21 Ağustos 2017 Pazartesi
ROTA BURSA

Psikolojik travma

30 Mart’ta Türkiye’yi yerelde yönetecek idareciler seçimi yapıldı. Büyükşehir Belediye Yasası gereği de ilin tamamının tek elden, merkezden yönetilmesinin önü açıldı.  Medeni dünya da halka hizmetin yerin de mi yoksa Merkezin demi daha verimli olacağı hususu da tartışılabilir.

Gezi olayları ile birlikte başlayan süreçte her ne pahasına olursa olsun Başbakanı indirme kurguları muhalefetin tamamı tarafından benimsendi. Aralarına da paralel yapı dediğimiz bir grup da eklenerek planlar yapıldı. Plan gereği önce çeşitli bahanelerle marjinal gruplar sokağa dökülerek, halk üzerinde korku ve panik yaratma algısı yaratılarak önce sindirme harekatı başlatıldı. Sokak eylemleri ve eylemcileri tutmayınca, AK Partiyi içerden yıkma ve yıpratma operasyonu başlatıldı. Genel seçimlerde sofiyane bir şekilde meclise taşınan bir takım milletvekilleri partilerinden travma yavaş yavaş hissedilsin diye tedrici olarak istifa ettirildi. Baktılar ki Başbakanın ayaklarını yerden kesmek için en yakın bakanları hakkında daha önceden hazırladıkları bantlarla yolsuzluk dosyaları hazırladılar. Buda tutmayınca sayın başbakanın açıkladığı üç büyük projenin finans kaynakları olan işadamlarının mal varlıklarına el koydular. Bütün bunlarda yetmedi montaj ve uydurma kaset bantlarla Ak partiyi yok etmeye çalıştılar. Ortada kabak gibi sırıtan bu oyunu fark eden seçmen bu madrabazlara kanmadı ve ülkenin geleceğini ve istikrarını bozmamak için Ak kadrolara belediyeleri teslim etti.

Bu seçimde muhalefeti paralel yapı gaza getirerek kullandı. Kullanılma eski huyları olduğu içinde ses çıkarmadılar ve hatta o kadar ileri gittiler ki sağcı geçinen MHP sola, solcu geçinen CHP sağa kaydı. Bu ikiliyi ekürü yapmak için paralel yapı da kaydırıcı olarak araya girdi... Birbirine zıt bir sürü kutup paralel yapı tarafından kaynaklaştırmaya çalışıldı. Ama bu tezgâhı sezen millet en sonunda hakemliğini ortaya koydu.

Bundan önceki yerel seçimlerde adayların yaptıkları ve yapacakları konuşulurdu. Her partinin gösterdiği aday projelerini ortaya koyar, vatandaş inandığına ve güvendiği bir adayı tercih ederdi. Ama bu seçimlerde muhalefet birleşerek, TV’siyle medyasıyla, sanal iletişim vasıtaları ile topyekûn blok oluşturarak, kendini cemaat sayan dini bir grubu da arkasına alarak total bir savaş başlattı. Bu blok başlangıç da kendilerine güvendiler. Bütün dertleri Başbakanı yemek olan bu topluluğun karşısına da, Anadolu’nun gerçek sahibi halk çıktı. En başta da Sayın Başbakan çıktı. Maalesef tek başına bu savaş Başbakana düştü. Milletin kendine verdiği destekle saldırıları tek başına karşıladı. Yerel seçimi, yerelden olarak genele taşıdır, referandum havası yaratarak, safların dirilmesine ve sıklaşmasına sebep oldu. Referandum havasına kendini kaptıran seçmende, yerel bazdaki adayların hata ve kusurlarını gördüğü halde, görmezlikten geldi.

Eskilerin bir sözü vardır. Yenilen pehlivan yenilgiye doymazmış. Bizdeki muhalefette bir türlü yenilgiye doymuyor. Hani Türk filmlerindeki gibi, artistler aynı,  figüranlar aynı hep beraber kazan kaldırıyorlar, ama birlikte bu kazanın altında kalıyorlar. Bu iş kabak tadı vermiş olacak ki, sayın başbakan balkon konuşmasında bundan böyle karşısına doğru dürüst bir pehlivanın çıkmasını istiyor. Aleyhine olsa bile… Zira devamlı yenilgiye uğrayan bir muhalefet sonunda, iktidarın monotonlaşmasına sebep olur. İktidarın monotonlaşması demek, yenilgi ve yok olmanın başlangıcı demektir.

Bugün ana muhalefet kendince çok olumlu adımlar atıyor. Bilhassa Ankara ve bazı şehirlerde teşkilatı seçimlere hile karıştırıldı diye Y.S Kurulu ve İlçe Seçim Kurulları önüne yığıyor.

Sayın Yavaş’ın yaptığı gibi, basın toplantısı da yapsa, teşkilat mensuplarına önceden tiwwetlerle duyuruluyor. Bu tamamen bir hedef saptırmadır. CHP böyle bir yola başvurmamış olsa, teşkilat yenilginin hesabını partiyi idare edenlerden soracaktır. Buda teşkilatların en doğal hakkıdır. Belki teşkilatların hesap sorması, Genel Başkan dâhil yukarıdakilerin koltuklarının sallanmasına ve hatta çoğunun altından kaymasını doğuracaktır. Üst kademe seçim sonuçlarına büyük bir vaveyla ile itirazlar edince, teşkilatın enerjisi başka yönlere kaydırıldığı için parti içi hesaplaşma yapılamıyor. CHP’nin bugünkü görünüşü, eskilerin tabiri ile “maymuna bak” hikâyesidir. Vatandaşın dikkatini başka tarafa yönlendirmek, sonuçta da el altından bazı işleri,  sorunları halletmek, Bu yönlendirme bir algı saptırmasıdır. Psikolojik bir saptırma durumudur. Bu algı saptırması ile günü kurtarabilirsin ama aklıselim hâkim olduğunda, bazıları kendilerine kaçacak delik arayacaklardır…

                        

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR