24 Ağustos 2017 Perşembe
ROTA BURSA

AK PARTİ BURSA İL BAŞKANI AYHAN SALMAN OLDU!

Kanunların ruhu!

Cumhuriyetle başlayan parlamenter rejimi döneminde, Altıyüz yıllık geçmişi olan saltanatın başındaki padişahı kaldırdık yerine ise yetki ve görevleri yasalarla belirlenen Cumhurbaşkanlığı adı altında bir makam tesis edildi. Aslında bu makamın, asırlardır bu millete hizmet etmiş Osmanlı hanedanına verilmesi gereken sembolik bir makam olması gerekirdi.

Ne hikmettir ki bizimkilerin kulağına saltanatı kaldırın diyen batı, her zaman olduğu gibi ikiyüzlü davranarak, kendileri hiçbir zaman krallıklarını kaldırmadılar. Bizim Cumhuriyetçiler gibi krallarını yerlerinden yurtlarından etmediler. Aksine bugün, İngiltere, İspanya, Hollanda, İsveç, Norveç vs. gibi medeni ve parlamenter rejimler idare edilen devletler krallık makamını korudular ve devam ettirdiler.

Ama bizdeki kraldan çok kralcı geçinen zihniyet padişahları ülkeden çıkarttılar,  sonraları kendileri yeni bir saltanat icat ederek Cumhurbaşkanı namı altında yeni bir makam ihdas ettiler. Bu makamı işgal edenler nedense, millet dediğimiz kesime hep yukardan baktılar. Bir şeye yukardan bakarsan da, aşağıdakiler, onlar için hep küçük görünürler. Çoğu da, sırça köşklerinde gününü gün ederken, sadece bayramlarda, resmi törenlerde kuyruklu smokinlerini giyerek arzı endam ettiler. Hatta onların bir kısmının trafik lambalarında kırmızı ışık yanarken durması, göstermelikte olsa vatandaşın yüzüne gülümsemesi bile ulufe zannedildi. De Gaulle nin dediği gibi onlar sadece çelenk koyucu oldular.

Eski Cumhurbaşkanlarının bu tavırları bugün bile milletin kafasında yerleşik bir anlayışı ortaya çıkarmıştır. Bu makam milletin idrakinde hala, Cumhurbaşkanı sırça köşkünde oturur, ara sıra resmi ziyaretlerde bulunur, yemekler verir, hükümet ve parlamentonun işine karışmaz, sadece önüne gelen kanunları inceler veya yasarlın kedine verdiği atamaları yapar. Cumhurbaşkanı bugünkü anaysaya nezdinde sadece bir tasdik makamdır. Varlığı da saksı da yaşayan bir çiçek gibidir.

Bu görevleri  yerine getiren bugüne kadar parlamento ve yürütme olmuştu. Yürütmenin yerine getirdiği görevleri tasdik için daha üst bir makama ihtiyaç var mı?... Göstermelik bir makam ve göstermelik işler için niçin her yıl Cumhurbaşkanlığına para aktarılsın? Bu milletin parasına yazık değil mi? Artık yatarak zahmetsizce ali makamlara yükselme devri  10 Ağustos 2014 tarihinde bitmiştir.  bundan sonra hiç kimse bu makamlara terlemeden gelemeyecektir. Tırnakları ile toprağı kazıyacak zirveye çıkanlar, ancak  o zirvenin değerini bilebilirler. Kendilerini o makama getirenlerden soyutlanamazlar.

Montesgueiunun Kanunlarının ruhu  isimli eserinden ifade ettiği gibi her kanunun bir lafzı yani görünen yazılı metni birde ruhu vardır.Ruh  lafzın daha ilerisinde ve şümulündedir. İç içe geçmiş şekilde bulunan pandoranın kutusunun en içinde saklanan değer ruhtur. Dışarıdaki görünen kutulara değer katan işte bu derinliktir.

Bir ülkede Cumhurbaşkanı halkın oyları ile seçilmişse, artık onu parlamenter rejimin meclis tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanları ile bir tutamazsınız. Siyasi partiler aracılığı ile mecliste temsil edilen, halkoyundan daha doğrudan, daha katkısız bir irade bugün 10 Ağustos 2014 de ortaya konulmuştur. Anayasa maddelerinde ne yazsa yazsın bu gerçek inkar edilemez, göz ardı edilemez, her şey aynıyla vaki gözlerimiz  önünde cerayan etmiş ve %52 lik bu kamu oyu vicdanı oluşmuştur. İşte yasanın ruhu budur. Cumhurbaşkanın halkın oyu ile seçileceğini belirten madde, yasanın ruhu ile tayin edici bir önem kazanmış ve diğer bütün düzenlemelerin önüne geçmiştir. Esasen de milyonların oyları ile seçilen Erdoğan seçim propagandası sırasında, nasıl bir başkan olmak istediğini  ortaya koymuş, dinamik icracı ve yasadan doğan yetkilerini kullanacağını açıkça millete deklare etmiştir. Milli irade tecelli ederken de millet sade R.T Erdoğan’ın şahsına, siyasal fikirlerini ve partisini değil, bizzat Cumhurbaşkanlığı anlayışını tasdik etmiştir. 10 Ağustos 2014 tarihinden sonra yasaların ruhu kavramını bilenler için gerçeği kabullenmekten başka çare yoktur. Onun içindir ki bugünkü seçilmiş Cumhurbaşkanı yürütme erkinin başıdır. Yetkili ve sorumludur. Bu düzende makamı, mevkii ne olursa olsun, ister oy versin, ister vermesin, herkesin oyu kadar değeri vardır. Bu durum politik bir tutumun değil, tutarlı olmanın gereğidir. Milli iradeye ve hukukun üstünlüğüne inanıyorsak, başka tür bir tercihte bulunamayız. Seçilmiş bir Cumhurbaşkanı, hatalarıyla, kusurlarıyla ile içimize sindirmek zorundayız. 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR