24 Ağustos 2017 Perşembe
ROTA BURSA

AK PARTİ BURSA İL BAŞKANI AYHAN SALMAN OLDU!

Yılbaşı ve çağrıştırdıkları

31 Aralık Salı gününü Çarşamba’ya bağlayan gece yılbaşı gecesidir. Bugün kullandığımız miladi takvimin de başlangıç günüdür. Bu geceyi kutlama geleneği tüm dünyaya Hıristiyanlık inancından yayılmıştır. Zira onların inancına göre İsa (AS) bugünde doğmuştur. Hâlbuki tarihi kaynaklara baktığımızda Hz. İsa’nın kesin doğum tarihi bilinmemektedir. Hıristiyan kaynaklarında bile bir grup 25 Aralık tarihinde Hz. İsa’nın doğduğunu iddia ederken; diğer grup da 7 Ocak’ta doğduğunu kabul etmektedirler. Hâlbuki bu iki görüşte yanlıştır. Dikkat edilirse her iki tarihte kışın en şiddetli olduğu bir zamandır. Yüce kitabımızda, doğum sancıları içinde kıvranan Hz Meryem’e bizzat Meryem suresinin 25. ayetinde Cenabı hak  “Hurma dalını kendine doğru silkele ki üzerine taze olgun hurma dökülsün.” buyurmaktadır. Bilindiği üzere iklim sıcak dahi olsa tüm meyvelerin gelişip olgunlaşması,  güneşin dünyamıza en dik olduğu yaz günleridir. Kışın soğuğunda taze ve olgun hurma olması mümkün değildir. Bu itibarla kış gününde Hz. İsa (AS)’ın doğması kabul edilemez.             

Elhamdülillah bugün yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir ülkede yaşıyoruz. Beynimizin içi, davranışlarımız, adetlerimiz,  kültürümüz velhasıl tüm yaşantı biçimimiz Müslüman’ca olmalıdır. Kendimize bir sembol ve idol kabul edecek isek bu Hz. Peygamberimizin yaşantısı ve sünneti olmalıdır. Ancak biz İslam ümmeti olarak ne yaptığımızı bilmez bir şekilde, bugün olduğu gibi başka dinlerin mensuplarının adetlerini kendi hayatımızda uygulamaya çalışıyoruz. Bu cümleden olarak yaşadığımız şehrin insanlarında, 15-20 günden öncesi yılbaşı hazırlıkları başladı. Kimisi yılbaşı tatilini geçireceği yerin rezervasyonlarını yaptırdı, orta halli bazı ailelerde yurt içinde eğlence mekânlarında masalarını ayırttı. Zengin olma hayalleri ile bir kısmımızda geleceğini kumar ve bahis oyunlarında bulurum gayesi ile piyango biletleri aldı. Şehrin ana caddelerinde yüksek yüksek ışıklı noel ağaçları ile süslendi. Bütün hazırlıklar niye… Kim için yapıyoruz. Eğer Hıristiyanlara özenerek biz bu hazırlıkları yapıyorsak, o zamanda imanımızı ve inancımızı yeniden sorgulamalıyız.               

Hıristiyan alemi bizim inançlarımıza saldırırken yüzyıllardır İslam’ın alameti farikası olan sembollerimizin görünmesini engellerken ,minareleri kendi şehirlerinde yasaklarken Hıristiyanların şehirlerinde cami ve mescit yapımını yasaklarken, onların dini değerlerini bizler niçin öne çıkarıyoruz?... Yılbaşı nedeniyle vitrinlerde özel hediyeler sergilemek, tamamen İslam toplumunun şahsiyet ve kültürünü silikleştirmektedir. Avrupa ve Amerika bizim kentlerimizde, kendi dinlerine ait kutlamaları, bu denli yaygın ve aşikâr olarak gerçekleştirirken,  Taksim ve ulus meydanlarını kendi kutlamalarına tahsis ederken ve hatta yılbaşı devletçe resmi tatil ilan edilirken, Müslümanlar, Newyork’da, Paris’te, Bonn’da, en büyük meydanlarda Kurban bayramını, ramazan bayramını ve hicri yılbaşlarını kutlayabiliyorlar mı? Batının hangi ülkesinde peygamberimizin doğumunu resmi tatil ilan ediliyor? Maalesef bundan önceki yılbaşında olduğu gibi bu yılbaşında da şehirlerimiz öyle bir görüntüye büründü ki, kendimizi Hıristiyan bir ülkede zannetmeniz içten bile değil… Hoş biz bu saydığımız İslami kutlamalarımızı kendi şehrimizin en büyük meydanlarında dahi maalesef kutlayamıyoruz. Kendi kendimize sorarsak güya hepimiz Müslümanız…

Müslüman, düşüncesini de, eğlencesini de kendi imanında ve kendi inancında arar. Bize Allah (cc) ve peygamberimiz (SAV) yeter demeli, başka düşünce ve nasların arkasına takılmamalıdır. Müslüman önce kendi peygamberini ve onun doğum gününü kutlamalıdır. Maalesef çoğumuz kendi peygamberimizin doğum gününü kutlamadığımız gibi bilmiyoruz da… Zahmet edip de kendi değerlerimizi de araştırmıyoruz. Batı treninin arkasına takılmış, şuursuzca kendimizi inkâr ederek, meçhule sürüklendiğimizin farkında bile değiliz. Sanki hepimize narkoz vurulmuş, düşünce meleklerimizi kaybetmişiz.  Müslüman kimliğini ve kişiliğini kendi benliğinde, kendi inancında ve kendi imanın da bulur. Hedefimiz ve menzilimiz Cenabı hak,  lokomotifimiz de Kuran, şimendiferimiz de Hz Muhammed (SAV) olmalıdır. Zilletten ve taklitten ancak böylece kurtulabiliriz.                 

Her Müslüman aşağıda meallerini sunduğum ayeti kerime ve hadislerin ışığında, yılbaşını kutlayıp, kutlamayacağını, kutlarsa bu kutlamanın ne manaya geldiğini bi zahmet düşünsün sorgulayıversin…

“Ne Yahudiler nede Hıristiyanlar, siz onların milletinden olmadıkça, sizden asla hoşlanmayacaklardır.” 2/122

“Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinemesinler” 3/28

“Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar. Oysa İzzet bütünüyle Allah’ındır”

“Bir millet, başka bir milleti taklit ederse,  o milletindir”.

“Mecusilerin nevruz-yılbaşlarını kutlamalarına katılmak küfürdür.”

                                                                  (hindiye)

“Bir adam rabbine 50 sene ibadet etse, sonra nevruz- Yılbaşı geldiğinde, o günü kutlamak için, müşriklerden birine bir hediye verse, küfre girmiş olur.” (Bezzaziye)

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR