24 Ağustos 2017 Perşembe
ROTA BURSA

AK PARTİ BURSA İL BAŞKANI AYHAN SALMAN OLDU!

Tırlatmak

Bu tarihten 15 sene kadar geriye gidip, gazete manşetlerine baktığımızda iki önemli olayın peş peşe gerçekleştiğini görürüz. Bu olayların birincisi ve en önemlisi 1999 yılının Şubat ayında Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye teslim hadisesidir. O güne kadar başlayan süreçte Öcalan üzerine düşen görevi yapmış, İran-Irak ve Türkiye üçgenin de yıllarca cadı kazanı kaynamıştır. Sonunda da miadı dolunca Amerikan menfaatlerine faydasının olamayacağını anlaşılınca derdest edilip apar topar Türkiye’nin başına bela olacak şekilde postalanmıştır. Postalanmadan önce o günün hükümetinden “idam edilmeyeceği” konusunda söz alınmıştır. Yargılama sonunda idam kararı verilmesine rağmen, bugün meydanlarda ip atanlar Öcalan’ın boynundaki ipi çıkartmışlar ve ona bir ada tahsis ederek,  görevini özel odasından yönetmesinin önünü açmışlardır.

1999 yılı Şubat ayında Öcalan teslim edildikten sonra Mart ayında bugünkü olayların baş mimarı olan Gülen, sessiz sedasız, sağlık bahanesini ileri sürülerek Türkiye’den alınmış, ABD’nin Ortadoğu’daki Müslüman halkları üzerinde hâkimiyet kurmak ve İsrail’in menfaatlerini korumak amacıyla Pensilvanya’daki villaya yerleştirilmiştir. Amerikan emperyalizmi dünyaya artık Gülen üzerinden pompalanmıştır. Bugün Türkiye’de en ufak bir ticarethane açmak için mevzuat hazretleri önümüze onlarca takoz koyarken, cemaat okullarının Alaska da dâhil dünyanın her yerinde, hiçbir itiraz vaki olmadan bir bir açılması, bu okulların arkasındaki büyük ağabeyi ABD’yi işaret eder. Son çıkan telefon konuşmalarından anlaşılıyor ki, Türkiye’de ve dünyada modern sömürgecilik zihniyeti ile yapılan işlerin dizaynı, kime verileceği ve hatta 15 seneden beri Türkiye’ye gönderilen ananasların kime teslim edileceği dahi, Pensilvanya’dan kararlaştırılıyor. Yıllardır Türkiye’nin kanını emen sülüklerin ihale alabilmeleri için hocanın kapısını aşındırıp huzurunda el pençe divan durduklarını da rahatça konuşmalardan anlayabiliyoruz. Tabi ki; bütün bu ihaleler, rant bölüşümü de herhalde Allah rızası içindir! Zira hocanın Türkiye’den aldığı 1.500TL gibi emekli maaşı da yaşadığı villanın giderlerini karşılıyordur! Koç’a, Süzer’e, MN Günal’a ikramları da bu emekli maaşındandır?

Hem geçimini sağladığın emekli maaşını bu ülkeden al ve hem de karnını doyuran bu ülkeyi yıkmaya çalış… Nasıl bir kafa yapısıdır bu yarabbi…!

Son zamanlardaki kurumlar arasında meydana gelen hadiselere baktığımızda, Türkiye çok kötü bir yöne doğru gidiyor. Asker-MİT ve Emniyet teşkilatları sanki bu millete hizmet için değil de, kendi egolarını tatmin için kurulmuşlar. Bu kurumların hiçbiri kendi işini yapmıyor. Ellerindeki gücü ve silahı birbirlerine doğrultmuşlar… Hiç kimse kendi görev alanını bilmiyor. Hepsi de kendilerine verilen görev ve yetkilerini kullanmıyor, kendilerine durumdan vazife çıkarıyorlar. Reyhanlı patlamasında onlarca vatandaşımız ölürken ve yaralanırken, görev aşkıyla yanan Adana Savcısı hiç oralı olmuyor, MİT’in bir tırı Suriye’deki Türkmenlere inanı yardım götürürken vazifesini hatırlıyor ve bizzat binlerce tır içinden MİT’in tırını durdurup arama yapıyor. Bu da olmadı General rütbesindeki bir işi de yüzlerce askeri ve jemmarları alarak MİT görevlerinin bizzat refakat ettikleri tırları durduruyor, kahraman edası ile görevlileri yere yatırıyor… Dikkat edilirse Türkiye’nin Suriye ve Irak sınırlarından günde binlerce TIR girip çıkıyor. Binlerce tırın hiçbiri aranmıyor, MİT’in tırları cımbızla sökülüp aranıyor. Sanki sınırdan her gün geçen binlerce tırın içinde kuru fasulye var. Herkes biliyor ki kaçakçılık, uyuşturucu, silah ticareti vs. bu tırlar ile yapılıyor. Irak sınırından her gün yüzlerce PKK Militanı girip çıkıyor, Üstelik de askeri karakolları basıyor, Mehmetçiği şehit ediyor, üstelik tarihte eşi görülmemiş şekilde esir alıyor,  Bir tırın peşinde koşan komutan ve kasaba savcılarının hiç umrunda değil... Onların derdi Türkiye’yi yabancı devletler nezdinde “teröristlerle işbirliği yapıyor” görüntüsünü vermek, imajını zedelemek ve yalnızlaştırmak… Tırları arama hadiselerinde izlenen amaç bu… Onun içindeki halktan ve yasalardan almadığı halde görev ve yetkilerini Türkiye’nin menfaatlerine zedeleyecek şekilde kullanan kamu görevlileri derhal yargılanmalıdırlar.

Kamu kurumlarının birbirlerine çelme atma yarışı devleti badireye sürükler. Birilerinin çıkıp bürokrasiye haddini bildirmeli, Efendinin kim olduğunu hatırlatmalı, hâkimiyetin bürokraside değil kayıtsız şartsız millette olduğunu gerçeğini hatırlatmalıdır.  İçimizdeki hainlerin ayaklarımıza taktığı prangalardan kurtulduğumuzda geleceğimiz aydınlık olacaktır. 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR