24 Ağustos 2017 Perşembe
ROTA BURSA

AK PARTİ BURSA İL BAŞKANI AYHAN SALMAN OLDU!

Paralel Yapı ve mücadele

Son iki seneden beri Türkiye “Paralel Devlet “ ya da “Paralel Yapı “ denilen bir kavramla tanıştı. Nasıl bir tanışma olacak ki, devletin üst düzey yöneticilerinin bir numaralı hasmı haline geldi. Ortaya çıkarılan gerçekler, bu yapının, devletin kademelerinin kılcal damarlarına kadar işlediği ve işlevini de sürdürdüğü hakikatini ortaya çıkardı. Devletin kurumları resmi fonksiyonlarını sürdürürken, bu yapının alttan alttan  saman altından su yürütür gibi devletin tüm kurumlarının altının oyulduğu anlaşıldı.

Paralel kelimesi Fransızca olup, oradan bizim dilimize geçmiştir. Eskiler buna  muvazi derler. Aynı doğrultuda bulunan, ancak hiçbir kesişme noktaları olmayan anlamına gelir. Meşru hukuk sistemi dışındaki her türlü yapı ve oluşumlarda paralel yapı olarak düşünülebilir. Aslında paralel kelimesinin her iki doğrultusu aynı yönde olsa da, tamamen birbirine zıttırlar. Aralarında hiçbir ortak noktaları yoktur. Amaçları bir olsa da, bu amaca varmak hususunda devlet meşru vasıfları, paralel yapı ise gayrimeşru vasıtaları kullanır. Bu konuda sonuç olarak şunu diyebiliriz, paralel yapının amacı devleti ele geçirmektir. Bunun içindir ki devletin kurum ve kuruluşlar gibi bir yapılanma modeli vardır.

Paralel yapılanma modelleri Nazi Almanya'sı ve Faşist İtalya’da milis yapılanmaların da, Rusya’nın ise kolektifleri ve işçi yapılanmaların da tarihi örneklerini görebiliriz. Osmanlı'da böyle bir yapı görmek mümkün değil, düşünülmez de… Devlet-Ebed-Müebbet kuralı gereği, böyle bir yapıya teşebbüs dahi anında yok edilir.  1908'de II. Abdülhamit Han tahtan indirildikten sonraki ittihat ve Terakki Cuntası Tek partili şeflik devri  paralel yapılanmaların geçmişten günümüze gelen  bir görüntüsüdür.

Bugün memleketin başına bela olan Gülen hareketi ilk olarak 1966 yılında başladı. Hareketin kurulma evresi bu senelerdir. Gülen resmi imamlık görevini yürütürken, vaazları ve kasetleri yoluyla Humeyni misali görüşlerini geniş kitlelere ulaştırdı. Daha sonra Nur kampları ve talebe yurtları kurarak düşük gelirli ailelerin çocuklarını eğiterek “ Altın nesil“ adıyla kuşak oluşmasını sağladı. Rahmetli Özal’ın iktidarı ile birlikte özel okullar önündeki engeller kalkınca 1983 yılında ilk olarak İzmir'de Yamanlar Koleji'ni kurdu ve bu tarihten sonrada, Türkiye'de iktidarın tek başına kurulmadığı, koalisyon dönemlerinde, ekonomik ve siyasi istikrarsızlığı kullanarak her okul, üniversite, emniyet, yargı, ordu gibi devletin temel kurumlarına adamlarını sokarak ele geçirmeye çalıştı. Gülen'in bu amacını ilk sezinleyen rahmetli Erbakan olmuştu. Dikkat edilirse Erbakan hiçbir zaman Gülen'le görüşmemiş, bir ortamda bulunduklarını bir karede göremezsiniz. Bunu bilen Gülen de rahmetli Erbakan’ın o tarihlerdeki liderliğini yaptığı, MNP-MSP ve Refah Partisi'ni hiç desteklememiştir. Bu partilere oy verilmemesi için çalışmış ve müntesiplerine telkinlerde bulunmuştur. Yakın siyasi tarihlerimizde Gülen ve diğer cemaat hareketlerinin kısmi azamisi haklının değil kuvvetlinin  yanında yer almışlar ve desteklememişlerdir.

Ekonomik faaliyetlerinin fabrikaları, şirketleri ve bankaları sebebiyle devasa boyutlara ulaştığını gören, kurduğu medya ve TV kanalları ile siyasiler ve halk üzerinde çok büyük etkisi olduğunun  vehmine kapılan, Emniyet-yargı ve Ordu içindeki adamları ile, yaptığı ayaklanmayı Türkiye ve dünyada meşrulaştıracağını zanneden paralel yap,ı MİT tırlarının durdurulması, müsteşarını tutuklaması, çok büyük projelere imza atan iş adamlarının tutuklama kararı çıkarmaları ve en son da hükümet ve Başbakan'ı da tutuklayarak  devleti ele geçirmeye yönelik hareketleri, bu yapının gerçek yüzünü göstermesi açısından önemlidir.

Bu olayların erken patlak vermesi hükümeti ve dolayısı ile Türkiye’mizi büyük bir kaostan kurtulmasına vesile olmuştur. Gülen, Sayın Başbakan'ın dik duruşunu, hükümetimizin kararlılığını yurt dışında olduğu için hesap edememiştir. Çünkü kendisi 1999 senesinde Türkiy' yi terk ederek ABD'ye yerleşmiş, O günkü iktidarlar ve başındakileri gibi emir alan "aciz Başbakan" var zannıyla hareket etmiştir.

Peki, bütün bunlara rağmen müntesipleri hala Gülen’i tutuyor ve ondan emir alarak uygulamaya çalışıyorlar?. Bunların tek sebebi Gülen’in Cemaati üzerinde kafasına yerleştirdiği bir dini algı olabilir. 17. sene cemaate imamlık yapan ve 2003 yılında cemaatten ayrılan Said Alpsoy'un şu ifadeleri olabilir. “Cemaatin bir kısmı Gülen’in Mehdi olduğuna, başka bir bölümünün ise Mesih olduğuna inanır. Bu konuda en mütevazı olanlar “asrın Alimi derler ki bu İslami terminolojide Müceddittir. Bu üç şıkkın dışında, o sadece unvansız bir hidayet önderi, bir cemaat lideridir.” şeklinde değerlendirene rastlamadım..." demektedir. Gülen’in, Papa'yı ziyareti "dinler arası diyalog" gibi hareketlere tevessül etmesi de bundan olsa gerektir.

Hükümet  paralel yapı ile mücadelesini hukuk çerçevesi içinde yapıyor. Bugüne kadar iktidarın iyi niyetini suiistimal eden bu örgütün yasal olmayan bütün eylem ve işlemlerinin üzerine gidiyor. Örgütün toprak üstünde görünen dallarını bir bir kesiyor veya etkisiz hale getiriyor. Buna rağmen örgüt halen hayatiyetini devam ettiriyor. Bunun tek nedeni şudur. Hükümetin yukarda paralel örgüte karşı verdiği savaş aşağıdaki devlet kurumları ve belediyeler nezdinde verilmiyor. Böyle olunca da örgütün alt kademesinden yukarıya devamlı kaynak aktarıldığı için bir türlü çökertilemiyor. Sen ağacın dallarına can pompalayan köklerini kesmezsen, dallarını kesmekle ağacı yok edemezsin. Paralel yapı ile mücadelenin topyekûn yapılması lazımdır. Hükümet yukarda örgütün parasal kaynakları kurutmaya çalışırken, bir emirle örgüt tabanından yukarıya devamlı kaynak aktarılıyorsa, mücadele sonuçsuz kalır. Hani Lunaparklarda gördüğümüz bir makine vardır. Bir aygıt üzerinde on tane delik, her delikten de bir baş çıkar. Parayı attığımız da makine çalışmaya başlar. Elinizdeki tokmakla delikten çıkan bir başa vurursun,  o aşağıya düşer, ama başka delikten bir başkası çıkar ona vurursun diğeri çıkar, bu makineye elektrik kablosundan cereyan geldiği sürece deliklerden çıkan bu başlara ne kadar vursan durduramazsın. Tek çare elektriği kesmektir. Paralel yapı ile mücadele de en çok görev de Ak partili il, ilçe ve belde belediyelerine düşmektedir. Çünkü paralel yapıyı besleyen kılcal damarlar, buralarda yaşıyor, kazanıyor ve örgütün üst yapısına kan pompalıyor.   

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR