21 Ağustos 2017 Pazartesi
ROTA BURSA

Taylar

Her insanın hayatının bazı evrelerinde dönüm noktaları vardır. Bu dönüşüm bazılarında olumlu sonuçlar doğurarak, halk nazarında ve insanlar nezdinde eski hata ve kusurlarının erimesine ve silinmesine sebep olur. Artık o kişi eski bulunduğu statüsünü terk etmiş, gelecekte ki yaşamını aydınlık bir mecraya sokmuştur. Onun için artık sadece hak ve hakikat vardır, kendini ve inancını da kurtarmıştır.

Bazıları  için de bu dönüşüm müspetten menfiye doğru olur. Kişi dönüm noktasından önceki hayatının her dakikasını dolu dolu en iyi bir şekilde geçirmiştir.  Yaşamı Hak ve insanları memnun etmiştir.  Ancak geçirdiği ruh travması nedeniyle öyle bir başkalaşım geçirmiştir ki, kozasından çıkan bir kelebek gibi tamamen değişmiş, eskiden eser kalmamıştır. Bu dönüşüm bir yerde müminin son nefes de imanını kurtarması veya şeytana satması gibidir. Bu dönüm noktası kişinin kurtuluşuna ve helakine sebep olabilir. Bir ömür boyu kazandığımız tüm iyilikler bir anda “keenlem yekün” dür. Bu döngüyü lehimize çevirmek birazda hakkın takdiridir.

Geçenlerde  AYM’NİN kuruluş yıldönümünde başkanı bulunan Haşim KILIÇ’IN açıklamaları, iktidar ve bazı kesimlerde infial uyandırdı. Zira bugüne kadar, milliyetçi muhafazakar bildiğimiz birisinin bu denli değişikliğe uğraması önce hayret uyandırdı, daha sonrada nefrete dönüşmeye başladı. Çünkü yaşadığımız düzenin çarpık zihniyetlerinden en fazla etkilenen  bu başkandı.

Kendi yaşamından tutun, hanımının  ve ailesinin örtüsü ve şahsi yaşamına varıncaya kadar aşağılandı, hakarete varan sataşmalara muhatap oldu. Malum bazı gazetelerin eski nüshalasını karıştırdığımızda  sayın KILIÇ’A olmadık isnat ve ithamların yapıldığı görülmektedir. İşin garibi KILIÇ’IN kendisi de  bunu bilmektedir. Buna rağmen iktidar ve muhafeletin el sıkıştığı gayet güzel br açılış gününde sayın KILIÇ’IN , iktidarı hedef alan zehir zemberek açıklamaları, ortamın tamamen gerilmesine sebep oldu. Bu konuşmanın içeriğinden fazla, toplumu ve beni en çok zen şey, hakarete varan bu sözlerin bir misafire  karşı sarf edilmesidir.  Sen bu açılış nedeniyle sayın başbakanı, Cumhurbaşkanını ve hükümet erkânını evine çağırıyorsun çağırdığın bu misafirlere de, kameralar karşısında hakaret ediyorsun. Bu ne Türk Misafirperverliği ve ne de başka milletlerin misafirperverliğine uymaz.  Toplantı sonunda sayın Başbakan da mikrofonu alıp aynı üslupla cevap verseydi, kamuoyu  nezdinde devletin en saygın iki kurumunun hali ne olurdu?

Bugünkü bazı dangalakların  diktatör dedikleri bir başbakan uhuletle ve suhuletle hareket ederek, o andaki tepkilerini göstermemiştir.  Geçmiş tarihte ve günümüzde yaşayan diktatörlere karşı yapılan hakaretlerin karşılığı Suriye, Mısır da ve benzeri ülkelerdeki karşılığı acaba bizdeki gibi olur muydu. Sayın başbakan bu harekete karşı sadece resepsiyona katılmayarak gösterdi. Sayın KILIÇ gazetecilere aynı resepsiyon sırasında verdiği demeç de “  açılış da yaptığı konuşma ve düşüncelerin kendi özel görüşü olduğunu” söyleyerek  merdi kıptı sözünü hatırlattı. Zira AYM başkanı cüppesi  ve çatısı  altında sarf ettiğin her söz kendi görüşün olamaz.  Bu görüş mensubu olduğun kurumsal kimliğin sözüdür. Kendisi  bunu düşünemeyecek kadar da cahil değildir.

1961 anayasasının Türk insanı ve Türkiye ye dayattığı en büyük ucubelerinden bir idi. AY Mahkemesinin  ve TAYLAR olmuştur. Yargıtay, Danıştay, Sayıştay Sabutay Vs. gibi. Bu kurumlar TAY’lık dönemlerinde, devrimleri zorla halka benimsetmek amacıyla kurulmuş müesseselerdir. Bu kurumlara da sonsuz yetkiler verilmesine rağmen,  sorumluluk yüklenmemiştir. Siyasi iktidar ve mensuplarına her zaman hesap sorabilirsiniz.

Ama Türkiye de paranla besleyip büyüttüğün kurumlara  ve mensuplarına hesap soramazsın. Böyle  olunca da bu kurum temsil edenler kerameti kendilerinde görür ve her söylediklerini halkın kabulü ve itaate ile karşılanacağı fikrine kapılırlar.

Bu algı devlet kurumlarının kokuşması demektir. 1961 Anayasası ile doğup TAYLAR şimdi büyüdü at oldu ve Millet iradesini tekmelemeye başladı. Son zamanlarda adet olduğu üzere; yüksek makamları işgal eden memurlar emekli olacaklarında, içlerindeki kin, nefret duygularını açıklayarak, toplumdan intikam olduklarını zannediyorlar. Önceki yazılarımızda dediğimiz gibi “ Birileri bu kafalara, kimlerin efendi  olduğunu hatırlatmalı.”  

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR