21 Ağustos 2017 Pazartesi
ROTA BURSA

Hamaset mi, sağduyu mu?

Ak Parti,  Doğu ve Güneydoğu'da dökülen kanları durdurmak ve şehit cenazelerinin gelmemesi, anaların ağlamaması için Güneydoğu ve Doğu'da yaşayan Kürtler için “açılım” adı altında 2009 yılında bir proje başlattı. Bu proje ile PKK'nın silah bırakması amaç edinildi. 2009 yılında "pişmanız" diyerek 34 PKK'lı sınırdan girdi. Bunların ifadelerini almak için devlet ayaklarına hakim ve savcılar gönderdi.  Ama teslim olan militanlar Şırnak da otuz–kırk bin kişinin huzurunda otobüsler üzerine binerek örgüt propagandaları yaptılar… Batı'nın insanı bunu görmezden geldi. Buna rağmen bu millet “belki devletimizin  bir bildiği vardır, iyi olacak” diyerek 2009'dan sonraki seçimlerde artan bir oranda bize oy verdiler. 2012 yılında ise bu sefer "çözüm süreci" adı altında proje yürüttük. Bu sürece iyi niyetli olarak o kadar inandık ki, bu sürecin sekteye uğramamasını temin için her türlü fedakarlığı yaptık. Ama bu seçim sonuçları gösterdi ki; AK Parti olarak bizler bu barış sürecini yürütürken PKK altımızı oymuş, silahsızlanmanın getirdiği avantajı kendi lehine kullanarak sinsice hareket ederek Doğu ve Güneydoğu'da alan hâkimiyetini elde etmiştir. Ak Parti olarak biz bunun farkına varamadık ama seçmen farkına vardı. Yılanla bir çuvala girilmeyeceğini bize öğretti. HDP bu çözüm sürecinin ilerlemesinde iki yüzlü davrandı. Hem sürece katkı veriyor hissi verdi, öbür taraftan da PKK'nın  bölgede güçlenmesine katkıda bulundu. HDP bu süreçte hem alttan bıçağı bu milletin böğrüne sapladı ve hem de "adam öldürüyorlar" diye bağırdı. Maalesef bizim bu gafletimizi seçmen fark etti.

Emekliyi, işçiyi, memuru 13 seneden beri yıllık 8-10 puanlık artışlarla idare ettik. Onları bir simit, bir çayla geçinemeyecek derecede sefalete sürükledik. Secim arifesinde  bin TL ye kadar maaş alan emekliye 100 TL, ondan sonrasına zam yok diyerek dalga geçer gibi  emekliyi ikiye ayırdık… Sanki 1000 TL den fazla emekli maaşı alanların refah içinde olduğunu ima edercesine ikilik yarattık. Halbuki seçimden önce hükümet olarak “asgari ücrete ve emekliye aylık net 250 TL zam” verseydik, durum böyle olmayabilirdi. O zaman emekli-işçi “hükümet beş senede verdiği artışı bir defada yapıyor, bütçe imkanlarımız bu kadarını kaldırıyor.” şeklinde düşünebilir, bizden uzaklaşmazdı. Bu miktar bir artış bütçe imkanlarımızı da zorlamazdı.

Velhasıl kelam AK Parti teşkilatları ile belediye başkalarını bir türlü halkla yüz yüze getirtemedik… Yönetim ve kadrolarına, genel merkez ve yetkililerine, millet vekillerine ulaşamaz olduk. Koluna yedi yüz bin TL'lik saat takan milletvekillerini, yüce kitabımızın ayetlerine “Bakara –makara” diyebilecek kadar laubali ve insanlardan uzak kişileri partiden ihraç edeceğimize, genel başkan ve  arkasındaki karelerde yine bizler boy gösterdik. Sağlıklı bir gençlik, yetiştirmedik, On üç seneden beri iktidar olduğumuz halde egemen bürokratik yapıyı değiştirmediğimiz  gibi, önemli mevkilere atayacağımız kendi bürokratlarımızı hiç görmedik. Allah’ını, peygamberini, vatanını, ana babasını tanıyan ve bilen  sorumlu bir milli eğitim politikasını yerleştiremedik,  onun içindir ki okullardan halen kendine ve geleceğine sahip çıkmayan bir nesil yetişiyor.

Bu seçimdeki AK Parti  başarısızlığın sebeplerinden bir kaçını sıraladık. Eskilerin dediği gibi "bir musibet, bin nasihatten hayırlıdır." Seçmen sandıkda bu sözü bize hatırlattı. İnşallah  seçim sonuçlarından ders çıkarır. Hatalarımızı en aza indirgeriz. Seçmene serzenişte bulunmak yerine, kendimizi düzeltir, aynı hataları yapmayız.

Bir Temel Fıkrası;

Temel ile Dursu’nun araları açılmış, kavga etmişler. Temel rüyasında Dursun'u görmüş. “Ula Dursun! Şimdi düştün elime, seni öyle bir döveceğim ki feleğini şaşıracaksın” diyerek, başlamış Dursun'un kafasına vurmaya, saçını başını  yolmaya... Bir ara hırsından Dursun'un saçlarını öyle çekmiş kİ; Temel acıyla uyanmış. Bir de ne görsün… Dövdüğü kendisi, yolduğu kendi saçı… Seçim bitti. Millet söyleyeceğini sandıkta söyledi. Küstüğümüz, kırıldığımız kendi seçmenimiz… Kimse rüya görüp rakibimi dövüyorum zannetmesin, artık herkes uyanık.  

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR