24 Ağustos 2017 Perşembe
ROTA BURSA

AK PARTİ BURSA İL BAŞKANI AYHAN SALMAN OLDU!

Ortadoğu

Tarihte Ortadoğu dediğimiz coğrafi alan, bugünkü Arabistan yarımadası ile Türkiye’nin güney sınırına kadar olan bölge içindeki devletler ve Mezopotamya’yı kapsar. Bu coğrafya Asya-Avrupa ve Afrika kıtalarının kesiştiği nokta da bulunduğundan insanlık için çok önemli bir bölgedir. İnsanlık tarihlerinin varlığı ve gelişmesi, ilk insan ve Peygamber Hz. Adem ile Havva anamızın dünya hayatında bir araya geldikleri, nesillerinin devam ettirdikleri yerdir Ortadoğu Kuran-ı Kerim de adı geçen ve geçmeyen tüm Peygamberlerin gönderildikleri ve yaşadıkları mekandır Ortadoğu. imanlığın inkişafına neden olan, ilmi ve siyasi gelişmelerin odağıdır. Bu itibarla nübüvvet ve hakikat Ortadoğu da doğmuş, gelişmiş ve oradan tüm dünyayı aydınlatmıştır. Günümüz Nasa Avrupa’sı ve ABD de yayılmış olan Hıristiyanlı ve Musevilik inancı bu coğrafyadan çıkmıştır. Son zamanlarda ise bu coğrafyanın yer altında bulunan petrol ve doğalgaz gibi temiz ve vazgeçilmez enerji kaynaklarının bulunması nedeniyle de Orta doğunun değeri ve ehemmiyeti çok fazla artmıştır. Dünyanın bütün süper güç diye tarif ettiğimiz devletler gözlerini bu bölgenin ekonomik kaynaklarına dikmişler en fazlasını nasıl kendimize kanalize edebiliriz fikrinde odaklanmışlardır.                                  

Ortadoğu coğrafyası dini ve kültürel açıdan da çok zengindir. Mevcut bütün semavi dinlerin merkezi olduğu gibi, bu dinler içinde sınıflanan mezhep ve tarikat anlayışlarının da hepsi görülür. Bu dinsel ve kültürel değer olacağına, artık tam tersine bir dezavantaja dönüştürülmüştür.                     

Osmanlı imparatorluğu, bütün bu farklılıkların bir arada yaşadığı coğrafyayı, farlılıkların farkında olduğunu kabul ederek ve bu her din ve mezhep farklılıklarını bir kültürel zenginlik kabul ederek son zamana kadar ayakta tutmuştur. Ancak ittihat ve Terakki ile başlayan milliyetçilik duygularının kabararak bu coğrafyaya da sirayeti neticesi, küllenen ateş yeniden için için yanmaya başlamıştır. Yangın bugün ise tabiri caizse evin tamamına saçmış, içinde yaşayanları da yakar hale gelmiştir. Hiç kimse yangını söndürmek için su sıkmamış, aksine tüm emperyalist devletler, ateşin çoğalması için ocağa odun atmaktan çekinmemişlerdir.                

İngilizler ve ABD ilk önce emellerine ulaşabilmek için böl parçala ve yut taktiğini uygulayacak, Ortadoğu petrolleri üzerinde hak sahipliği için küçük küçük peyk devletler oluşmuşlardır. Bu devletçiklerin başına da kendi yerine bağlı kukla liderlerini oturtmuşlar ve çok uluslu şirketleri vasıtasıyla ve yer altı zenginliklerini hortumlamışlardır. Van minitten sonra Ortadoğu halkları üzerinde Türkiye’nin gücünün hissedilmesi neticesin de menfaatlerine teminat altına almak amacıyla da ikinci aşama olarak mezhepçilik kozunu uygulamaya başladılar.       

Bugün İŞİD’in birdenbire ortaya çıkışı da ABD’nin mezhep çatışma planlarını uygulamaya koyduğunun işarettir. Öncelikle IŞİD hep organizmanın geçtiği evrelerden geçmeden direkt yumurtadan tavuk alarak çıkmıştır. Aş kapısında çok büyük süper güçlerin olduğu ve bu güçler tarafından parasal ve silah dendiği gördüğü aşikârdır. Söz gelimi ailece bir haftalık tatile çıksanız harcayacağınız para beşbin tl yi bulur. 5000 kişilik bir aş tam teçhizatlı olarak günlük masrafının neler olabileceğini siz düşünün. Bu parasal gücü sağdan soldan toplama militanlarca karşılanacağına kimseler inanmaz herhalde.          

ABD Irak ı işgal ederek Sünni Saddam indirdi yerine de İran tarafından desteklenen Şii Maliki’yi getirdi. Maliki iktidara gelir gelmez ordunun komuta kademesindeki tüm Sünnileri attı. Bununla da yetinmeyerek çoğunluğu Sünni olan aşiretlere de büyük baskı uyguladı. IŞİD in Irak içerisinde serbestçe ilerlediği göz önüne alınmışsa, Sünni aşiretlerin mukavemet göstermediklerini anlarız. Son gelen haberlere de bakılırsa Şiiler Irak ve İran’daki topyekûn cihat ilan ederek ilerleyişi durdurabileceklerini zannediyorlar. Kadayıfın altının kızardığını gören ABD ve yandaşlarının bu gidişe dur demeleri yakındır. Böylece Ortadoğu mezhepsel bir çatışmanın içine çekilmiş olacaktır. Zira bütün bu olanlardan sonra Sünni ve Şiilerin bu coğrafyada bir arada olmaları çok zordur. Prof. Mahir kaynak’ın dediği gibi ‘her olay dünya gündeminde büyük etki yaratmıyorsa, küçük güçlerin, eğer dünya siyasetine yön verecek eylemlerine, büyük güçlerin işidir.’ IŞİD’in yarattığı etki herkesçe malum           

Son gezi olaylarında öldürülenlerin alevi dediğimiz kesimden olması ve en yakın komşularımız Irak ve Suriye de körüklenen Şii – Sünni çatışmaları, Türkiye’nin de bu kaos içine çekilmesinin istenmesi senaryolarıdır. Olayların ve provokasyonlarının bire beş ilave ederek sanal alemde ve medya tarafından felaket haberleri gibi aktarılması da, yapılmak istenen tarike arttırıcı etki yapar. Bu beyannamede Türkiye tüm kurum ve kuruluşları ile itidalli ve aklıselim ile hareket etmelidir. Yoksa bu bataklığa sürüklenmemek için hiçbir sebep yok…

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR