21 Ağustos 2017 Pazartesi
ROTA BURSA

Neden ehlisünnet?

İnsanoğlu varoluşundan itibaren daha ortada bir uyarıcı bir peygamber duymasa ve görmese bile, Allah’ın kendisine verdiği akıl denen nimeti sayesinde etrafına bakmış tabiatı ve varlıkların hareketlerini incelemiş, düşünmüş ve kendisine bazı sorular sorarak cevaplarını bulmaya çalışmıştır. ‘’Ben kimim, nereden geldim, niçin geldim, nereye gidiyorum,’’ gibi sorulara cevap aramıştır. Bu sorulara verdikleri cevaplara göre de hayatlarına anlamlar yüklemişlerdir.                                 

İşte cenabı hak, gönderdiği Peygamberleri vasıtasıyla bu soruların doğru cevabını insanlara bildirmiş ve ona göre hayat sürmelerini istemiştir. Allah(cc) her devirde, insanları aydınlatacak ve onlara Allah’ın emir ve yasaklarını bildirecek Peygamberler göndermiştir. Bizim peygamberimizden öncekiler bir kavme veya bir millete gönderilmiştir. Ancak son peygamber Hz. Muhammet Mustafa (SAV) ise cihan şümul olup, tüm insanlığa gönderilmiştir. Artık bundan sonra asırlar boyu insanlığa, onun öğretileri ve onun sünneti yol gösterecektir. Cenabı peygamber sağlığında iken bile ümmeti hidayete erdirecek iki yoldan birinin Kur-anı Kerim diğerinin de sünneti seniyye olduğunu ifade etmiştir. İşte peygamberimizin vefatından sonra İslam ümmeti bu iki gerçeğe sarılmış ve huzur bulmuştur. Peygamberimizin vefatından sonra Allah’ın kitabı ve peygamberin sünnetine uyan, onları kendine ve yaşayışına şiar edinen Zümreye de ehlisünnet denir.                                

Ehlisünnetin kısaca manası ‘’ Hz. peygamberin sünnetine uyan ve onu hayatında örnek edinen ve onun sünnetine göre hayatına yön veren’’ demektir. Bir diğer mana da sünnet ‘’ Peygamber SAV in hayat tarzı’’ demektir. Hayat tarzı ise, kişinin hayat anlayışının dışa vurmuş şeklidir.                             

Bugün İslam âleminde ehlisünnet dediğimiz(Sünni) ameli ve itikadı hükümleri hâkimdir. Tahminen tüm dünya da yaşayan Müslümanların %83 ü ehlisünnet itikadı benimsemiştir. Bir yerde Müslüman her işinde ve amelinde önce Kuran, sonra da sünneti baz alıyorsa onu sapık yollara sürükleyemeyeceğini anlayan İngilizler, son zamanlarda IŞİD üzerinden ehli sünnet Müslümanlarını karalama kampanyası başlattılar. Malum gazete haberlerine ve medyadaki yayınlanan görüntülere bakıldığında, güya IŞİD militanları Sünni olup, Iraktaki Sünni kabilelerin haklarını koruyoruz diyerek, ısmarlamalı tekbir sesleri ile baş kesmeleri Evliyaullahtan bazı şahısların kabirlerine yapılan bombalama eylemleri, IŞİD üzerinden ehlisünnet itikadını karalama ve gözden düşürme kampanyasıdır. Bütün dünya insanlığı bu görüntüler sayesinde Sünniliği sorgusuz sualsiz baş kesen bir inanç sistemi olarak algılamaya başladılar.                       

Hâlbuki IŞİD in bu hareketleri tamamen selefi itikadının bir ürünü olduğunu gösterir. Tarihte İbni Teymiye tarafından kurulan ve 18. asırdan itibaren de Abdülvahhab tarafından geliştirilen bu inanç sistemine göre; Amel, imanda dâhildir(içindedir). Tevhit amelidir(amelde birliktir), Tevhidde sadece kelime-i şahadet yeterli değildir. Herhangi bir şeyi veli, vesile ve mürşit edinmek küfürdür. Bunun içindir ki selefi inancında namaz kılmayanın imanı yoktur. Hatta daha da ileri gidersek, Peygamberlerden SAV, şefaat ummanın, kabirler üzerine kubbe yapmanın, adak adamanın, ziyaret yapmanın, tarikatlara girmenin küfür olduğunu ileri sürerler. Bugün mukaddes beldelere giden kardeşlerimiz, mezarlıkları ziyaret edelim der sokmazlar, Peygamberimizin doğduğu evde eliniz açıp dua edemezsiniz. Hele hele bayanlar mezarlıklara dahi sokulmazlar. Mekke ve Medine şehirlerinde ashabı Kirama ait bütün izlerde silinmiştir. Günümüzde Suudiler, peygamberin ve sahabenin ilahlaştırılmaması adına, onların türbe ve mezarlarını yıkmayı, hacerülesvede hacıları yaklaştırmamayı dini bir görev gibi algılayanlar, Kabenin etrafını kraliyet sarayları ve batılılara ait devasa otellerle işgal etmekte ve Allah’ın evini abluka almakta bir beis görmektedirler. Burada bir ikiyüzlülük vardır. Bu durum sadece selefilikle açıklanamaz.                    

Suriye ve Irakta meydana gelen olaylar karşısında İslam âlemi ve bilhassa Ehlisünnet itikadını benimseyen Sünniler çok dikkatli olmak zorundadır. IŞİD denen terör örgütü Sünni imiş gibi gösterilip, onların yaptıkları mezar bombalama, Müslüman kafası kesme gibi hareketleri üzerinden, menfi bir algı yaratılıp, bakın Sünni Müslümanları böyledir demeye getiriyorlar. Bu algının Türkiye de ve dünyada yayılmasına maalesef bizim medyamız da aynı kafa kesmeleri devamlı göstererek süblimasyon yoluyla insanları etkilemeye çalışıyorlar. Şurası unutulmasın ki bugüne kadar ki tarihsel gelişim içerisinde dünyanın neresinde bir din ve mezhep savaşı olmuşsa arkasında mutlaka İngiltere olmuştur. İngiliz istihbarat örgütlerinin bu menfur oyunlarını bozmadıkça da, Ortadoğu İslam coğrafyasında barış ve kardeşlik hâkim olmaz…

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR