21 Ağustos 2017 Pazartesi
ROTA BURSA

Bir köy var uzakta

Hepimiz ilkokul sıralarında, Reşat Nuri’nin romanlarından esinlenerek yazılan ve bestelenen bir çocuk şarkısı vardır. “Orda bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür. Gitmeksek de, görmesek de o köy bizim köyümüzdür.” Bu dizelerde insanın köklerine olan özlem açıkça ifade edilir. Elbette ki insan göbek bağı ve gönül bağı ile bağlı olduğu mekânları ve insanları unutmamalıdır.

İyi günlerinde, sevinçleri ve üzüntülerini paylaşmalıdır. Zor zamanlarında yanında olmalı, dara düştüğünde de hemen koşmalıdır.

Bugün hiç gündeme gelmeyen bizden binlerce kilometre uzakta, köklerimizin bulunduğu Doğu Türkistan diye bir ülke var. Adı üzerinde Türk yurdu, Türklerin yurdu. Çoğumuz belki bu ülkenin adını duymadığımız gibi haritanın neresinde olduğunu dahi bilmeyiz. Halbuki onlar bizim atalarımız, Anadolu ya hicret etmeden önceki topraklarımız. Bu gün mecburi olduğumuz için iftihar ettiğimiz Osmanlının ilk yurdu…

20. Yüzyılda dünyaya dehşet saçan ideolojilerin başında kominizim gelmekteydi. Marx ve Engels isimli iki alman felsefecinin fikirlerine dayanan bir görüş, Lenin, Stalin ve Mao gibi liderler  tarafından uygulamaya konulmasıyla, dünya tarihinin en büyük zulüm, kıyım ve katliamları gerçekleştirildi. Dikkat edilirse bugün de olduğu gibi  dünyaya komünist rejimi de faşistimi de ihraç eden Almanlardır.

Doğu Türkistanlı Müslüman Türkler, yaklaşık 250 yıldır Çin egemenliği altında yaşamaktadırlar. Kendileri oysa bağımsız bir devlet olmalarına rağmen dünya devletlerinin ilgisizliği bizimde vurdumduymazlığımız sayesinde Çin bir İslam toplumu olan Doğu Türkistan’a “ssincang” adını vererek değiştirdi. Kazanılmış topraklar olarak kendi ülkelerine kattı. Daha sonra da komünist rejim asimile olmak istemeyen Müslümanların fiziksel olarak imhasına yöneldi. Bazı istatistiklere göre katledilen Müslümanların sayısı korkunç boyutlardaydı. 1949-1965 yılları arası 20 milyona yakın kişi Çin ordusu tarafından katledildi. Elbette ki buradaki insan hakları ihlallerini bütün dünya görmezlikten geldi.

Doğu Türkistan’ın uzun süre sürgünde yaşayan lideri İsa Yusuf Alptekin “Unutulan Vatan Doğu Türkistan” adlı baskı ve işkenceleri ayrıntılarıyla anlatır. Çin mahkemelerin ceza yöntemleri de son derece acımasız ve vahşice olup, dünyada hiçbir mahkemede uygulanmayan, uygulanması da düşünülmeyen, diri diri toprağa gömmek işkence edildikten sonra çıplak halde karlar üstünde yatırmak, iki bacağı, iki ayrı öküze bağlayarak aksi istikamette hareket ettirerek ikiye bölmek gibi ceza yöntemleri bunlardan bir kaçıdır…

Komünist rejim bir yandan Müslümanları imha ederken diğer yandan bölgeye sistemli bir şekilde Çinli leri yerleştirmiş, Çinli ile evlenmeyi mecbur bırakmıştır. Çin hükümetinin 1953 lerde başlattığı bu kampanya esnasında bölgede %75 Müslüman, %6 çinli varken, 1982 de %53 Müslüman % 40 Çinliye yönelmiştir. 1990 dan sonra da nüfus oranı tam tersi olmuş, Çinli nüfus tamamen hakim olmuştur. Çin hükümeti Çinlileri şehirlere yerleştirmiş, Türkleri ise köylerine mahkum etmiş, yüksek okullarda Çinli çocukları olmak suretiyle Türk nüfusunun cahil kalmasını amaçlamıştır. Nükleer denemeleri de defalarca D.Türkistan da yapmış, halkın ölümcül hastalıklara yakalanmasına sebep olmuş, Türkleri kobay olarak kullanmıştır.

Çin’in D. Türkistan’daki halka uyguladığı zulmün en önemli nedeni, halkın Müslüman olmasıdır. Çünkü komünist Çin bu bölge de İslam’ı yok etmeden hakimiyetini kuramayacaktır.

Yukarıda kısaca açıkladığımız gibi D. Türkistan da yaşayan kardeşlerimizin hali pür melali ortada… Ama bizler ne yapıyoruz? Koskoca bir hiç… Bugün Türkiye de dahil tüm dünya durup dururken bir Kobani curcunası tutturdular. Sanki bu milletin Kobani den başka bir derdi yokmuş gibi, aylarca devletçe, milletçe Kobani ile yatıp kalktık. Üstelik arada halk da kalmamıştır. Sivil halk tamamen Türkiye ye sığınmıştı. Ama bugün D. Türkistan’daki kardeşlerimiz hala zulüm ve işkence altında. Son zamanlarda Çin hükümeti camileri kapattığı gibi, erkek çocukların sünnet olmalarını dahi yasakladı. Ama biz dahil kimsenin kılı kıpırdamadı. Bu durumu kamuoyunda protesto etmek isteyenler oldu ama Müslüman Türk oldukları için kimsenin umurunda olmadı.

Bugün bir Müslüman Türk olarak D. Türkistan davasına sahip çıkmalıyız. Onlarla aramızda mesafeler olsa bile gönül bağımızı kurmalıyız. Dünya kamuoyuna D. Türkistan’a yapılan soykırım ı haykırmalıyız. Hiçbir şey yapamamaksa da en azından, beş para etmeyen hiçbir işe yaramayan Çin mallarını boykot etmeliyiz.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR