’de yeni yıl yani 1 Ocak, öğleden sonra başlar.

Efendimiz (s.a.v.): “Kim bir kavme benzerse, o onlardandır” (Ebû Davud, H. no: 4031) buyurarak davranışlarımızda, hal ve hareketlerimizde, Yahudi ve Hıristiyanlara, müşriklere benzememizi yasaklamıştır. Kaldı ki; Yılbaşı ve Noel eğlenceleri Hıristiyanlık geleneğinden bile gelmemekte, Romalıların güneş tanrısına taptıkları putperestlik döneminden kalma bir gelenektir. Müşrik bir toplumdan kalan bu geleneğe masumane de olsa bir nebze uymak imanlarımıza ne kadar zarar verebileceğini vicdanlarımıza havale ederek sormak lazım. Zira İbn-i Ömer (r.a.) teşebbüh hakkında şöyle buyururlar: “Bir kimse müşriklerin arzına ev bina edip, onların bayramlarına katılmak suretiyle onlara benzerse, o kimse kıyamete günü onlarla beraber haşrolunur.” (Feyzü’l-Kadir, 104)

Şunu unutmayalım ki, küçük çocuklarımız bu parıltılı ve şatafatlı kutlamalardan etkilenebilirler. Onları olabildiğince uzak tutmalıyız. Eğer yurt dışında yaşıyorsak, Müslüman olduğumuzu ve yılbaşı adetlerinin Hıristiyanlara ait bir kutlama olduğunu anlatıp, onlar için, özel alternatif faaliyetler ve programlar düzenleyerek o geceyi birlikte geçirmeliyiz. Varsa civarımızda ikamet eden Müslüman kardeşlerimizle, Müslüman derneklerle buluşarak o gece birlikte neler yapabilirizi konuşmalıyız.

Şayet Türkiye’de yaşıyorsak, Noel’i ve Yılbaşı’nı kutlayan eş dostumuzu çocuklara açıklamak çok daha zor olacaktır eminim. Fakat şunu unutmayalım ki, biz anne babalar sağlam durursak ve bunu dert edinirsek o gece çocuklarımızla beraber farklı ve özel bir zaman geçirmek için, bir gayret ve arayış içerisinde olursak, bu pisliklerden kendimizi ve çocuklarımızı korumuş oluruz. Meselâ; bu gece evlerimize ayrı bir düzen verebilir, süsleyebiliriz, camilerde ve derneklerde sema gösterilerinin, Kur’an tilavetinin tertip edilmesine önayak olabiliriz. Çocuklarımız arkadaşlarıyla, komşularımızla hediyeleşebiliriz.

Hem Hıristiyanların adetlerine bağlılıkta gösterdiği gayret ve emeğin ne kadarını bizler kendi kültür ve inancımızı yaşamada gösteriyoruz, diye yılbaşı gecesinde bu soruyu kendimize sormamız gerekmiyor mu?

Bu geceyi lehimize çevirip, sevgi, barış, paylaşma ve aile ruhunu pekiştirebiliriz. Yeni bir yıla girerken, geride bıraktığımız yılın bir muhasebesini, eksiklerimizi, yanlışlıklarımızı, hatalarımızı, günahlarımızı büyük bir cesaretle evimiz içinde aile bireyleri olarak ortaya koyabilir, birbirimizi eleştirebilir ve birbirimizden beklentilerimizi açık yüreklilikle ifade edebiliriz. Bilhassa bu tür mevzuları içeren “Kalplerin Keşfi”, “Gençlik ve İhtiyarlık Rehberi” gibi kitapları okuyabiliriz.

Tabi ki, sadece mevzubahis olan çocuklarımız değil, bizleriz de aynı zamanda. Cenab-ı Hak bizlere yeni bir yıl daha lütfetti, bir fırsat daha bahşetti

Bu yıl içinde, daha çok insanlığa hizmet etmek, ülkemizin ve insanlığın barışına çalışmak, daha temiz ve daha medeni bir dünyanın kurulmasına katkı sağlamak, tövbe kapılarına yönelmek, daha çok dua etmek, daha fazla Allah’a yönelmek zorundayız. Zira bir yaş daha ihtiyarladık. Şöyle diyelim isterseniz, ömür takviminden bir yaprak daha düştü. Yani ölüme biraz daha yaklaştık. Asıl vatanadır yolculuğumuz. Şu ilkeler bizi titretmeli değil mi;
“eli boş gidilmez gidilen yere,
Rabbim boş gelmedim suç getirdim.
Dünyalar çekemezken bu ağır yükü,
İki büklüm sırtımda pek güç getirdim.” (Tahiru’l Mevlevi)

Ayrıca yeni yıla girme, geride kalan yılı sağlıklı ve başarılı bir şekilde tamamlama fırsatını veren yüce Allah’a sonsuz şükürlerin takdim edildiği bir gece olabilir. Bu sevinç sadaka vererek, teşekkür namazı kılarak, yeni yılın geçen yıla oranla daha iyi, sağlıklı ve başarılı geçmesi için dua ederek de kutlanabilir.

Son sözü asrın imamına bırakalım:

“Bil Ey Aziz Kardeşim! Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın sınırlı, ömrünün günleri sayılı ve her şeyin fânidir. Öyle ise, şu kısa, fâni ömrünü fâni şeylere sarfetme ki, fâni olmasın. Bâki şeylere sarfet ki, bâki kalsın.”

Yeni yıl geceleri bir mesaj algılaması, bir muhasebe fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Ne dersiniz?…

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR