24 Ağustos 2017 Perşembe
ROTA BURSA

AK PARTİ BURSA İL BAŞKANI AYHAN SALMAN OLDU!

Enerji savaşları...

Günümüz dünyasında, devletlerin gelişmişlik kriterlerinden en önemlisi enerjidir. Bir devlet kendi içinde kendine yetebilecek düzeyde enerji üretebiliyorsa, gelişmiş ülkeler statüsünü kazanmış demektir.

Dünya bir yandan, aslı astarı olmayan nedenlerden sebepsiz iç savaşlar, gereksiz bölgesel ve komşuların birbirlerine güç denemelerine odaklanırken,  yeni dünya düzeninin baş aktörlüğüne soyunan devletler, aldıkları kararlarla, insanlığın ve devletlerin geleceğini şekillendirmeye çalışıyorlar. Bilhassa enerji alanında doğal kaynaklara sahip olan ve bu konuda büyük yatırımlar yapan, tekelci büyük sermayenin devasa şirketleri, artık güçlerini ve güç merkezlerini petrol ve doğalgaz üretimine yöneltmişlerdir. Aslında Türkiye’de geçen aylarda meydana gelen gezi olayları, uçak olayı , Suriye deki karışıklıklar, hükümet-cemaat çatışmaları ile meşgul olurken, “maymuna bak haleti ruh iyesi içerisinde , küresel güçlerin hedef saptırmasına sahne oldu. 

Bundan 5-6 sene önce Meksika körfezinde BP’nin petrol platformu patlayarak, büyük bir çevre felaketine yol açınca, dünyanın önde gelen BP şirketi zor günler geçirmeye başladı. Herkes BP yi ABD’nin Exxon şirketinin alacağını zannederken, bir anda  Rus devleti petrol şirketi hisselerin %20 sini alarak sürpriz yaptı. BP’nin kalan  hisselerini de alacağını duyurdu. Batılı petrol şirketlerine göz diken Rusya, bölgede enerji üretimi açısından en büyük güç odağı haline getiren de Putindir. Maalesef süper güçler Amerika ve Rusya , dünyadaki enerji kaynaklarının idaresi hususunda 2006 yılında anlaştılar. Bu amaçla da her iki güç Sibirya ve Baltık kıyılarındaki kıta sahanlıklarını tek taraflı olarak 100 mile çıkardılar. Bu iki gücün bu hareketine karşı dünya devletleri seslerini hiç yükseltmediler. Bu hamleleri ile Rusya ve Amerika ,kutuplar bölgesindeki enerji kaynaklarını tek taraflı olarak ellerine geçirdiler.  Aynı Rusya bugün 110 milyar varilden çok petrol rezervine sahip olan Karadeniz üzerinde bu emellerini beklemeye aldı. Çünkü Karadeniz, bir iç deniz olduğundan kıta sahanlığını aynı şekilde 100 mile çıkardığında bölge de büyük bir kaosun oluşacağı açıktır. Karadeniz den çıkarılacak enerji meselesi bugün Türkiye önünde bir handikap olarak durmaktadır.        

Bu günün Avrupa ülkelerinde kömür hariç petrol ve doğalgaz gibi, sanayinin temelini oluşturan enerji kaynakları yok. Dünya enerji kaynaklarının %70 e yakını Rusya, Orta Asya Türki Cumhuriyetlerinde, İran ve Arap yarım adasında bulunmaktadır. Onun içindeki bu devletlerde her zaman, ihtilaller, muhtıralar, savaşlar ve her türlü çatışmaların odağı haline gelmiştir. Avrupa ,doğalgazının bir kısmını Karadenizin üstünden geçen Rusya’dan gelen hattan almaktadır. Olur olmaz zamanda Rusya” Vanayı kapatırım ha” diyerek Avrupa’nın üzerinde demoklesin kılıcı gibi durmaktadır. Bu durumdan rahatsız olan Avrupa enerji ihtiyacını başka kanallardan karşılama yollarını aramaktadır. İşte bu sırada Türkiye’nin önemi ve stratejik konumu kendini gösterir. Çünkü Rusya haricinde tüm enerji koridorlarının geçiş yeri Anadolu Topraklarıdır. Bugün İran petrol ve doğalgazının Avrupa’ya çıkışı en kısa ve ekonomik yoldan  Türkiye üzerinden geçmesi şarttır. Fakat ABD İran’a para transferini yasakladığı ve Birleşmiş milletlerde ekonomik ambargo kararı aldırdığı için  İran’dan Avrupa’ya enerji akımının ulaşması da şimdilik mümkün görülmemektedir. Son zamanlarda İran’ın ABD ile anlaşma yolunu seçmesi de bu yöndedir. Zira İran’ın doğalgaz ve petrolünü Avrupa ya satmak istemesi, ABD’nin de İran petrolü üzerinden hem İran ve hem de Avrupa’yı kendi nüfus alanı altına alma iradesi yatmaktadır.       

Orta Asya doğalgazının önünde de en büyük engeli İngiltere ve ABD koymuştur. Dikkat edilirse bu bölgenin doğalgaz ve petrolünün Avrupa’ya ulaştırılması ancak Ermenistan Türkiye üzerinden olması mümkündür. Ama İngiltere, bugün Türkiye’nin bir vilayeti büyüklüğünde, kendini devlet sanan Ermenistan’ı kurdurmuştur. Ermenistan ve Azerbaycan ile de Karabağ meselesini çıkartarak, bu hattın Türkiye üzerinden geçirilmesi önlenmiştir. Zira bu konuda Türkiye Ermenistanla bir yakınlaşma gösterip, anlaşma yapacak olsa, Azeri kardeşlerimizi karşımıza alma riskimiz var. Azeri kardeşlerimiz hemen “ sen benim düşmanımla nasıl anlaşma yaparsın” diye halkı ayağa kaldırmaktadır. Kısa sürede bu ihtimalin gerçeklemesi İhtimali de pek görünmemektedir.      

Avrupa’nın enerji ihtiyacını karşılayabileceği tek bir kaynak var oda orta doğu petrolleridir. Orta doğu petrollerini Avrupa ya ulaştırılacak en ekonomik hat yine Türkiye’den geçmek zorundadır. İşte bugün ülkemizde oynanmak istenen oyunların ve çatışmaların asıl nedeni, Ortadoğu ve bilhassa ırak petrolünün Avrupa ya nakli üzerinde söz sahibi olmak isteyen ABD’dir.     

Biliyoruz ki ABD kimyasal  silah var hikayesi ile Irak’ı işgal etti. Ancak herkes biliyor ki, bu işgalin arkasındaki tek neden petroldür. Bu itibarla ABD, Irak petrolü üzerinde hak sahibi olmak, miktarını kendinin bildiği bir savaş tazminatını tahsil edebilmek için, petrol boru hatlarının kendi denetim ve kontrolü altında Türkiye’den geçmesini istemektedir.    
Türk Hükümeti de son zamanlarında Irak petrolünün Avrupa’ya, Türkiye üzerinden nakli ve para transferlerinin, İran doğalgazında olduğu gibi Halk bank üzerinden yapılması hususunun da, ırak hükümeti ile ön anlaşmalar yapmıştır. Bu ikili anlaşmalar imzalanınca, Ortadoğu üzerindeki gücünün zayıflayacağını ve dolayısıyla ile inisiyatifin Türkiye ye geçeceğini sezinleyen ABD, gezi olayları ile uygulamaya koyduğu planını, en son hükümet-cemaat çatışmasını çıkartarak, hükümeti sarsmak suretiyle aklını başına getiririm hayaline kapıldı. ABD her ne kadar zahirde dost gibi görünürse de, hiçbir devletin ABD menfaatlerine zarar vermesini istemez. Eğer böyle bir durumu sezinlerse, her türlü enstrümanı kullanmaktan çekinmez. Irak’ın işgalinde olduğu gibi bazen vurmalı sazlar ekibini, hükümet-cemaat çatışmasında olduğu gibi bazen de nefesli sazlar ekibini kullanabilir.         

Irak petrollerinin kontrolü demek, Avrupa’nın enerjisinin kontrolü, Ortadoğu’nun ve uzak doğunun kontrolü demektir. Enerji kanosunda, Türkiye ye biçilen rol verilenle yetindir. Özal la başlayan süreçte, Türkiye kendisine biçilen bu kabuğu delip ekonomik düzlüğe çıkmak için çaba başlatmış, Ak parti hükümetleri devrinde bu istekler, fiiliyata dönüşmeye başlamıştır. Türkiye bölgede inisiyatif almış, İslam alemi ve geri kalmış ülkelerde de rol model olmaya başlamıştır. Fakat ne yazık ki içerde hiçbir projesi olmayan, sömürgecilik devrinden kalma mantıkla hareket eden bir muhalefet güruhu, ABD’nin oyununa alet olmakta, bu ekonomik ve siyasi istiklalimizin gerçekleştirme sevdasında olan hükümetin önüne en büyük taşları sıralamaktadırlar. Son senelerdeki olaylar da görüldüğü gibi, efendilerinden aldıkları emirleri hiç düşünmeden yerine getirmektedirler. Türkiye’de muhalefetin dünyaları çok küçük kavga-dövüş ve R.T Erdoğan’ı istemezlik, başka bir dertleri yok. Halbuki muhalefet bu kayıkçı kavgaları yerine, Türkiye’yi Montrö anlaşmasının kıskacından çıkaracak kanal İstanbul, Marmaray, 3. Köprü ve havzaları gibi vizyon projelerin fevkinde varsa daha projeler üretmek olmalıdır. Ama nerde… Muhalefetiz bunları hayal bile edebilecek çapı olmadığı gibi, böyle bir derdi de yok…

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR