21 Ağustos 2017 Pazartesi
ROTA BURSA

Pavlov'un köpekleri!

Günlük yaşantımızda elimizde olmayan nedenlerle yaptığımız çok alışkanlıklarımız vardır. Çoğumuz bu eylemlerimizi yaparız, fakat neden yaptığımızı, kaynağının neler olduğunu düşünmeyiz.

Bulutlu bir havada aniden şimşek çaktığında, ya da karanlık ve sessiz bir odada hiç beklemediğimiz bir anda çığlık duyduğumuzda istemeyerek de olsa yerimizden sıçrarız veya biz de çığlık atarız. İşte bizlerde oluşan bu davranış biçimi, büyük bir tehlike karşısında olduğumuz şeklindeki düşüncesinden doğmakta, kendiliğinden istem dışı oluşmaktadır. Zira bu aşamada mantıklı düşünmeye zamanımızda yoktur. Örneğin karanlık bir odadan birdenbire aydınlığa çıktığımızda gözlerimiz elimiz de olmayan nedenlerle kamaşır, sert bir hareketle karşı karşıya kaldığımızda içimizden gelen bir ürperti ile irkiliriz. Soğuk bir kış günü üşüdüğümüzde vücudumuz titremeye başlar, bütün bu tepkiler, insanı oluşturan beden denen o varlığın, kendisini tehlike anında koruma iç güdüsünden kaynaklanmaktadır.

Günümüz biliminde bu tür Saiklere refleks denmektedir. Refleks dediğimiz bu davranış biçimi etki – tepki hareketlerinden doğmaktadır. Refleks içeren davranışlar, öğrenme ve  bilgi gerektirmez. Batılıların doğal selection dedikleri doğal davranış biçimidir.

Ana rahminden dünyaya yeni ayak basmış bir çocuğun ağlaması bir reflekstir. İlahi kudretin kendisine verdiği bir koruma içgüdüsüdür. Bu sebepledir ki reflekssel davranışlar bir yerde hayat ve varlığın işaretidir.

İşte bugünkü bilim anlayışın da şartlı refleks denilen davranışları metotlaştırarak geliştiren İvan Pavlov isimli Rus düşünürü olmuştur. Pavlon’un laboratuarında, üzerinde çalıştığı iki hayvan kurbağa ve köpekleri olmuştur. Pavlon’un ilk deneyleri köpeklerin midesi üzerine idi. köpeğe ilk olarak birkaç kez zil çalınır, fakat köpek tepki göstermez. Sonrada et verilir, bunun üzerine köpeğin salyaları akar.  Sonra köpeğe açıkınca et ile birlikte zil çalınır. Daha sonra et verilmediği halde zil çalındığında köpeğin salya salgıladığı görülür. Pavlon’un bu deneyi de bugünün  ayı oynatıcılarına ilham vermiş, ayının def eşliğinde oynaması, sirklerde aslanın ateş çemberinden geçmesi, sirk köpeklerinin iki ayağı üzerinde  durması yada sahibinin attığı topu kapıp getirmesi, yunusların havuzda topla oynaması gibi olaylarda şartlandırılmış refleks sonunda kazanılan davranışlardır.

Bugünkü gezi park olaylarının temelinde de bir nevi şartlandırılmışlık yatmaktadır. Zira sanal medya dediğimiz internet olgusu, en ücra köylerdeki evlerimize kadar girdi. Çocuklarımız internet ortamında mantıklarını, düşüncelerini ve hatta yaşadıkları ortamı unuttular.

Yeni yetişen neslin idol Allah, Peygamber ve Mukaddes bildiğimiz değerler değil Google denilen ekran oldu. İlk okuldan evine dönen evladımız , ders, düşünmeden, anne – babası ile hasbıhal etmeden internetin huzuruna vardı. İnsanlık üzerinde kötü emeller besleyen odaklarda  bu bilim ve teknik harikasını çok iyi kullandılar, yeni bir internet nesli yetiştirdiler. Bu nesil hiç düşünmedi, kafasını kullanmadı, ekranda çıkan her bilgiyi doğru kabul etti. Bunun sonunda da yeni bir sanal insan tipi gelişti. Bu sanal neslin bir kısmı Pavlon’un  köpekleri gibi  internetten aldıkları emirleri günlerce uygulamaya çalıştı. Onlar için ülkenin geri gitmesi, yakılması yıkılması önemli değildi. Önemli olan Google’ın istek ve yönlendirmeleri idi. Bunu bilen dış odaklı efendileri internet üzerinden öttürdükleri bir zille şehirlerimizin çoğunu kana buladılar. Bugün hala sanal medya üzerinden çalınacak bir zil bekleyerek salyaları akanlar var.

Günümüz dünyasında ve  evvelinde dünyanın bütün diktatörleri Pavlovan zekice kurguladığı bu oyunu oynadılar ve oynattılar. İşin tuhafı bu diktatörler sanal âlemde köpekleşmeyi teşvik ederlerken sonunda kendileri de köpekleştiler. İşte bu gerçek sorun Pavlovun köpekleşmesi sırasında ortaya çıktı. Çünkü kandıran veya kandırdığını zanneden zamanla kendi kandırmacasının nesnesi haline gelir. Şartlandıran yalnıza deneklerinin değil, kendisini de şartlandırır. Pavlov'a da böyle oldu, zil sesine o kadar şartlandırmış ki; 73 yaşında laboratuarına giderken  bindiği tramvayın kampana zilinin, tramvayın duruş zili zannıyla tramvay durmadan atlayarak ayaklarını kırdı. Evine getirdiklerinde köpekler için kurduğu düzeneğin zili çaldı. Pavlov'un ağzı ve dudakları kuruyup kaldı. Gözleri sabit bir noktaya odaklandı.

Umulur ki, herkes Pavlov'un köpeklerinden kendine bir hisse çıkarır. Ben sonuç olarak biraz da ileriye gideceğim, haddim olmayarak İslam bilginleri Yecüç ve Mecur denilen küçük küçük insanlardan oluşan bir kavmi, yeryüzünün bir köşesinde değil, içinde milyonlarca küçük insanlar bulunan internette arasalar daha iyi olmaz mı?

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR