21 Ağustos 2017 Pazartesi
ROTA BURSA

Yediğin kaba pislemek!

Hani halk arasında öteden beri söylene gelen bir söz vardır. “Yemek yediğin sofraya pislemek” Bu söz umumiyetle besleyip, büyüttüğün aş-iş ve emek verdiğin birisinin, mayası gereği senin iyi niyetini istismar ederek, aleyhine çalışması, seni, arkadan bıçaklaması manasına gelir.

Tarihi gelişimi içinde düşünecek olursak bugün bu sözün cuk diye oturduğu bir kavim vardır. Oda Yahudiler. Dünya kurulalıdan beri Yahudiler, yaşadıkları devletlerin her türlü imkanlarından faydalanmışlar, kendilerine verilen ayrıcalıkları ve iyi niyetlileri sonuna kadar istismar etmişler ve yaşadıkları toplumun ekonomik ve manevi değerlerini tabiri caizse bir sülük gibi emmişler ve semirmişlerdir.

İslam kaynakları ve Tevrat incelendiğinde, mısır halkı içinde yaşayan Yahudiler, faiz ve rant gelirleri nedeniyle halkı sömürmeye ve ekonomik yönden köleleştirmeye başlayınca, bunu sezinleyen firavun onları köylere alın teri ile para kazanmaları için sürdü, bir kısmını da köleleştirdi. Sonunda Hz Musa Peygambere “Beni İsrail Kavmini Mısırdan götürmesi için izin verdi. Ok adar lanet bir millet ki daha mısırdan çıkış da Kızıldeniz’i geçerlerken, Firavun ordusu arkadan yaklaşmaya başladığında Hz Musa (AS) asasını suya vurdu, deniz yarıldı, Yahudilerin bir kısmı geçti, diğer bir kısmı da “ Ya Musa biz ayrı bir kabileyiz diğer kabilenin geçtiği yerden gidemeyiz” dediler ve denizden ikinci bir yol açıldı. Hz Musa AS başlarında olduğu halde Sina Çölünde telef olmamaları için ayeti Kerim de buyrulduğu gibi Cenabı bu kavime her gün gökyüzünden bıldırcın eti ve helva gönderiyordu. Tıynetleri bozuk olan Yahudiler Hz Musa AS ile dalga geçercesine, Ey Musa şu rabbine söyle bize biraz da soğan sarımsak göndersin diye aşağılamaya gittiler. Bu hususu Bakara suresi 61. ayetinde açıkça belirtiler. Bu sınır tanımazlıklarını daha da ileri götüren Yahudiler Hz Harun AS. Öldürmeyi denediler, Hz Musa A.S Tur dağına gidince altından bir buzağı yaparak tapmaya başladılar. Bu azgınlıkları nedeniyle de vaat edilmiş topraklar onlara Cenabı Hak tarafından yasaklandı. Bu husus uzun uzadıya Maide Suresi 20. ve devamı ayetlerde anlatılır.

Yahudiliğin şöyle kısa tarihçesine göz atarsak bu tespitlerimizin doğru olduğu açıkça görülür. Biliyorsunuz Peygamberimiz (SAV) Mekke’den Medine’ye göç ettiği zaman, Medine Şehrinin %40 dan fazlası Yahudi  nüfusu vardı Beni Nadir, Beni Kaynuka ve Beni Kurayza kabileleri bunlardan bir kaçıdır. Peygamber Medine’ye göç ettikten sonra Yahudilerle Medine sözleşmesi ismi altında bir mukavele imzaladı. Bu sözleşme sayesinde Yahudiler ve Müslümanlar barış içinde bir arada yaşamaya başladılar. Ancak İslam dini yerel halk nezdinde çok fazla karşılık bulmaya başlayınca, Yahudiler, sayısal üstünlüğün kendilerinden gittiğini gördükleri  için Peygamberimize ve Müslümanlar’a diş bilemeye başladılar. İslam ordusu Uhud ve Hendek savaşlarında Mekkeli müşriklerle savaşırken İslam ordusunu arkadan vurmak suretiyle, müşriklerle bir olup, birlikte barış içinde yaşadıkları Medineli Müslümanları arkadan vurdular ve Medine anlaşmasını bozdular. En son Yahudi bir kuyumcuya giden bir Müslüman kadını, Yahudi tacir, taciz edince, bu olay bardağı dolduran son damla oldu ve Peygamberimizin daha Hendek savaşı bitiminde, devesinden inmeden Yahudiler üzerine savaş açtı ve tamamını Medine’den çıkardı

Avrupa da yaşayan Yahudi nüfusu azınlıkta idi. Gruplar halinde kara Avrupa devletleri içerisinde yaşamakta idiler. Bir kısmı tüccar olup, çoğu da tefecilikle geçiniyorlardı. Tefecilik sayesinde kendileri büyük para ve güç kazandılar. Bunlardan borç alan halk ise sefalet içinde yaşıyorlardı

16. Yüzyıl Avrupa’sında Yahudi Sermayesi karşısında köleleşen bir toplumun içinden bugünkü Protestanlık mezhebini kuran Martin Luther tamamen Yahudi düşmanı olarak yaşadı. O kadar ileri gitti ki “ Eğer bir Yahudi’ye vaftiz etmek zorunda kalsaydım, onu Elbe köprüsüne götürür, boynuna bir taş bağlayarak aşağıya iterdim.” diyecek kadar ileri giden bir Alman din adamı idi. Hatta bu din adamı “Yahudilerle yalanları üzerine” başlıklı 7 maddelik bir bildirge de yayınlamıştır. Bu bildirgeye göre Yahudilerin Sinagogları ve okulları ateşe verilmeli, mal varlıklarının üzeri tamamen toprakla örtülmeli, bütün dua kitapları ellerinden alınmalı, tefecilik etmeleri yasaklanmalı, malvarlıklarına el konulmalı, Adem’in bütün çocukları gibi alın teri ile kazanmaları sağlanmalı ve ülke dışına sürülmelidir.” şeklinde özetlenebilir.

Başlangıç da aşırı derecede Yahudi aleyhtarı olan Luther’in kurduğu Protestanlık mezhebi, Liberalist fikirleri ihtiva ettiğinden, serbest ortamda bilhassa Kuzey Avrupa ülkelerinde Yahudiler cemaatler teşkil ederek, kapitalizmin ilk uygulamalarını başlattılar. Yahudiler, yaşadıkları toplumu tekrar sömürmeye başlayınca 20. Yüz yıl Avrupa da bilhassa İngilizler, İsrail topraklarında bir Yahudi devletinin kurulmasına öncülük ettiler. Çünkü Avrupa’nın bu kan emicilerden tek kurtuluş yolu bu idi. İspanya ve İtalya çoğu Yahudi’yi sınır dışı edince Osmanlı Topraklarına sığınmak zorunda kaldılar. Hatta o tarihte, bugün çoluk çocuk demeden soykırım yaptıkları Filistin halkı da onları insani amaçlı olarak kabul ettiler. Ama görüyoruz ki yemek yediği sofraya pislemeyi adet edinmiş bir millet olan Yahudilerin Kudüs’te, Gazze’de uyguladıkları mezalimi bütün dünya görüyor ve ne yazık ki seyrediyor. Orada ölenler Müslüman olduğu için de hiç kimsenin gıkı çıkmıyor. Bizim yerli işbirlikçi Cumhurbaşkanı adayı ve onu mecraya sokan Kılıçdaroğlu bugüne kadar mezalimi kınayamadı bile… Bugün topçu diye kendilerini küçümsediğimiz Messi ve Ronaldo bile, maça çıkarken Filistinlilere yapılan zulmü kınayan tişörtlerle çıktıkları gibi, parasal anlamda da büyük destek yaptılar… Yahudilerin Filistinlilere yaptıklarını 3 milyar nüfuslu bir İslam alemi dut yemiş bülbül gibi sessiz sedasız olmasından geçtik, bugün Mısır yönetimi Gazze’nin tek dünyaya açılan kapısı olan tünelleri kapatarak, Filistinli kardeşlerimizin gırtlağını sıkarak, imha edilmesine yardımcı oluyor. Herhalde İslam alemi Yahudi belasından kurtulmak için ahir zamanı bekliyor olmalılar… Zira rivayetler de ahir zamanda Yahudiler, imha edilecek, hatta bir taşın arkasına bir Yahudi saklansa bile o taş dile gelerek burada Yahudi saklanıyor diye dile geleceği günleri bekliyoruz.        

Neticeden İnsanlık, Siyonizm belasından kurtulmadıkça dünyaya nizam ve intizam gelmez. Bilhassa Ortadoğu da yaşayan Müslümanlara, Yahudi tasallutunu defetmedikleri sürece rahat yüzü görmeyecekler. Müslümanlar için lafın bittiği yer gelmiştir. Eylem zamanıdır. Hiç olmazsa bu yangına bir damla suda bizden olsun kabilinden Yahudi firmalarının ürettikleri ürünleri boykot edelim. İftar soframıza Yahudi Menşeyli ürünleri koyarak Filistinli kardeşlerimize de bir kurşunda biz sıkmayalım… 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR