24 Ağustos 2017 Perşembe
ROTA BURSA

AK PARTİ BURSA İL BAŞKANI AYHAN SALMAN OLDU!

Osmanlı Bankası

Eskiler bilirler Osmanlı bankası olarak bilinen bir banka vardı. Osmanlının son zamanlardaki yabancılara olan borçlarının tahsili ve transferi için Fransızlar tarafından kurulmuştu. Reklamlarında her zaman kullandığı bir logo vardı. “ Yok, aslında birbirimizden farkımız. Ama biz Osmanlı Bankasıyız.” Bu söz, sözde birbirlerinden farklı görünüp de özde aynı mayadan ve aynı hamurdan olanlar için kullanılır. Bu günler de Kamuoyunda çok fazla dillendirilen ve günlerdir güya çok büyük çabalar sonucu dün ortaya koydukları muhalefetin çatı adayı olarak sunduğu isim…

Ak parti iktidara geldiğinden buyana, gerek teşkilatları ve bilhassa Lideri Sayın R. Tayyip ERDOĞAN’IN bu memlekete çok büyük hizmetler yaptı. En azından Ak Parti öncesi hükümetleri, yatırımı bırak memur maaşlarını dahi ödeyecek durumları yoktu, Aybaşları yaklaştığında dışarıdan yüksek faizlerle aldıkları borçlarla aylıkları ödenirdi. Üstelik İMF. nin kapısında borç dilenen bakan ve bürokratlar kredi serbest kalınca sevinç çığlıkları atarlardı… Bugünleri bu millet unutmadı. Çökmekte olan bir ekonomiyi AK Parti aldı, eskilerin borçlarını ödediği gibi, İMF ye kredi açar hale geldi… Son zamanlarda da gördüğümüz gibi,  Yine eski CHP zihniyetinin imzaladığı boğazlarımızı yabancılara peşkeş çektiren Mondros mütarekesinin kıskacından kurtarmak için kanal İstanbul projesi, dünyanın en büyük hava alanı ve savunma sanayimizi kendimizin dizayn ettiği çalışmalara imza attı. Bütün bunların yanında en önemlisi “İnsanımıza, yabancılar karşısında dik durma, İslam âleminde dünya da söz sahibi olabilecekleri bilincini yerleştirdi. Bu sayede artık Müslümanları ve İslam ülkelerinin halkları, kendi benliklerine gelerek, kendilerinin de bir değer olabileceklerini hatırlattı. Tabiri caizse T. ERDOĞAN sayesinde cin şişeden çıktı. Artık dünyayı yaşanmaz hale getirip, kan çanağına çevirenler Ortadoğu’da serbestçe at koşturamayacaklarını anladılar.

Ak Partinin hukuk alanında bu memlekete yaptığı en büyük hizmet ise Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini ön gören anayasa değişikliği olmuştur. Devletin en tepesinde bulunan bu makamdakileri seçme yetkisi bundan önce askeri vesayetin altında bulunan TBMM’ne aitti. Efendilerinin emrettiği bir asker bürokratını, milletvekilleri serbest iradeleri ile başımıza tabiri caizse tebelleş ederlerdi. Dikkat edilirse Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren bu makamı işgal edenlerin %90 askerdir.  Önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanını bu millet kendisi seçecektir. İnanıyorum ki bu millet kendinden olmayana, kendi gibi yaşamayana oy vermez. Milletimiz bu seçimde yapacağı tercihle yıllardan beri ensesinde boza pişiren asker ve sivil bürokrasi hegemon yasını kıracaktır. Bunu bilen CHP zihniyeti her Cumhurbaşkanı seçimi arifesin de, halkın zihnini çelmek ve idrakleri bulandırmak için kaos ortamı yaratma çabalarına baş vuruyor ve destekliyor. Muhalefetin ortak aday olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nu göstermesi kendilerini inkârdır. Artık onlarında kendilerinden ümit kestiklerini gösterir. Son yerel seçimlerde muhalefette bulunan iki parti CHP VE MHP’nin aday bazında fiili olarak birbirlerini desteklemeleri, T. Erdoğan’a olan kinleri nedeniyle de BDP’li adaylara bile oy verebilecek kadar yerlerde sürünmeleri, sonlarının geldiğinin işaretidir. Aslında CHP VE MHP uzaktan taze sevgililer gibi birbirlerine işmar edip, bıyık buracaklarına, bir araya gelip aynı çatı altında buluşurlarsa daha iyi olmaz mı..?

Bu birleşme hem daha mantıklı ve hem daha da delikanlıca olurdu. Hiç olmazsa iki partinin Lideri kendilerine oy verenlere karşı daha dürüst olurlardı. Zira seçimler ve olaylar bu iki partinin birbirlerinden pek farklı olmadıklarını ortaya koydu. İsimleri ayrı olsa da emir aldıkları odaklar aynıdır.

Ben İHSANOĞLU’NU bu iki partinin aday gösterdiğine de inanmıyorum. Zira İhsanoğlu bürokrattır. Ömrü boyunca 657 Sayılı Kanunun şemsiyesi altında çalışmış, önüne atılanla yetinmiş, hep emir almıştır. 2004-2014 yılları arasında İslam Ülkelerinin Birleşmiş Milletler Teşkilatı Kabul edilen Dünya İslam Birliği Teşkilatının 10 sene genel sekreterliğini yapmış, onun zamanında İslam Ülkelerinde çok büyük karışıklıklar, kavgalar, zulümler olmasına rağmen hiç sesi çıkmamış, Irak- Suriye-Filistin- Mısır Vs. üye ülkelerde meydana getirilen fiili durumlar karşısında hiçbir olumlu adım atmamış, aksine zalimi alkışlamış, zulmü de pasif olarak övmüştür. Teşkilatın karizmasını yıllarca yerlerde süründürmüştür. Sadece ömrünün çoğunu geçirdiği yabancı ülkelerde emir alan bir memur olmuştur. Gelişen İslami uyanış hareketlerini absorbe etmek için balans görevini yerine getirmiştir.

Bu özellikleri itibariyle de ABD’nin ve dış güçlerin menfaatlerine halel getirmeyecek, emir alan, inisiyatif almayan, etliye, sütlüye karışmayarak, Türkiye’yi kendi kabuğuna hapsedecek bir kişi olduğundan, ABD Dışişleri Bakanı Hilary Clinton un sevdiği ve tasvip ettiği bir adaydır. CHP ve MHP ise oyunun maalesef piyonu vaziyettedirler. Tiyatro da oyunu perde arkasındakiler yönetir. Zahir de seyirci önünde görünen oyuncuların bir piyon olduğu unutulmamalıdır. 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR