24 Ağustos 2017 Perşembe
ROTA BURSA

AK PARTİ BURSA İL BAŞKANI AYHAN SALMAN OLDU!

Solun ikiyüzlülüğü

Bundan 40-45 sene öncesine gidersek, o günün bilhassa sol medyasında El Fetih isimli Filistin örgütünden çok fazla söz edildiğini görürüz. O gün sol cenahta yer alan tüm yasadışı örgütlerin destekledikleri ve hatta bizzat katılarak eylemler yaptıkları bir örgüttü. El Fetih denilen bu örgüt o tarihte Marksist düşünce temelleri üzerine kurulmuş, eylemlerini de bu düşünce üzerinden yürütürdü.  Lübnan da Bekaa vadisinde ve Filistin de bir sürü kampları vardı. Bizdeki o günün solcuları da bu kamplarda eğitilmişlerdi. FKÖ Örgütü Mensubu olmayı ve desteklemeyi de büyük bir övünç kaynağı olarak kabul ederlerdi. Bu örgüt ilk defa Münih olimpiyatlarını basarak tüm dünyada kendinden bahsettirmişti. Bu eylemleri dünya kamuoyunda kendilerine büyük prestij kazandırmıştı. Hatta örgütün önde gelen liderlerinden Leyla Halit isimli kadın terörist bizdeki sol gençliğin idolü kabul edilmişti. Sol tandanslı ve solcu gençliğin nazarında Leyla Halit ismi, Deniz GEZMİŞ gibi İbrahim KAYPAKKAYA gibi isimlerden daha fazla prim yapmıştır. Aynı tarihlerde ise Müslüman gençlik, halkı Müslüman olan Filistin, özgürlük mücadelesinde Marksist bir örgütün önderliğini yapmasını ucube gibi seyrederdi. 70’li yıllarda da toplum aynı bugünkü gibi kamplaştırılmış, basın kuruluşlarından medyasına kadar herkes bu yelpazede yerini almıştı. O kadarki kendilerine belli bir değer atfedilen kavramlar bile çarpıtılırdı.

O günün medyasında Lübnan da iç savaş çıkmış basın bu savaş da yer alan tarafları nasıl oluyorsa “ sağcı Hıristiyanlar, solcu Müslümanlar diye topluma lanse eder, Müslümanları solcu olarak nitelemek bir moda olmuştu.”

90’lı yıllarda El Fetih denilen örgütün başına, rahmetli Yaser ARAFAT geçince, örgütün düşünce yapısı değişerek İslami bir kimliğe bürünmeye başladı. Zamanla El Fetih, Filistin davasının tek savunanı ve özgürlük mücadelesi yolunda, Müslüman Filistin halkını da arkasına alarak mücadeleye başlayınca, bizdeki solcular bir bir bu örgütün eteğini bırakmaya başladılar. Ve hatta bugünün solcuları daha da ileri giderek, önceleri birlikte oldukları Filistin’in yanında değil,  O gün karşısında oldukları İsrail’in saflarında yer aldılar. Bu karşı duruşun tek nedeni F.K Örgütünün İslami kendine referans olarak almasıdır. Bu nedenle bizdeki solcuların kafaları ve fikirleri maalesef bir türlü İslam’la barışmadı. Gerçek Müslümanları bir öcü gibi gördüler. Onun içindir ki Türkiye’deki solcuların en büyük problemi Allah’ladır.

Dünyanın her yerinde sol ve solcular kendilerini hümanist yani insancıl olarak kabul etmişlerdir. Ama bizdeki solcular, maalesef bütün dünyanın savunduğu hümanizmden hiç nasiplerini almamışlardır. Öyleki bu gün Filistin de bütün dünyanın gözleri önünde en büyük insanlık dramı yaşanıyor. Bizdeki solculardan tık yok. Dün üç beş ağaç kesildi diye ortalığı kaos ortamına sürükleyen sözüm ona solculardan bugün 500 den dazla şehit veren Filistin halkının yanında, Katil İsrail’in de karşısında olduklarına dair ne bir kınama, nede bir eylem… Hiç biri yok. Üstüne üstelik çaktırmadan İsrail’i masum gösterecek tavırlar içinde olduklarını görürsünüz. 3 ağaç için sosyal medya da binlerce twwet atarak ortalığı velveleye veren sözüm ona çağdaş ve elit zümreden de hiçbir tepki yok. Anlaşılan bizdeki solun ve solcuların beyinleri satılmış, insani meziyetleri ölmüştür. Sermayenin kucağına oturmuşlar, sermayedarın gözünden solculuk taslamaktadırlar. Onun içindir ki, Türkiye’de sol birkaç sahil kenti ile büyük kentlerin lüks birkaç semtine sıkışmış kalmıştır.

Buna rağmen dünya da hala ezilmiş halkların kim olursa olsun yanında olduğunu, hal ve tavırları ile ve eylemleri ile ortaya koyan, orta Amerika Ülkeleri Venezüella ve Şili Gibi sosyalist devletler de var. Daha dün Şili, Filistin halkının yanında yer alarak İsrail ile tüm ticari faaliyetlerini durdurduğu gibi, Venezüella ise İsrail büyükelçisini memleketinden kovmuştur. Bunlar sosyalist devlet… Bu devletlerin karşısında tarihi sosyal ve dini bağlarla Filistin’le birlikte olması gerekir. Sözüm ona Müslüman bir sürü devletten bu tür bir eylemi görememekte ne hazindir.

Bugünkü konjonktürde Müslüman’ın, Müslüman’dan başka bir dostunun olmadığı, gözümüzün önünde Türkiye’de ve Dünya’daki hadiselerden açıkça anlaşılmaktadır. Safımızı iyi seçmeliyiz. Ahmet’in – Mehmet’in yanında olmak bizi doğruya götürmez. Zira binde birde olsa yanımızdakilerin bizi satma ihtimalleri vardır. Merhum Seyyit KUTUP’UN Yoldaki işaretler isimli kitabında, Müslüman gençliğe doğru yolu gösterirken “düşmanın karşısında olup, ona göre gardını alırsan doğru yoldasın” demektir ki çok doğrudur. Düşman ne yapıyorsa, sen onun tam tersini yaparsan doğru yerdesin ve doğruyu bulmuşsundur.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR