24 Ağustos 2017 Perşembe
ROTA BURSA

AK PARTİ BURSA İL BAŞKANI AYHAN SALMAN OLDU!

Celladına gülümsemek

Ulu Hakan Abdülhamit’in tahtan indirilişinden sonra İslam ümmeti, İkiyüzlü İngiliz Siyaseti ve yerli İşbirlikçileri İttihat ve Terakki uşakları tarafından Halaç pamuğu gibi atıldı. Koskoca Osmanlı Mirasının matematiksel olarak 7/8’i elimizden çıkarıldı. İhanet şebekeleri memleketin her köşesinde nifak ateşlerini körüklediler. Birlikte özgürlük ve kardeşlik duyguları içinde mutlu bir şekilde yaşayan, her ırktan ve renkten insanlar arasında, milliyetçilik duyguları körüklenerek bir sürü devletçikler ihdar ettirildi.  Sonuç da Ortadoğu ve Afrika’da kendini devlet zanneden bir sürü devletçikler kuruldu. Hilafetin kaldırılması ile İslam coğrafyası önce bölük pörçük edildi. Onunla da yetinilmeyerek, birbirine düşman edilerek, İslam kardeşliği yok edilerek parçalandı. Devletlerin ve ırkların birleştirici ve kaynaştırıcı harcı olan ümmet filasi unutturuldu. Maalesef bu felaket sarmalı içine girmemizi batılı güçler istedi, yerli ihanet şebekeleri uyguladı.  Dikkat edilirse artık batılı dediğimiz toplumlar bazen silahlı güçleri ile bazen ekonomik imkânlarını kullanmak suretiyle sömürgeci zihniyetlerini sürdürüyorlar. Çoğu zamanda yerli hainler vasıtasıyla amaçlarını gerçekleştiriyorlar. Bugünün Müslüman’ı maalesef ruhunu şeytana sattığı içindir ki, cellâdının ardında giden bir kuzuya dönüşmüştür.

Günümüz İslam âleminde bizleri yöneten iktidarların baskıcı tutumları giderek artıyor. Müslümanlar bir zamanlar cihana yön veren âlim ve müteferriklerini yetiştiremiyor. Tabi ki fikri olmayan toplumlar zamanla kendilerini şiddetin kolları içine atmaları da olasıdır.

Açıkça yapılan haksızlıkları gören çakıl Müslüman, çevresinde etkisi ile sonuç da patlama noktasına gelebilir. Zaten batılı, batılının da istediği budur. İslam’ı ve dolayısıyla onun şahsın da tüm Müslümanları terörize etmek gayreti yatmaktadır. İnancından ve özünden uzaklaşan Müslüman, batının kurguladığı her türlü plana da uygun hareket etmeyi, bugün mücadele zannetmektedir.

Şöyle bir İslam âlemi, üzerinde gezindiğimiz zaman, yüzümüzü hangi Müslüman ülkeye döndürsek orada bir şiddet sarmalı görüyoruz. Birileri bir oyun tezgâhlıyor, bizler de oynanan oyun içine cuk diye oturuyoruz. Artık dışımızdakilerin bir şeyler yapmasına gerek kalmadan, içerdeki beslemeler en büyük kötülükleri yapıyor. El Kaide gibi Güya İslam adına savaşan aslında, küfrün maşası olan bir besleme örgütü tüm İslam coğrafyası içine yerleştirdiler. Bu örgütte bir yerde İslami hareket başladığı anda hemen orada teşkilatlanıyor, Müslümanların kıyımında sınır tanımıyor. Bugün Afganistan’dan tut tüm Ortadoğu ve Afrika’daki Müslüman ülkelerde en büyük sorun ve başımıza bela olmuş. Adı güzel ama kendi tamamen satılık ve taşeron olan bu örgütün faaliyetleri Avrupa’da ve Amerika gibi batılı devletler de yok. Hâlbuki İslam’ın karşısında en büyük menfi güç bu devletler…

Mısır’da İhvan Hareketinin iktidara gelmesinden rahatsız olan batılılar, satılmış ve hatta söylentilere göre eşi çarşaflı kendi namazlı General Sisi, seçilmiş meşru iktidarı silah zoruyla devirdiğinde, herkesin gözü demokrasi havarisi kesilen batı ülkelerine çevrilmişti. Aynı şey Suriye’de Eset rejiminin halkı katletmesin de olmuştu. Herkes ABD’nin ilk günlerde müdahale yapacağını zannediyordu. Ama nafile… Bu iki örnek özellikle gençler için trajik bir tecrübe oldu… Çünkü çok fazla inandıkları batı demokrasileri, mısır ve Suriye söz konusu olunca, sandığın değil silahlı kuvvetlerin yanında yer aldılar…

Darbeler toplum üzerinde önce baskı, şiddet uygular. Daha sonra uydurma bahanelerle idam kararları verilir, bilahare de göstermelik seçimler yapılarak halkın psikolojik olarak rahatlamaları sağlanır. Mısır’da böyle oldu,  hiçbir gerekçe olmada, bizdeki istiklal mahkemelerinde olduğu gibi 20 dakika içinde 529 kişinin idamına karar verildi. İstedikleri ihvan mensupları silahı alıp sokaklara dökülmesi beklediler olmadı. İhvan sadece idam kararını duyunca parmaklıklar arasından gülerek karşıladı.

Şurası unutulmamalıdır ki, darbenin hukuki bir dayanağı yoktur. Bütün dünya da olduğu gibi darbeciler eninde sonunda yaptıklarının hesabını bir bir verirler. Mazlumun dökülen kanı yerde kalmaz. Fransız düşünür Talleyrandin dediği gibi “Kılıçla ve mızrakla darbe yapabilirsiniz, ama üzerinde oturamazsınız.” 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR